24 EYLÜL 2020 PERŞEMBE

BM VE NATO’NUN GÖZ YUMDUĞU İŞGAL VE SOYKIRIM


BM VE NATO’NUN GÖZ YUMDUĞU İŞGAL VE SOYKIRIM

Bir tarafta Soğuk Savaş yıllarından bu yana dış politikasını kritik bölgelerde Rusya'yı safdışı etmek üzerine kurgulayan ve Yugoslavya sonrası süreçte bölgede doğacak boşluğu doldurmak isteyen ABD, bir tarafta tek dinli, tek kültürlü bir Avrupa hayali kuran AB ülkeleri, bir tarafta tarih boyunca hayalini kurduğu Balkanlar üzerindeki hesaplarını, ‘Büyük Sırbistan' hayali kuran ırkçı Sırpları destekleyerek gerçekleştirmeye çalışan Rusya… Ve diğer tarafta adım adım yok edilmeye çalışılan bir ülke… Önce uluslararası kuruluşlar tarafından koruma altına alınarak savunmasız bırakılan, ardından gözü dönmüş canilerin eline bırakılan masum bir halk… Her tarafın hesabında gözden çıkartılan ilk piyon…
Yer: Bosna-Hersek
Tarih: 1992-1995
Fail: Sırbistan
Göz Yuman ve Destekleyenler: BM, NATO, ABD ve Avrupa devletleri
Ölü Sayısı: Üç yıl süren işgal boyunca yaklaşık 250 bin, Srebrenica Soykırımı'nda en az 8.372 masum insan…
SOĞUK SAVAŞ SONRASI ‘YENİ DÜNYA DÜZENİ'
1990'ların başında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte Soğuk Savaş dönemi sona ererken, dünyada dengeler yeniden şekillenmeye başlamıştı. Özellikle Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu gibi jeopolitik ve jeostratejik açıdan büyük önem taşıyan bölgeler, küresel güçlerin yeni hâkimiyet alanları oluşturmak adına karşı karşıya geldiği bölgeler oldu. Soğuk Savaş döneminde Yugoslavya'yı uzun yıllar idare eden ve Sovyetler'le mesafeli bir ilişki kurarak yüzünü Batı'ya dönen Tito'nun 1980 yılında ölmesi, Yugoslavya'nın dağılma sürecini başlatıyordu. Federasyon ancak 90'ların başlarına kadar yaşayabildi ve dağıldı.
Balkanlarda Yugoslavya sonrası süreçte rol almak isteyen küresel aktörler, 80'li yıllardan itibaren planlarını uygulamaya başladılar. Rus yanlısı Sırp lider Slobodan Milosevic'in Yugoslavya'da devlet başkanı olmasının ardından yönetimde Rus yanlısı isimler önemli görevler almaya başladılar. Rusya, ‘Büyük Sırbistan' hayali içindeki Sırp kadroları kullanarak Balkanlar'a yerleşmek istiyordu. Balkanlar, Rusya'nın hem Avrupa devletleri ile olan ilişkileri, hem de Akdeniz ve Kuzey Afrika üzerindeki planları için hayati önem taşıyordu. Bu dö-nemde Sovyetler Birliği de parçalanınca Ruslar bir süre kendi ülkelerindeki sorunlarla boğuşmak zorunda kaldılarsa da, Rusya'nın Balkanlar'a olan ilgisi devam etti.
Öte yandan Soğuk Savaş yıllarından bu yana dış politikasını Rusya'yı kritik bölgelerde saf dışı bırakmak üzerine kurgulayan ABD ve Avrupa devletleri de Balkanlar'da Yugoslavya sonrası süreç için planlar yapıyorlardı. En büyük hedef Rusya'nın bölgedeki nüfuzunu kırmak ve böylece bölgede doğacak boşluğu doldurmaktı. İkinci büyük hedef ise, Yugoslavya'nın dağılmasından sonra, Avrupa'nın ortasında Bosna-Hersek gibi Müslüman bir devletin oluşmasını engelleyerek tek dinli, tek kültürlü yapıyı sürdürmekti. Bu hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için öncelikle Rus yanlısı Sırp kadrolarının tasfiye edilmesi gerekiyordu.
Küresel güçlerin NATO ve BM'nin büyük desteğiyle, Balkanlar'da Rusya'yı nüfuz sahibi yapacak Sırp kadroları tasfiye etmek amacıyla hazırladığı planın ilk adımı, Sırpların suç işlemesinin sağlanması, ikinci adım ise bu suçlar gerekçe gösterilerek Rus yanlısı Milosevic ve ekibinin tasfiye edilme-sini öngörüyordu. Böylece Balkanlar'daki Müslüman nüfus da bu sayede Sırplara kırdırılmış olacaktı. Nitekim öyle de oldu. Bu plan başarılı bir şekilde işledi. Batı ülkeleri yöneticileri ve BM, NATO gibi uluslararası kurumların yetkilileri 1992-1995 yılları arasında dünyanın gözü önünde işlenen soykırım sürecinde Slobodan Milosevic, Radovan Karadzic gibi Sırp yöneticilerle yaptıkları görüşmelerde, kendilerini büyük bir misyonu ifa ettikleri için tebrik ediyor ve herhangi bir müdaha-lede bulunmayacakları izlenimini vererek Sırpları daha da cesaretlendiriyorlardı. Nitekim bu gizli görüşme ve pazarlıklar, daha sonra tutuklanarak Lahey'deki Savaş Suçları Mahkemesi'nde yargılanan Slobodan Miloseviç tarafından dile getirilmiştir.
Soykırım sürecinde, daha sonra yapılacak müdahalelerin gerekçesini hazırlamak adına, daha dramatik tabloların yaşanması için Boşnak halkının BM tarafından ‘güvenli bölge' ilan edilerek koruma altına alınan bölgelere nakledilmesi sağlandı ve daha sonra bu bölgeler korunmayarak daha büyük katliamlara davetiye çıkarıldı. Bu katliamlardan en büyüğü ise, Temmuz 1995'de gerçekleştirilen ve binlerce insanın birkaç gün içinde hayatını kaybetmesine sebep olan ‘Srebrenica Soykırımı'ydı.
BALKANLAR'DA KÖRÜKLENEN ETNİK KIYIM
Yugoslavya'nın dağılmasından sonra federasyonu oluşturan ögeler tek tek bağımsızlığını ilan etmeye başladılar. Bunlardan Slovenya'nın bağımsızlık kararı uluslararası kuruluşlar ve pek çok dünya devleti tarafından hemen kabul görürken, Hırvatistan Sırbistan'ın saldırısıyla karşı karşıya kalarak 1 yıl mücadele etmek zorunda kaldı. Makedonya bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Yunanistan'a karşı diplomatik alanda mücadele verdi. Bosna-Hersek ise 6 Şubat 1992'de bağımsızlığını ilan etmesinin hemen ardından, birçok devlet ve uluslararası kuruluş tarafından tanınmasına karşın Sırp sal-dırısına maruz kaldı.

Yorum Yaz

  462877

-