Fahri Sarrafoğlu

BURADA BİR GARİP ELÇİ YATAR

Fahri Sarrafoğlu

“Müslümanların hakkını savunan Cafer Baba”

İstanbul'da sahabeleri biliriz, İstanbul'un fethine katılmış gazileri, şehitleri biliriz. Ama İstanbul'da bir türbe var ki bu yıllardır sizlerden ziyaret ve Fatiha bekler. İsmi Cafer El Mansur'dur. Halife Harun Reşit'in İstanbul'a gönderdiği büyükelçisidir. Görevi İstanbul'da bulunan Müslümanların akıbetini araştırmak, takip etmek, onların hakkını savunmaktır. O yıllarda Kocamustafapaşa'da da bir Müslüman Mahallesi bulunuyordu. Gel gelelim elçiye zeval olmaz diye bilirken dönemin Bizans İmparatoru elçiyi bu zindana attırdı ve sonra da zehirletti. İşte hikâyenin devamı:

İMPARATOR ELÇİ DOKUNULMAZLIĞINI TANIMADI
Eminönü'nde, bir zamanlar tarihi yarımadayı kuşatan surlardan geriye sadece Zindan kapı ve Zindan Han'ın arkasındaki kule kalmıştır. Kule, Baba Cafer Kulesi adıyla bilinir. Baba Cafer (Peygamber soyundandır), Harun-el Reşid'in Bizans imparatoruna gönderdiği elçiydi. Diplomasi saygısı olmayan imparator onu bu kulede hapsetmiş ve Baba Cafer burada vefat etmiştir. Fetihten çok sonra mezarı kulenin ikinci katında bulunmuştur. Kaynaklarda “Baba Cafer, Seyyîd Baba Cafer, Cafer-i Ensârî, Cafer-i Sâdık” gibi isimlerle anılmıştır. Baba Cafer hakkındaki rivayetlerin kaynağı Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesidir. İmam-ı Hüseyin (r.a.) soyundan olup Abbasi halifelerinden Harunü'r-Reşid döneminde (786-809) Şeyh Maksud ile birlikte elçilik vazifesiyle Bizans'a gönderilmiştir. Baba Cafer ve Şeyh Maksud, Bizans İmparatoru I.Nikeforos tarafından kabul edilmişlerdir. O sırada Bizanslılarla Müslümanlar arasında bir çatışma çıkmış, çok sayıda Müslüman öldürülmüş ve cesetleri de meydanda bırakılmıştı. İmparatorla görüşme sırasında bunun hesabını sormak isteyen Seyyid Baba Cafer, bugün mezarının bulunduğu yerin yanındaki zindana hapsedilir ve daha sonra da zehirlenerek şehit edilir. Baba Cafer ile birlikte gelen Baba Maksut İmparatoruz yola getirmiş ve bütün Müslüman şehitlerinin gömülmesini sağlamıştır.
ZİNDANCI DA MÜSLÜMAN OLDU
Baba Cafer'in kerametlerinin çokluğundan söz edilir. Bunlardan birine göre Bizans İmparatoru Nikeforos'un emriyle zincirlenmiş, bir süre sonra zindancı zincirin olmadığını görmüş ve onu tekrar zincire vurmuştur ancak, bu zincir de yok olmuştur. İşte bu ve buna benzer kerametleri gören zindancı da Müslüman olur. Fakat zindancının da Müslüman olduğunu duyan imparator onu da öldürtüp oraya gömülmesini ister. İşte içerideki iki mezarın hikayesi kaynaklarda bu şekilde anlatılır.

KADINLAR HAPİSHANESİ OLARAK KULLANILDI
Osmanlı döneminde de kule uzun zaman hapishane olarak kullanılır. Burası bir zaman kadınlar hapishanesi, daha sonra uzun zaman da borçlular hapishanesi olarak kullanıldı. Borçlular pencerelerden bağırıp yalvarır, arada bir hayırsever biri de borçlarını ödeyip içlerinden birini kurtarırmış. Bu bölge hâlâ Zindankapı adıyla anılır.
İLK DOĞAN ÇOCUKLAR BURAYA GETİRİLİRDİ
Evliya Çelebi'nin verdiği bilgiye göre, bir türlü söz dinlemeyen haşarı çocuklar da bu türbeye getirilir, yaramazlıklarından vaz geçmesi için Baba Cafer'in kabrine yüz sürdürülürmüş. Kemik hastalığına uğrayanlar, üç-dört yaşına gelip yürümeyi beceremeyen çocuklar da buraya getirilirmiş. Bu gelenek günümüzde de sürdürülüyor, çaresiz dertlere yakalananlar dertlerine deva bulmak için Baba Cafer'in türbesinin eşiğini aşındırıyor.

Baba Cafer Türbesi, İstanbul şehir surlarının Haliç kulelerinin bitişiğinde bir zindan içerisindedir. Türbe dikdörtgen planlı, tahta zeminli olup, üzeri beşik tonozla örtülüdür. Türbenin içerisine Zindan Han'dan dar ve demir bir kapıdan girilmektedir. Bu kapı 1990 yılında Zindan Hanı'nın restorasyonu sırasında kapatılmıştır. Türbe içerisinde bir su kuyusu bulunmaktadır. Aydınlatılması beş küçük mazgal deliği ile sağlanmıştır. Sultan II. Mahmut zamanında bu türbe onarılmış ve bunu belirten bir kitabelerden biri demir kapının arkasına, diğeri de sokak kapısının üzerine konulmuştur.

FAHRİ SARRAFOĞLU - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, Yazar, Manevi Şahsiyet Eğitim Uzmanı1966 yılında Aksaray’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Aksaray’da tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Bir yıl Londra’da dil eğitimi aldı. Daha sonra Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesini de bitirdi ve “Din Psikolojisi” alanında çalışmalar yaptı. Bu alanda İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öncelikli olmak üzere birçok psikolojik eğitimlere katılarak Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği’nin sertifkalarını aldı.Gazeteciliğe 1990 yılında İhlas Holding’de “Turkey” İngilizce ekonomi gazetesinde başladı. Aynı yayın grubu ile bir de dergi çalışmalarını yürüttü. İstanbul Kuyumcular Odası ile birlikte Gold News kuyumcu dergisini çıkardı. İHA’da Ekonomi Müdürü olarak çalışmaya devam etti. Çeşitli radyolarda haftalık programlar yaptı. Gazetecilik ve yazarlık mesleğine ara vermeden MÜSİAD basın danışmanlığı ve Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Aynı zamanda Akit Gazetesinde ekonomi yazıları yazdı ve röportajlar yaptı. 1998 yılından 2013 yılına kadar ise Yeni Şafak gazetesi ekonomi servisinde çalışmalarını sürdürdü.Bu süre içerisinde çeşitli internet sitelerinde sanat,iş, ekonomi ve akademik çevrelerle özel röportajlar yapmıştır. Aynı zamanda farklı dergilerde kişisel gelişim, İstanbul gibi konular başta olmak üzere çeşitli yazı ve röportajları yayınlanmıştır.Sarrafoğlu aynı zamanda İSTANBUL’un SIRLARI adıyla İstanbul’u tanıtan ve sevdiren sunumlar yapmakta, İstanbul’u farklı bir gözle gezmekte ve gezdirmektedir.Yine kişisel gelişim konusunda D.K.D (Düşün Konuş Dinle) eğitim seminerleri- Basın ve Halkla İlişkiler Semineri –Morİnek(Farkındalık) adıyla çeşitli eğitim seminerleri de vermektedir. Sarrafoğlu, evli ve dört çocuk babasıdır.Röportaj dalında MÜSİAD ödülü sahibidir.

FAHRİ SARRAFOĞLU DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  073184

-