20 KASIM 2019 ÇARŞAMBA

Fahri Sarrafoğlu

BU ÇEŞME İSTANBUL’DAKİ DİĞER ÇEŞMELERDEN ÇOK AMA ÇOK FARKLI

Fahri Sarrafoğlu

İstanbul'da Süleymaniye Camii'nin önündeki bu tarihi çeşme İstanbul'umuzda bulunan diğer çeşmelerden çok ama çok farklıdır. Farklılığı, hem mimarı açıdan hem de yapılma sebebi açısından. Çünkü çeşmenin mimari tarzına bakarsanız çadır biçiminde yapılmıştır. Peki, neden çadır biçiminde yapılmış, neden diğer çeşmeler gibi bu çeşmenin de dört yüzünde su akmıyor da sadece bir yüzünde su akıyor? Hepsinden önemlisi bu çeşmenin adı ne? Mimar Sinan bu çeşmeyi neden yapmış?


Hazırlayan: Fahri Sarrafoğlu


Çeşmenin yapılış hikayesine değinmeden önce Süleymaniye Camii'ni yaptıran Cihan Padişahı Muhteşem Kanuni Sultan  Süleyman'nın daha temel atılmadan vermiş olduğu fermana dikkat edelim. Fermanda şöyle deniyordu: “Sakın camide çalışan kullarımın yevmiyesi geciktirilmeye, günlük olarak verile.” Sultan Süleyman'ın Süleymaniye Camii'nin mimarı Mimar Sinan'a gönderdiği fermanda “…Aman dikkat idesüz! Cami hayrında çalışan kullarımın hakları alnının teri kurumadan verile! Hesaplar dikkat yapılıp, hesap hatası yapılmaya!” İşte bu fermana kulak veren Mimar Sinan cami inşaatında çalışanların yevmiyelerini önceden yaptığının aksine haftalık olarak değil günlük olarak vermeye başladı. Bunun için de Caminin avlusuna bir çadır kuruldu, bu çadırın adı “Hesap Çadırı” olarak bilinirdi. Yani herkes işi bitince bu çadıra gelir, buradan yevmiyesini alır giderdi. Neden günlük diye sorarsanız, çalışanın alnının teri kurumadan verilmeliydi de ondan. İkinci olarak da belki aynı işçi yarın sabah gelemeyebilir, hakkı zayi olmasın diye…

 

İŞÇİLERİN SORUNLARINA DA ÇÖZÜM BURADA BULUNUYORDU

Usta mimar, Sinan, bu çadırı sadece yevmiye dağıtmak için değil aynı zamanda bir çözüm merkezi gibi de kullanarak, işçilerle ustalar arasındaki meseleleri de burada çoğu zaman bizzat kendisi çözüyordu. Öyle ki tebdîl-i kıyafet gezen Sultan Süleyman, bazılarına da kendisi şahit olmuş ve “Şükürler olsun ki cami yapılırken hiçbir kulun hakkına girilmiyor” diyerek Sinan'ı övmüştür. Çadıra gelen işçilerin, ustaların ayrı ayrı meseleleri veya varsa şikâyetleri   dinlenir, dinlendikten sonra hemen cevap verilmez, bir gün sonra tekrar çağrılırdı. Bunun sebebi ise ola ki sinirden söylenmiş sözler olur, siniri geçer şikâyetini geri alır veya ertesi güne kadar şikâyet edenin şikâyeti giderilirdi. İşte onun için bu hesap çadırı halk arasında o kadar meşhur olmuştur ki, halktan birçok kişi de buraya giderek kendi mahallindeki birçok sıkıntılarını burada dile getirmeye çalışmışlardır.

 

HESAP ÇADIRI HESAP ÇEŞMESİ OLDU

Süleymaniye Camii tamamlanmaya yakın, Tiryaki Çarşısı'nın baş tarafında bulunan yere Mimar Sinan bu hatırayı yaşatmak hem de daha sonra geleceklere bir ibret vesikası olmak üzere bir çeşme yaptırmayı düşünür. Bu çeşmeye  (Hesap Çeşmesi) ve (Çadır Çeşme) de denilmektedir. Hesap Çeşmesi denilmesinin sebebi, külliye'nin yapılması sırasında burada yüksekçe bir yere çıkan Mimar Sinan'nın belirli zamanlarda yanında çalıştırdığı ustalara yevmiyelerini dağıtmış olmasıdır. “Çadır Çeşme” denilmesinin sebebi ise zamanında çeşmenin yerinde Çadır olup, yevmiyeler buradan günlük olarak dağıtıldığından çeşmenin kulağı çadır şeklinde yapılmıştır.  Küfedeki taşından dört yüzlü olarak yapılan çeşmenin köşeleri kesiktir. Bu kesintiden ortaya çıkan kenarlar başlıklı düz sütunlar halindedir. Sütunların başlıkları hizasından hafif çıkıntılı bir korniş çeşmeyi çevirmektedir. Barok üslubun hakim olduğu olan bu yassı payeler cepheleri hareketlendirmektedir. Duvarlar sade ve süslemesizdir. Çeşmenin yalnız bir cephesine ayna taşı konulmuştur. Bu yüzde korniş ile yapının kurşunla kaplı sivri külahının ikinci korniş arasındaki boşluğa su ve çeşmeyi öven ayetler celi sülüs hatla yerleştirilmiştir.


MAHALLE ÇEŞMELERİ DERT DİNLEME ÇEŞMELERİ OLUYOR

Mimar Sinan'ın yaptırdığı bu çeşmeden sonra daha sonraki hayır sahipleri de yaptırdıkları çeşmelerin böyle olmasını istemişlerdir. Bu yüzden çeşmenin bir yerine “Çadır” resmi ya da çadır figürü koyarak, ahalinin burada derdini söylemesini, en azından içini boşaltmasını, suyun akıp gitmesi gibi sıkıntılarının da burada akıp gitmesini ümit ederek, bu şekilde çeşmeler yaptırılmıştır. Rivayet odur ki bir zamanlar İstanbul'da bu çeşmelerden epey miktarda vardı…

 

 

FAHRİ SARRAFOĞLU - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, Yazar, Manevi Şahsiyet Eğitim Uzmanı1966 yılında Aksaray’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Aksaray’da tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Bir yıl Londra’da dil eğitimi aldı. Daha sonra Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesini de bitirdi ve “Din Psikolojisi” alanında çalışmalar yaptı. Bu alanda İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öncelikli olmak üzere birçok psikolojik eğitimlere katılarak Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği’nin sertifkalarını aldı.Gazeteciliğe 1990 yılında İhlas Holding’de “Turkey” İngilizce ekonomi gazetesinde başladı. Aynı yayın grubu ile bir de dergi çalışmalarını yürüttü. İstanbul Kuyumcular Odası ile birlikte Gold News kuyumcu dergisini çıkardı. İHA’da Ekonomi Müdürü olarak çalışmaya devam etti. Çeşitli radyolarda haftalık programlar yaptı. Gazetecilik ve yazarlık mesleğine ara vermeden MÜSİAD basın danışmanlığı ve Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Aynı zamanda Akit Gazetesinde ekonomi yazıları yazdı ve röportajlar yaptı. 1998 yılından 2013 yılına kadar ise Yeni Şafak gazetesi ekonomi servisinde çalışmalarını sürdürdü.Bu süre içerisinde çeşitli internet sitelerinde sanat,iş, ekonomi ve akademik çevrelerle özel röportajlar yapmıştır. Aynı zamanda farklı dergilerde kişisel gelişim, İstanbul gibi konular başta olmak üzere çeşitli yazı ve röportajları yayınlanmıştır.Sarrafoğlu aynı zamanda İSTANBUL’un SIRLARI adıyla İstanbul’u tanıtan ve sevdiren sunumlar yapmakta, İstanbul’u farklı bir gözle gezmekte ve gezdirmektedir.Yine kişisel gelişim konusunda D.K.D (Düşün Konuş Dinle) eğitim seminerleri- Basın ve Halkla İlişkiler Semineri –Morİnek(Farkındalık) adıyla çeşitli eğitim seminerleri de vermektedir. Sarrafoğlu, evli ve dört çocuk babasıdır.Röportaj dalında MÜSİAD ödülü sahibidir.

FAHRİ SARRAFOĞLU DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  144113

-