Mehmet Ali Tekin

BOSNA HERSEK MÜSLÜMANLARININ DİRENİŞ TARİHİ

Mehmet Ali Tekin

upa'nın ortasında 1992-1995 tarihleri arasında, Bosna Hersek'te büyük bir insanlık trajedisi yaşandı. Yüz binlerce Müslüman yerinden yurdundan oldu. On binlerce Müslüman kadın tecavüze uğradı. İki yüz bine yakın Müslüman katledildi…

 

Bosna Hersek tarihine kısa bir bakış

 

Bosna Hersek topraklarında ilk yaşayan topluluklar İllirler ve Keltler'dir. İllirler'in Slav ırkıyla karışmalarının sonucunda BOŞNAK diye bir topluluk meydana geldi. Boşnaklar Hıristiyanlığın Bogomil Mezhebindendi. Bogomil mezhebi ortaçağda yayılmış; Hıristiyanlığın Teslis akidesini reddeden; Hz. İsa'nın tanrının oğlu inancına kabul etmeyip Peygamber olduğuna inanırlar. Haç gibi sembolleri kabul etmezler, alkol içmezler, günde beş kez ibadet ederler, etyemezler; Pazar günü ile birlikte cuma gününü de, kutsal gün sayarlar. Bundan dolayı Bogomil mensubu insanlar Haçlı Hıristiyanlarının tecavüz saldırı ve işkencelerine maruz kalmışlardır.

 

Macar Kralı Büyük Luis'in 1353 yılında ölümünden sonra ilk defa bir Boşnak, Tvrtko I. Kotromanjiç, Bosna topraklarında hâkimiyeti ele geçirdi ve Bosna Kral oldu. Tvrtko Bosna Kralı olduğu sırada, Sırp kralı Duflan öldü ve Sırbistan küçük beyliklere bölündü. Tvrtko I. Kotromanjiç, bu beyliklerin ekseriyetini teşkil eden Sırbistan'ın, batı ve orta kesimlerini de ülkesine katarak, Dalmaçya bölgesinin önemli bir kesimini, hükümranlığı altına alarak, ülkesinin sınırlarını kısa zamanda genişletti. Tvrtko Hanedanlığı 1461 yılına kadar, bölgede hâkimiyetini sürdürdü.

 

Boşnakların Müslüman oluşları

 

Boşnak'ların Müslüman oluşlarıyla ilgili çeşitli nazariyeler vardır. Bir nazariye, Hz. Ömer döneminde, Müslüman tacirlerin bölgeye gelmesinden sonra, Bogomiller arasında Müslümanlığı tercih edenler vasıtasıyla, Boşnakların Müslüman olduğudur. Diğer bir nazariyeye göre, Endülüs (İspanya) Müslümanlarından bazı tüccarların, İtalya üzerinden bölgeye ticaret için gelerek, bölge halkından bazı kimseleri etkilemesiyle, Boşnakların bazılarının Müslüman olmasıdır. Bir başka nazariyeye göre de, Osmanlı dervişlerinin bölgeye gelerek, İslam'ı tebliğ etmelerinden sonra, Boşnakların Müslüman olduğudur. Özellikle Bektaşi dervişler, halka Müslümanlığı sevdirdiler.

Bogomil oldukları için, kendilerini katleden Hıristiyanlardan nefret ederek, kendilerini ayrı bir yere koyan Boşnaklar, Osmanlı döneminde hızla Müslümanlaştılar…

 

Yugoslavya'nın yakın tarihi         

 

Miladi 1870'li yıllara kadar, Osmanlı'nın idaresi altında, Bosna Hersek vilayeti olarak yer alan Bosna; 1877-78 yıllarında meydana gelen Osmanlı-Rus savaşından sonra, imzalanan Berlin Anlaşmasıyla, resmen Osmanlı Devletine bağlı kalmasına rağmen, denetim olarak Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na bırakıldı. 7 Ekim 1908 yılında bir kararnameyle, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Bosna'yı ilhak etti¤ini ilan etti.

 

28 Haziran 1914'de Avusturya Arşidükü (veliahtı) Franz Ferdinand'ın Saraybosna'da bir Sırp öğrenci tarafından öldürülmesi, 1. Dünya Savafl›'n›n çıkmasına sebep oldu. Bosna Hersek, 26 Ekim 1918'de Sırp-Hırvat ve Sloven

Krallığının bir parçası olarak, Sırbistan'la birleştirildi. Yugoslavya 1. Dünya savaşından sonra, Avusturya-Macaristan İmparatorluğundan, birçok yer alarak büyüdü. Yugoslavya adını alan yeni birleşik krallığın, 2. Dünya Savaşı'na kadar

süren devri; iç karışıklar ve özellikle Sırplar ile Hırvatlar arasındaki geçimsizlikler içinde geçti. 1941 yılında Alman ordusu, savaş ilan etmeden bütün Sırbistan'ı,

İtalyan Ordusu da; Slovenya, Dalmaçya kıyılarını ve Karadağ'ı işgal etti. Savaş boyunca, Yugoslavya'da Alman'lara karşı, büyük çapta mukavemet gelişti. Mukavemet ordusunun başında, Kral taraftarı olan Mihailoviç adlı bir subay vardı. Savaşın sonlarına doğru, Ruslar da işe karıştılar ve İngiliz-Rus yardımlarıyla, Josep Broz TİTO, 1944 yılında, Belgrad'ı Almanlar'dan geri aldı ve hâkimiyeti eline geçirdi.

 

Tito önceleri kralcılar ve diğer partilerle birlikte, demokrat bir yönetim kurdu. 29 Kas›m 1945'de Sovyet anayasasının bir kopyası olan anayasayı yürürlüğe koyarak, tek parti dönemi başladı. Tek Parti yönetimi devrinde, Tito Müslümanlara karşı, çok sinsi bir politika güttü. 1945-1960 yılları arasında Yugoslavya'yı imar etme ve yol yap›m› için, bütün Yugoslav halklarını, özveriye davet etti. Bu yol yapım şantiyeleri, bütün Yugoslavya'da yaygın idi. Buralarda çalışan, özel seçilmiş ve gönüllülerden oluşan Hırvat, Sırp kadın ve kızları vasıtası ile Müslüman gençlerin ahlakını, ifsad ettiler. Bu şantiyelerin bulundukları yerlerde kurmuş oldukları birahane ve diskolarda Müslüman gençlerinin nefislerine hoş gelecek ve onları ifsad edecek, her türlü imkân› hazırladılar. Bu ve benzer olayları, Gorni Vakuf'ta yaşayan; 13 yaşında medresede okurken gözaltına alınıp hapsedilen ve daha sonra okumasına izin verilmeyen, Fahriya Hacıabdiç'ten dinledim.

 

aliya-izzetbegovic

 

Bu duruma nasıl gelindi?

 

1980 Yılında Tito'nun ölümünden sonra Yugoslavya sarsılmaya başladı. 1991 yılına gelindiğinde Sovyetler Birliği dağıldı. 1991 yılı Mayıs ayında Yugoslavya

Anayasasına göre devlet başkanlığının, Federasyonu oluşturan

6 Cumhuriyetten biri olan, Hırvatistan'a Hırvat Stjepan Mesiç'e geçmesi gerekirken; Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç başkanlığı devretmedi.  Bu hareket Yugoslavya'nın dağılışını tetikledi. Slovenya Parlamentosu, 25 Mayıs 1991'de bağımsızlık kararını açıkladı. Yaklaşık bir yıldır oluşturdukları ordularıyla da, sınırlarını kontrol altına aldılar. Bundan bir ay sonra, Sırbistan'ın kontrolündeki Federal Ordu, Slovenya'ya saldırıya geçti. Fakat hiç ummadıkları bir direnişle karşılaştılar. Slovenler, Almanya ve Avusturya'dan aldıkları maddi ve manevi yardımlarla bir yıldır hazırladıkları ordu, federal orduya büyük kayıplar verdirdi. Ummadıkları bir direnişle karşılaşan ve çok kayıp veren Federal Ordu; 15 gün içerisinde, Slovenya'dan çekilme kararı aldı ve ateşkes ilân etti.

 

19 Mayıs 1991 tarihinde Hırvatistan'ın bağımsızlığı için referandum düzenlendi. Bu referandumda oy kullanan seçmenlerin yüzde 93'ü bağımsızlığın kabulü yönünde oy kullandı. Krajina Özerk Sırp Bölgesi referandumu boykot ederek, Sırbistan'la birleşmek istediğini ve Yugoslavya'nın bir parçası olarak kalmak istediğini ilan etti. 25 Haziran 1991 tarihinde Hırvatistan bağımsızlığını “Hırvatistan Cumhuriyet'inin Bağımsızlık ve Özgürlük Beyannamesi” ile ilan etti.

Federal ordunun deste¤indeki, Güney Hırvatistan'daki Sırplar; Dubrovnik, Split gibi tarihi şehirleri, denizden bombardımana başladılar. Hırvatistan'da konuşlanan, Federal orduya ait 140.000 (yüz kırk bin) civarındaki asker, Hırvatistan'ın doğusunda ve güneyinde isyan eden Sırplara, büyük bir avantaj sağlamıştı. Bu üstünlükten faydalanan Sırplar, kısa zamanda büyük katliam gerçekleştirdiler ve Hırvatistan'ın, neredeyse % 30 kısmına, hâkim oldular.

Bu arada Almanya Parlamentosu, 19 Aralık 1991 günü Slovenya ve Hırvatistan'ın bağımsızlığını tanıma kararı aldı. 23 Aralık 1991 günü de, bu iki devletin bağımsızlığını tanıdığını açıkladı. Bosna Hersek parlamentosu, 1991 yılı

Ekim ayında, Müslüman ve Hırvat milletvekillerinin oylarıyla, Bosna Hersek'in bağımsızlık kararını aldı. Bosna Hersek parlamentosu, 1992 Ocak sonunda toplanarak, bağımsızlık ilânını referanduma sunma kararı aldı. 29 Şubat 1 Mart 1992 günlerinde yapılan referandumu, Bosna Sırpları boykot ettiler. Oylamaya, Müslümanlar ve Hırvatlar katıldı. Toplam Bosna Hersek nüfusunun % 63'ünün katıldığı referandum sonucunda, % 99 bağımsızlık kabulü yönünde oy çıktı.

Referandum oylamasının devam etti¤i 1 Mart günü, Saraybosna'da

Sırpların yaşadığı bölgelerde ve Parlamento binası yakınlarında siperler oluşturup, sniper (keskin nişancıları) yerleştirildi. Fakat Saraybosna halkından binlerce kişi, parlamento binası önlerine gelip, protesto edince, ortalık biraz yumuşadı, fakat Saraybosna şehri buna rağmen, fiilen ikiye ayrılmış oldu. Bir tarafta Müslümanlar ve Hırvatlar diğer tarafta da Sırplar. Saraybosna'da başlayan bu gerginlik, kısa zamanda; önce Kuzey Bosna'daki şehir ve yerleşim bölgelerine sıçradı. Daha sonra da, Sırp-Hırvat-Müslümanların birlikte

yaşadığı, Mostar gibi şehirlere sıçradı ve küçük çaplı çatışmalar meydana geldi.

 

bige-aliya-izzetbegovic

 

Batının ikiyüzlülüğü

 

Aliya birkaç ay önce başlattığı, Bosna Hersek ordusu oluşturma çalışmalarını, Mayıs 1992'de tamamlıyordu. Aliya'nın açıkladığı bilgilerde, 30 bin komando birliği ve 35 bin de milis gücü yer alıyordu. Buna karşılık Bosnalı Sırpların, 35.000 Sırp milis gücü ve % 80'in Bosnalı Sırplar ve % 20'sinin de Karadağlı Sırplar'dan oluşan, 100.000 kişilik Federal Ordusu vardı. Federal Ordu mensuplarına, Sırbistan-Karadağ'ın oluşturduğu Yeni Yugoslavya, bir çağrıda bulunarak;

Bosna Hersek topraklarını, terk etmelerini istedi. 6 Mayıs 1992 günü yap›lan bu çağrı; sadece dış dünyaya verilen, güya tarafsız kalma mesajıydı. Federal Ordu, kâğıt üzerinde Bosna Hersek'i terk etmişti. Oysa gerçekte, sadece üzerlerindeki Federal Ordu giysilerini çıkarıp, yeni giysiler geçirdiler. Federal Ordu'nun elindeki tüm silahlar, böylece Bosna Sırplarının eline geçmişti. Banja Luka ve Bihaç'ta bulunan hava alanları Sırplar›n elindeydi. Bir süre sonra, Bihaç Sırpların elinden çıkınca, burayı terk ederken, 70 uçağı ve hava alanını tahrip ettiler ve kullanılmaz hâle getirdiler. Banja Luka'da ise, 50'ye yakın uçak ve helikopter bulunuyordu. Uzun menzilli toplar ve havanlar yüzlerceydi. Bunlara ait mühimmat ve küçük silahlar ise, yıllarca yetecek miktardaydı. Üstelik Sırbistan, açıktan açığa, Bosnalı Sırplara yardım ediyordu.

 

former-yugoslavia 

 

30 Mayıs 1992 günü, BM. Güvenlik Konseyi, Yugoslavya'ya karşı ekonomik yaptırım kararı; 9 Ekim 1992 günü de Bosna üzerinde askeri uçuş yasağı kararı ve Eylül 1991'de aldığı, Yugoslavya'nın tamamına uygulanan silah ambargosu kararı Bosna Hersek'i de içine alarak genişletildi.

 

BM.'in bu kararları ilk bakışta, savaşı durdurmaya ve bitirmeye yönelik gibi görünmektedir. Oysa bölge şartlarını bilenler bu kararın, tamamen Sırpların lehine oldu¤unu söylüyorlardı. Sırpların elinde, zaten yeterli miktarda silah bulunmakta ve bu yasak sadece Bosnalı Müslümanlar için alındığı, gün gibi açıktı. Bu gerçeği Bosna Hersek'in Tuzla şehri İmamı Efardi Espahiç, şu sözlerle dile getirmektedir: “Uluslararası platformda tanınmış bir ülkede, buna izin verilmesi, çok utanç verici bir şey. Başkan George Bush'un seçim kampanyasına yardım edecekse, o zaman bir şeyler yapılabilir. Yoksa ne gereği var! İkiyüzlü Batı! Hem müstakil bir devlet olarak tanıyor, hem de yardım etmiyor. Hiç olmazsa, bari ambargo uygulama da, kendi silahımızı bizzat kendimiz temin ederek, kendimizi koruyabilelim. Bari kendimizi savunma hakkımızı kullandırın. Elimizi, kolumuzu bağlayıp mindere itmeyin.”

Evet, BM.'in Bosna'ya uyguladığı silah ambargosunun esas hedefi, Boşnaklardı. Boşnakların silahlanmasını önlemeye yönelikti. Bu hakikat, gün gibi aşikârdı. Bunu teyit eden bir diğer BM kararı, savaşın durdurulması, yani ateş kes kararı alınmasında yaşandı. Savaşın başladığı 1992 Nisan ayından kısa bir süre sonra, iki ay içerisinde, Bosna Hersek topraklarının % 70'ini Sırplar kontrolleri altına almışlardı.

 

Zaman geçtikçe, Boşnaklar hem savaşmayı öğrendiler, hem de her türlü imkânsızlığa rağmen, hafif silahlarla donandılar. 1995 Ekim ayına gelindiğinde Boşnaklar, Sırpların elinde bulunan birçok bölgeyi, geri almayı başarmış ve Sırpların elindeki, stratejik bölgelerde ilerlemelerini sürdürüyorlardı.

 

Bosnalı Sırpların âdeta kalbi sayılan Banja Luka, Müslüman Boşnakların eline geçmesine ramak kalmıştı. Banja Luka'nın kapısı sayılabilecek önem ve konumdaki; Banja Luka'nın 15 km. yakınındaki Sanski Most'u 5. Birlik

Komutanı Atıf Dudakoviç güçlerince desteklenen ve Hase Tiric komutasındaki Kara Kuğular (Crnı Labudovi) tarafından, ele geçirildi. Banja Luka, artık her an Boşnakların eline geçebilirdi. Bu gerçekleşirse, Bosnalı Sırplar kalplerinden vurulmak üzereydi. İşte tam bu sırada, ABD'nin baskılarıyla, BM Bosna Hersek'te ateş kes ilân etti. BM açıkça, Boşnakların ilerleyişini durdurma kararı almıştı. Eğer ateş kes kararı alınmasa ve savaş 3-4 ay daha devam etse; Sırpların Bosna Hersek'te işgal ettiği tüm topraklar, Boşnaklar›n eline geçecekti. BM.'in kararıyla, bunun önüne geçilmiş oldu. 5 Ekim 1995 günü, ateş kes anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya göre fiili ateş kes, 12 Ekim 1995 günü başlayacaktı. 1 Kasım 1995 günü de ABD'nin OHIO Eyaleti DAYTON şehrinde barış görüşmeleri başladı. 21 Kasım'a kadar devam eden görüşmeler neticesinde, % 51 Boşnak Hırvat Federasyonuna, % 49 Bosna Sırp Cumhuriyeti'ne olmak üzere, Bosna Hersek toprakları paylaştırılıyordu. İmzalar da 14 Aralık 1995 günü Fransa'nın başkenti Paris'te atıldı. Böylece Bosna Hersek'te yaşanan Sırp zulmünün üzerine, bir perde çekilmiş oldu.

 

MEHMET ALİ TEKİN - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci-yazar

MEHMET ALİ TEKİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  883501

-