4 AĞUSTOS 2020 SALI

BÜTÜN DÜNYADAN ÖZÜR DİLEDİ AMA ÇOK GEÇ KALMIŞTI!

Yemen'de diktatör Ali Abdullah Salih'e karşı yapılan halk gösterilerinde öncü bir rol oynayan ve bu nedenle “Demir Kadın” ve “Devrimin Anası” isimlendirmeleri ile anılan Karman, Facebook sayfasından paylaştığı mesajında “Boyutlarını bilmediğim büyük bir komploya kurban gittim” dedi.


BÜTÜN DÜNYADAN ÖZÜR DİLEDİ  AMA ÇOK GEÇ KALMIŞTI!

Mısır'ın demokratik yolla seçilen ilk cumhurbaşkanının istifasını talep etmeye katıldığım için bütün özgür dünyadan özür dilerim ifadelerini kullandı. Karman, Mursi'yi deviren 3 Temmuz darbesinden bir gün önce attığı bir tweet'inde “Tahrir Meydanı okyanus gibidir, her zaman saf kalacaktır” yazmıştı.

Cumhurbaşkanı Mursi darbeden dört ay kadar sonra yargılanmak üzere hakim karşısına çıkartılırken, kendisinin meşru cumhurbaşkanı olduğunu, halk tarafından referandumla kabul edilmiş olan yürürlükteki Mısır 2012 Anayasasına göre, kendisini sadece Mısır Halk Meclisi'nin yargılayabileceğini ifade etti.

Öte yandan askeri yönetim esnasında yeniden hazırlanan anayasa taslağı 14 Ocak 2014'te yapılan yeni bir referandumla kabul edildi ve demokratik bir yönetim tarafından hazırlanan ve referandumda halk tarafından kabul gören anayasa yeniden değiştirilmiş oldu.

Özgürlük alanlarını genişleten, demokratik yapıyı güçlendirmeyi hedefleyen, askeri vesayetin yetkilerini sınırlayan 2012 anayasası, yerini askeri vesayeti yeniden tahkim eden 2014 yasasına bıraktı.

Yeni anayasada en fazla oy alan partinin başkanının hükümeti kurması gibi bir kısıtlama bulunmuyor. Savunma bakanı ise Yüksek Askeri Konsey tarafından ve iki cumhurbaşkanlığı süresi için seçilecek. Ayrıca başbakan ya da cumhurbaşkanı savunma bakanını görevden alamayacak. Yeni anayasa silahlı kuvvetlere de önemli yetkiler veriyor.

Yüksek  Askeri Konsey üyeleri savunma bakanı ve genelkurmay başkanı tarafından, savunma bakanı ise Yüksek Askeri Konsey'in onayı ile 8 yıllığına seçilecek. Öte yandan yeni anayasa ile sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasının yolu da açılmış oldu.

Mısır'daki geçici hükümet tarafından Müslüman Kardeşler cemiyetinin “terör örgütü” ilan edilmesi de darbe sonrası sürecin en kritik hamlelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bu kararla birlikte Müslüman Kardeşler'in ülke siyasetindeki ağırlığının azaltılması hedefleniyor. Mısır'daki Ceza Kanunu gereği terör faaliyetleri gösterenler idam ediliyor veya ağır hapis cezasına çarptırılıyor. Mısır kanunlarına göre terör örgütü yöneticisi olmak da idamı gerektiriyor. Böylece İhvan yöneticileri “terör örgütü yöneticisi oldukları” gerekçesiyle idam edilebilecekler.

İhvan'ın organize ettiği gösterilere katılan sıradan eylemciler en az 5 yıl hapis cezasına çarptırılacak. Söz konusu eylemlere müdahale ise, “gösteri kanunu” değil “terörle mücadele” kanunu gereği yapılacak. İhvan'ın Arap ülkelerindeki bağlantıları da koparılmak isteniyor. Bu çerçevede 1998 yılında Arap Birliği'nde imzalanan “terörle mücadelede işbirliği” antlaşmasına imza atan ülkelere İhvan'ın terör listesine alındığı bildirilecek ve gerekenin yapılması istenecek.

Libya: Önce kaos çıkardılar, Kaddafi bahanesiyle de işgal ettiler

Arap Baharı sürecinde içsavaş için gerekli altyapıyı sağlayarak ülkeyi kaos ortamına çeviren, ardından Kaddafi'yi yakalamak bahanesiyle askeri operasyon düzenleyen küresel sistem, milyar Dolar'lık antlaşmalarla ülkenin tüm kaynaklarını kendilerine bağlarken, geriye harap olmuş bir ülke ve siyasi bir kaos bıraktılar. Libya'ya askeri müdahale sürecinde Türkiye'nin arabuluculuk rolünü teklif etmesi ve bunun Kaddafi tarafından da kabul edilmesine karşın uluslararası aktörler bu öneriyi kabul etmeyerek askeri operasyonu gerçekleştirdiler.
Libya'ya karşı Fransa'nın başını çektiği uluslararası bir askeri müdahale Afrika için son derece tehlikeli bir sürecin de başlangıcı anlamına geliyordu. Nitekim Libya operasyonundan birkaç ay sonra Mali'de darbeyle görevinden uzaklaştırılan eski devlet başkanı Amadou Toumani Toure, Libya'ya saldırı sürecinin planlandığı günlerde, “Böyle bir şey olamaz, bu Afrika'nın mevcut durumunun sonu olur!” şeklindeki açıklamayla Libya'nın kıtadaki kilit rolüne vurgu yapmıştı.

Libya'da 7 Temmuz 2012 seçimlerinin ardından oluşan Milli Genel Kongre'nin (MGK) 9 Ağustos 2012'de başkanlığına şeçilen Muham¬med Yusuf Magarif, 5 Mayıs 2013'te MGK'nin kabul ettiği Siyasi Tecrit Yasası'nın (STY) ardından 28 Mayıs'ta istifa etti. Magarif'in istifası üzerine boşalan MGK ve Devlet Başkanlığı'na MGK'da 25 Haziran 2013'te yapılan oylama sonucunda, Nuri Ali Ebu¬sehmen seçildi. Ebusehmen'in seçilmesinde Müslüman Kardeşler Hareketi'nin (MKH) siyasi kanadı Adalet ve İnşa Partisi'nin (AİP) desteği kilit rol oynadı. Ayrıca Ebusehmen'in yaklaşık bir asır boyunca Libya'da liderlik posizyonuna seçilen ilk Berberi olma özelliği taşıyor.

Ancak Kaddafi sonrasında oluşan kaotik ortam devam ediyor. Ülkede ciddi bir güvenlik zaafiyeti yaşanıyor. Kaddafi'nin devrilmesini hazırlayan süreçte silahlandırılan yüzbinlerce insan, Kaddafi sonrası süreçte silahsızlanmayı kabul etmiyor. Milis güçleri, Arap Baharı sürecinde edindikleri kazanımlardan vazgeçmek istemezken, bu durum siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan derin bir kriz anlamına geliyor. Tabi bu zemini hazırlayan küresel sistem, oluşan bu kaos ortamından besleniyor.

Geçici hükümette milislerin komutanlarına çeşitli bakanlıklar verildi, gündelik hayata dönmeleri ve iş kurabilmeleri için destek fonları ve eğitim programları oluşturuldu. En çok da kurulacak yeni düzenli orduya katılmaları desteklendi. Milis gruplar arasındaki çıkar ve iktidar kavgaları da ülkeyi hala çatışma ikliminde tutmaya yetiyor.

Hükümet, milisleri kontrol altında tutabilmek için eski isyancıları maaşa bağlamıştı. Pek çok isyancı, hükümetin alternatif olarak sunduğu meslek gruplarında faaliyet göstermek yerine prestijli isyancı kimliğini koruyarak maaş almaya devam etmeyi tercih etti.

Buna ek olarak hükümetin maaş politikası, Kaddafi güçlerine karşı savaşmayan pek çok kişinin de milis güçlerine katılmasına neden oldu.

Diğer yandan bazı milisler isyan sırasında sağladıkları otoritelerini ticaret yollarının denetiminde ve özel mülk edinme gibi yasa dışı faaliyetlerde kullanmayı seçerek bu ayrıcalıklarını kay-betmemek için silah bırakmayı reddedebiliyor. Kaddafi gibi bir figürü devirmenin verdiği sınırsız ve kontrolsüz özgüven milislerin akılcı hareket etmesini engelliyor.

Ülke ekonomisinin dibe vurmasına razı olmak pahasına petrol rafineleri milisler tarafından denetim altında tutuluyor, ihracat engelleniyor, ülkenin seçilmiş başbakanı kaçırılıyor, sokaklarda hukuki dayanak olmaksızın kontrol noktaları oluşturuluyor, keyfi uygulamalar yapılıyor.

Söz konusu psikolojik travmanın en büyük göstergesi olarak da, bir zamanlar Kaddafi'ye karşı özgürleştirmek uğruna korudukları halka Kaddafi'nin yaptığı gibi ağır silahlarla saldırılıyor. Bu durum Libya halkı tarafından “Önceden bir Kaddafimiz vardı, bugün yüzlerce” cümlesiyle özetleniyor.

libya  kaddafi

Yorum Yaz

  438592

-