31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

BÜROKRASİ PARTİSİ İKTİDARINI KORUYOR

Hüseyin Yağmur

Çeşitli ortamlarda hep söylüyorum. Türkiye'de farklı görüşlerden partiler İktidara gidip gelse de aslında ‘Bürokrasi Partisi' sürekli iktidarda oldu. Bürokrasi Partisinin iktidarı, zaman içerisinde kesif bir ‘tek parti iktidarı'na dönüştü.

 Rahmetli Menderes'ten sonra en uzun iktidarda durma başarısını gösteren AK Parti iktidarı dahi hala Bürokrasi Partisi'nin kıskacında gibi. Bürokratik Diktatörlük o kadar güçlü ki Ak Parti'nin bu diktatörlüğü yenebilmesi için çok özel manevralar geliştirmesi lazım.

 Birkaç örnek vereyim: Bir şehirde genel müdür olan bir şahısla randevulaştık. Bir bürokrata karşı üç siyasi tertibindeyiz. Bürokrat birinci randevusunu iptal etti. İkinci randevusunu verdi. İkinci randevuya gittik. Yarım saat bekledikten sonra özel kalem müdürü haber verdi. Genel Müdür randevusuna gelemeyecekmiş.

 Adam zahmet edip bir özür bile dilemedi. Neden dilesin? Çünkü yaptığı şey yanına kâr kalıyor. Nitekim öyle oldu. Bu anlamdaki birikmiş yanlışlıkları onun için adeta bir bonus oldu. Aynı şehirde terfi ederek yönetimde ikinci adam oldu.

 Bürokratik diktatörlük siyasete bir kez daha galebe geldi.

 Bir şehirde daire başkanı olan kendi halinde gariban denilecek bir bürokrat birden genel müdür oluverdi.

 Olsun, helali hoş olsun. Ancak dünkü gariban daire başkanı birden ‘kurt adam' gibi değişime uğrayıverdi.

 Şimdi siyasetçiler bir sürü toplum ihtiyacını iletmek için genel müdürün peşinde koşturuyor. Genel müdüre ulaşabilene aşk olsun.

 Genel müdüre kimse ulaşamıyor şimdi.

 Niye ulaşsın? Bir gecede altın tepside gelen genel müdürlüğün keyfini sürüyor.

 Son örneği bir belediyeden vereyim.

 Burası İstanbul'da siyasi ve stratejik öneme sahip bir belediye. Siyasetçi Zekai Bey, son yerel seçimler öncesi beş ay boyunca çalıştı. Akla karayı seçti. Gecesi gündüzü birbirine karıştı. Bir sürü para ve zaman harcadı, ter döktü.

 Seçimlerden sonra Başkan Yardımcısı olarak bahsi geçen Belediyedeki ilk toplantıya katıldığında bir de ne görsün? Beş ay boyunca elini sıcak sudan soğuk suya sokmamış, seçim çalışmalarını evindeki televizyonundan pijaması ile izlemiş  Belediye müdürü de Başkan Yardımcısı olarak karşısında duruyordu. Belediyenin Müdürü tek bir siyasi faaliyete katılmadan Başkan Yardımcısı olarak şehrin yönetiminde yerini almıştı.

 Çünkü Bürokrasi Partisi böyle dizayn etmişti.

 Şimdi süreç devam ediyor. Zekai Bey grup toplantısına katılıyor, memur başkan yardımcısı katılmıyor, Zekai Bey meclis toplantısına katılıyor, CHP'lilere laf yetiştireceğim diye canı çıkıyor, memur başkan yardımcısı odasında kahvesini içiyor.

 Zekai Bey hafta sonları İl Başkanlığının tertip ettiği Belediye meclis üyeleri toplantısına gidiyor, memur başkan yardımcısı çoluk çocuğu ile keyif sürüyor. Zeki Bey, Ramazan çalışmalarıyla yakından ilgileniyor, memur başkan yardımcısı keyif çatıyor.

 Çünkü Bürokrasi Partisi  böyle dizayn etti.

 Memur Başkan Yardımcısı neden ter döksün? Neden keyfini bozsun? Zaten Zekai Beyler ve parti teşkilatı onun için çalışıyorlar.

 Süreç de onun lehine işliyor. Memur Başkan Yardımcısının ilgilendiği konularda şehirdeki bütün konular Arapsaçına dönmüşken, Başkan yardımcısının görevli olduğu Belediyede görevli olduğu komisyon toplantısın dahi katılmadığı konuşulurken, “Bu kadar başarısızlık ancak tahsil ile olur” diye millet illallah demişken, başkan yardımcısının Ankara'da bir büyük kuruma genel müdür yardımcısı olarak tayini çıktığı haberi geldi.

 Millet önce sevincinden güldü, sonra ‘bu kadar beceriksiz bir adamın bu kadar önemli bir kuruma genel müdür yardımcısı olarak atanmasına' ağladı.

 Çünkü Bürokrasi Partisi  böyle dizayn etti.

 Saçlarını vatandaşa hizmet ederek sahada ağartan siyasetçi Başkan Yardımcısı Zekai bey ise ‘Devlet bu kadar başarıyı cezasız bırakmaz' fehvasınca makamını kaybetti.

 Şehrin Belediye Başkanı hızını alamayıp Belediyedeki başkan yardımcılığı koltuklarını Bürokrasi Partisinden gelme bürokratlarla doldurdu. Şimdi, yedi başkan yardımcısının; beşi Bürokrasi Partisi'nden ikisi Ak Parti'den.

 Sonra bu şehrimizde 16 Nisandaki referandumda Ak Parti'nin oyları yüzde 50'nin altına düşünce herkes ‘kontrataktan gol yemiş kalecinin şaşkınlığı ile' birbirine baktı.

 Tercihlerinizi halktan yayan değil Bürokrattan yana kullanırsanız olacağı budur.

 Hepsi bu kadarla kalsa yine iyi! Bürokrasi Partisi'nin Ak Parti'ye oy kaybettiren bu başarısız bürokratları, seçim sathı mailine girilir girilmez, ya başkan ya da milletvekili aday adayı olarak piyasadaki yerlerini almaya, sahnede arzı endam etmeye başlıyorlar.

 Talepleri kabul görürse ne ala! Kabul görmezse bir süre sonra görevlerine geri dönüyorlar.

 Çünkü Bürokrasi Partisi böyle dizayn etti.

 Vaziyet o kadar trajikomik ki; muhalefetteki partinin adayı olarak seçim çalışmalarında Hükümeti yerden yere vuran bürokrat, sanki hiçbir şey olmamış gibi bir süre sonra görevine dönebiliyor da bir vilayetteki Ak Parti il yönetiminden istifa edip aday olan siyasetçi eğer seçilemezse bir daha görevine dönemiyor.

 SSCB Devlet Başkanlarından Kruşçev'in Hatıralarında okumuştum. Sovyet Devrimini yapan Lenin  ‘Bizim devleti yönetecek uzmanlara ihtiyacımız var' diyerek bürokratların konum ve imtiyazlarını korumuş. Her şeyi tepetaklak eden dünyanın efsanevi devrimcilerinden Lenin dahi Bürokrasi Partisinin iktidarına ‘kuma' olmaya razı olmuş.

 Mujikler ve işçi yoldaşlar bu vaziyete “Hani bütün hayvanlar eşit olacaktı?” diye itiraz edince Lenin onlara George Orwell'in ağzıyla cevap vermiş: Bütün hayvanlar eşittir. Ancak bazı hayvanlar daha eşittir!

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

  1. Şu durumda yan gelip yatan ve tüm boruslarıma yutan bir takımdan bahsediyorsunuz...bu takım nasıl gol yer onu anlatın....

Yorum Yaz

  872425

-