5 HAZİRAN 2020 CUMA

Yunus Ekşi

BÜROKRASİ EĞİTİMİNDE RESÛLULLAH

Yunus Ekşi

Hz. Peygamberin ashabıyla ilişkisi yeniden masaya yatırılmalıdır. Hz Peygamberin ashabı ile olan ilişkisine yakından bakıldığında bürokratik bir hiyerarşi olmadığını görürsünüz. İnen vahiyler uyarınca Hz Peygamber ashabıyla belli bir ortamda bir araya geliyor, ortamda oluşan ruh  (Vahy ruh) onları kuşatıyor ve fıtrî ve çok doğal bir yakınlaşımla gelişiyordu.

Batı tipi etkilenen günümüz müslümanlarının  bir kısmında olduğu gibi, müslümanları kategorize  ederek, bir polit büro işleyişi göremezsiniz. Mümin olmak vasfı, birlikte iş yapmak için yeterli bir vasıftı. Elbette ki Hz Peygamber istihdamda belli nitelikleri gözetiyordu.

Ancak günümüzde bazı müslümanların anladığı gibi katı bir bürokratik şekillenme çerçevesinde değil, doğal ve fıtrî çerçevede bu gerçekleşiyordu.

Allah için birbirlerini seviyor, birbirlerini kırmamak için azami hassasiyet gösteriyorlardı. Ne oldu ise Resulullah'ın vefatından sonra oldu. Ama günümüzde oluşan birçok yapay yapılarda ise bir araya gelme ve oturup kalkma sonrası, kalpler birbirine daha da ısınması bir yana,  daha ziyade birbirinden uzaklaşmaya ve soğumaya neden olmaktadır.

İşte bunun temel nedeni vahyin üzerlerindeki tehsir gücünü kaybettirilmesidir. İşte bu bir tercih meselesi olarak iradenin bükülmesiydi. Vahyin sorumluluğunu unutturan dünyevi çıkarların daha öne çıkmasıydı.

Bugün terkedilen vahyin kendisi olduğu için, onu öğreten, onu yaşama taşınması gerektiğini söyleyen peygamber de terkedilmiş, onun yaşam sünneti olan Kur'an buyrukları olduğu halde; sakala, cübbeye, güzel Kur'an okumaya hapsedilmiştir.

İşte karşımıza çıkan, Allah ile peygamber arasını bir şekilde ayıran Kur'an'sız müslümanlar, peygambersiz müslümanlar...

Bunların temel ortak yönü sistemle sorunlarının olmayışıdır. Kendince gerekçeler üretirler sisteme bir şekilde entegre olurlar.

Bu iki tip müslümanın kendilerinden duyduğumuz temel bir ortak söyleminde sözümüzü güçlendirecek şekilde örnek verecek olursak söyledikleri şudur; evet faiz haramdır ama...

İşte bu haram dedikten sonra ama cümlesi kendinden önceki kabulü de bir yönü ile red etmenin örtülü adı oluyor. Birçok insanın durumu, bu tespitimiz hoşlarına gitmesede gerçek maalesef budur.

Allah imanın şartı olarak müslümanların faizden vaz geçmesi gerektiğini, aksi halde Allah ve elçisi ile savaş hâlinde olacaklarını, faizden vazgeçilmediği takdirde ebedi cehennemde olunacağı açıkça vahyin tehditkar hüküm nitelikli haberi olduğu halde; sizin kuracağınız ama, fakat cümleleri sizi kurtaramayacaktır.

Bu ara güzergah dan sonra tekrar konumuza dönersek,

Müslümanlar arasında sadece  mahkeme  salonu gibi oluşturulan ortamlarda, asık suratlar ve birbirlerine hesap sormaya hazırlanan ve defterini dürmeye hazırlanan bir çalkantılı anafor oluşuyor.

Sıkıntılı ruhlar  bu anormal duruma bir kılıf da kolayca bulabiliyorlar. Davet yolunda güya meşakkatler...

Halbuki yapılan çabalar, hikmetsiz, fıtratları zorlayan yapay zorlama ve kendi kendine yük yüklemeden başka bir şey değildir. Bütün bunlar, Peygamberin nebevi mücadele ruhuna uygun değildir. İlahi rahmet de bu yüzden gelmemektedir.

Peygamber etrafındaki dostlarıyla ashab/arkadaş oluyordu "Ashab "olmak, aslında tabir yerindeyse bugünkü karşılığı, kelimenin tam anlamıyla "ciddi bir dostluk bağı" kurmaktır. Hz Peygamber etrafındakilerle birbirleri üzerinde psikolojik baskı uygulayacak, bürokratik bir oligarşi kurmuş  da değildi.

Etrafında bulunan herkes, kadın, erkek çocuk, yetişkin, köle efendi, fakir, zengin kim olursa olsun hepsi "kendilerini" gerçekleştirecekleri, özgür bir ortamda olduklarını  hissediyordu.

Şahsiyetlerini kurmaları ve geliştirmeleri  noktasında, onları köstekleyen veya  engelleyen değil, bizzat yardımcı olan ve önünü açan bir şahsiyet olarak, tebarüz ediyordu.

Şimdi ise müslümanların önderleri, insanları kendi çevrelerinde pervane gibi dönmelerini, kendi yargılarının bütün tabilerince benimsemesini istiyorlar.

Zihinsel gelişmeyi, vahyin öğretmenliğinde öğreten bir peygamberden sonra geldiğimiz acı durum ortada...

Selam ve dua ile

 

YUNUS EKŞİ - TERCÜMEİHÂL

YUNUS EKŞİ DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  738613

-