18 EKİM 2018 PERŞEMBE

Hüseyin Yağmur

BÖYLE TARİH YAZILMAZ!

Hüseyin Yağmur

Bugünlerde Kuruluş Döneminin en önemli kurmaylarından ve şahitlerinden Kılıç Ali'nin hatıralarını okuyorum. Kılıç Ali'nin Hatıraları, klasik hatırat kitaplarının aksine bir kişinin değil, üç kişinin kaleminden çıkmış. Kılıç Ali yazmış, oğlu Altemur Kılıç baskıya hazırlamış, gazeteci Hulusi Turgut da derlemiş. Bir döneme şu ya da bu şekilde ışık tutması gereken eser, tam bir tenakuzlar korosu gibi...

Kitabın önsözünde Kılıç Ali 'Atatürk devrimlerinin gerçek tarihinin yazılmadığından bahisle yazılmış olanları hikaye türünden şeyler olmakla' suçluyor. El hak bu beyan doğrudur. Gerçekten de yakın tarihimizin ideolojik bir masal olduğunu biz de çeşitli vesilelerle yazıyoruz.

Ancak Kılıç Ali, bu tesbitten sonra bu tesbite katkı sağlayacak işler yapıyor. Kitabın ilk sayfalarında yer alan ve Altemur Kılıç tarafından kaleme alınmış bölümde; Kılıç Ali'nin Enver Paşa'nın etkisinde olduğu bunun için Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa ile Turan uğruna Azerbaycan'a gitmek üzere olduğu, maddi katkı almak için yanına gittikleri Celal Bayar tarafından milli mücadeleye ve Atatürk'e katılmak üzere yönlendirildikleri, Atatürk'ün Kılıç Ali ve arkadaşlarına uzun süre Enver Paşa'nın ajanı  muamelesi yaptığını yazıyor. (Shf. 14-15)

Hal böyleyken Kılıç Ali; İzmir'in işgali üzerine iki arkadaşıyla Mustafa Kemal Paşa'nın yanına gitmeye karar verdiklerini, Celal Bayar'dan yardım aldıklarını, 1 Eylül 1919 günü Sivas'ta Atatürk'e katıldıklarını, Atatürk'ün Dayızadesine 'Benimle konuşmadan Kafkasya'ya gitmesin' dediğini anlatıyor. (Shf. 51-52-53)

Özetle; Oğlu Altemur Kılıç,  Celal Bayar'ın babasını ikna ettiğini anlatıyor, Kılıç Ali kendisinin gitmek istediğini söylüyor. Oğlu 'Enver Paşa'nın ajanı muamelesi gördüler' diyor, kendisi 'Mustafa Kemal davet etti' demeye getiriyor.

Mustafa Kemal kendi davet ettiği adamlara Enver Paşa'nın ajanı muamelesi neden yapsın? Garip değil mi?

Kılıç Ali'nin bu sayfalardaki anlatımı bir gerçeği bir kez daha gözler önüne seriyor. Kılıç Ali  “Mustafa Kemal'in Samsun'a çıktığı günlerde 'Ege'de Yunanlılar Akhisar cephesinde durdurulmuşlardı. Ali Fuat Paşa İngilizleri Eskişehir'den çıkartmıştı.” (Shf. 52) diyor. 

Hal böyle olunca yoktan var edilme, her şeyi 19 Mayıs 1919'dan başlatma tarih tezi de en yetkili ağızlar tarafından yalanmış oluyor.

……………….

Tarihimizin galiplerin ağzından anlatılmış bir bilim kurgu masalı olduğunu gösteren bir başka örneğe de Selahattin Adil Paşa'nın hatıralarını okurken rastladım. Çanakkale savaşında komutan olarak görev yapmış Selahattin Adil Paşa, Resmi ideolojik tarihimizde “Ben size ölmeyi emrediyorum” diye başlayan ve  bir kahramanlık hadisesi olarak anlatılan meşhur olayı bir başka bakış açısıyla şöyle anlatıyor: V. Ordu Kumandanı Mareşal Liman Von Sanders, aralarında Yarbay Mustafa Kemal Bey'in de (Atatürk) bulunduğu astlarının çoğunun kanaatlerinin aksine, düşmanın Saroz Körfezi ile Arı burnu ve SeddülBahir bölgelerine çıkartma yapacağını düşünüyor ve ona göre önlemler alıyordu. Bu düşüncenin yanlışlığını birkaç gün sonra Anafartalar Çıkartması başlayınca kendisi de anlamıştı.(Sarıbay,1982:257)

(…) Binbaşı Fevzi Bey, bir taarruz yapılmasına lüzum görmediklerini, bugün asli kuvvetlerin cepheye yanaştırılıp arazi, bölge ve taarruz hedeflerini görüp tanımalarına ve YORGUNLUKLARINI GİDERMEYE BIRAKIP (9 AĞUSTOS'TA) ŞAFAKLA TAARRUZA GEÇİLMESİNİN UYGUN OLUNACAĞINI, güney grubunda ilk çıkartmalar sırasında yaptırılan kanlı ve sonuçsuz saldırılardan ders almış olduğundan bildirdi. Grup kumandanı tümen kumandanlarının bu görüşlerini hal ve duruma uygun bularak saldırının (9 Ağustos) sabahı yapılmasını kabul etmiş ve orduya da bildirmişti. Bu karar ve grup emrinin çok yerinde olduğunu uygulama göstermiş ise de, kurmay sınıflarında kendisinden çok faydalandığımız ve değerli bir kumandan olan Fevzi Bey'i üzerine aldığı bu ağır sorumluluktan dolayı, takdir yerine Liman Paşanın tekdirine uğramaktan kurtaramamıştı. (Sarıbay,1982:260-261)

Ben bu bilgiye Hüseyin Kazım Kadri Bey'in kitabında da rastladım.

Özetleyecek olursak; Binbaşı Fevzi Bey, daha önceki kanlı ve sonuçsuz saldırılardan ders almış olduğundan, ordunun dinlenmesini ve ertesi sabah saldırının yapılmasını öneriyor. Ancak Çanakkale'de Türk Ordusunun başında buluna Alman General bu teklife sıcak bakmıyor. Saldırı da ısrar ediliyor ve bütün alay şehid oluyor.

Biz de yapılan bu yanlış askeri manevrayı kahramanlık destanı olarak tekrarlayıp duruyoruz.

Sahi bizde  hala;

1.Dünya Savaşında Osmanlı Ordusu saflarında bulunan Alman Subayların askerlik uygulamalarını inceleyen çalışmalar ve  analizler neden yapılmıyor?

Bu konu ile ilgili neden makaleler yok?

(Ben bir Alman Subayın Hatıralarını okudum. Osmanlı Ordusu saflarında bir subay iken Van ve Erzurum'da Ermeni soykırımı(!) yapılmış gibi anlatıyor.)

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

  1. Asakir mansure ordusu türk milletinin evladını piyon olarak kullandı bir asır Anadolu'nun yetimler dullar yurduna çevirdi. Son final savaşı daha da feceat ile dolu bir yıkım getirdi..

  2. Düşünebiliyor musunuz...ülkemizde her askerimizin bir komutan olma kabiliyetinde Seyit onbaşı gibi olduğunu bilerek elin Van Sanders’ini dinleyeceksin...hedef saptırırcasına seni başka yöne yönlendirecek...bunu vatandaş olarak herkes farkında...Yunan’ı Akhisar’da durduran millet....izin verilseydi İzmir’de de durdururdu diye düşünüyorum.....

Yorum Yaz

  639442

-