10 AĞUSTOS 2020 PAZARTESİ

Emre Temizsoy

BÜYÜK DERPREMİ DURDURABİLİRİZ

Emre Temizsoy

Elazığ depreminde, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah rahmet etsin.  Yakınlarına büyük sabırlar versin. Az, çok zarar gören bütün vatandaşlarımıza en kısa zamanda eskisinden daha güçlü bir sıhhat ve daha mutlu bir hayat nasip etsin. Âmin.

Deprem, yangın, sel, salgın hastalık, meteor yağmuru, savaşlar… Sanırım artık gündemimizi yoğun bir şekilde bu felaketlerle meşgul edecekler gibi.

Açıklamalar yapılıyor tabi. En son depremlerle ilgili pek çok uzman, bilimsel neden-sonuç ilişkilerini sıralıyor. Uyarılarının dikkate alınması, deprem için gerekli tedbirlerin biran önce gerçekleştirilmesinden bahsediliyor.

Ancak bu kadar açıklamanın, uyarının, tavsiyenin arasında, bütün bu felaketlerin Allah'ın ikazı olduğuna dair çok fazla bir ses çıkmıyor. Sanki bilinç dünyamızdan Allah çıkartılmaya çalışılınıyor.

Hâlbuki Allah'ımız Kuran-ı Kerim'de bizleri uyarıyor:

“Size gelen musibet, kendi ellerinizle işlediğiniz (günahlar) yüzündendir.” (Şura 30)

Ve de Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)

“Günahlar açıktan işlenmeye başlanınca, iyi kötü herkes genel bir azaba maruz kalır.” (Taberani) hadis-i şerifi ile ikazda bulunuyor.

Yine de gündemi fırsat bilerek, Allah'ı aradan çıkarmak isteyen; “Ne alakası var canım, her şeyin bilimsel bir açıklaması var” diyerek, toplumumuzun imanı ile oynamaya çalışan, pek çok yorumcuya rastlamak mümkün.

Bilimi yaratan Allah'ımızın, uzun zamandır biriken enerjiden dolayı kaçınılmaz olarak gösterilen depremi de durdurmaya gücü yeter elbette.

Belki sonraları, yine birileri çıkıp, depremin olmayış sebebini “bilimsel” olarak açıklayacaktır…

Sonuçta “Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” (Kamer 49) ayetine bakmazlar bile!

Neyse, biz “Sebeplerden geçip Hakka gidelim”

“Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.” (Yasin 82)

“Şimdi bana ektiğiniz tohumu haber verin. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz? (Vakıa 63-64) ayetlerine iman etmiş Müslümanlarız.

Eeee o zaman, medyanın pompaladığı karamsarlık kapanından kurtulup silkelenme vaktidir.

Allah yeri sallıyor ardı arkasına daha anlamayacakmıyız?

Daha, ne zaman Kuran-ı okuyup anlamayı öğrenmek için harekete geçeceğiz?

Ne zaman, camiye gideceğiz, secde edeceğiz?

Sünnete sahip çıkacağız, modernizme ezilmeyeceğiz?

Yalandan, hileden uzak durup iş ahlakımızı güzelleştireceğiz?

Faiz, zina, kumar ve bağımlı olduğumuz nice günahlara tövbe etme zamanı gelmedi mi?

Evlerimiz kafamıza yıkılınca, vücudumuzu mikroplar kaplayınca mı illaki?

 “Yoksa o ülkenin halkı geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?'' Araf 97

İşlerinde hiçbir zaman Allah'ı anmayan “deprem uzmanları” hiçbir depremi durduramazlar.

Ama korkusuzca İslamiyet'i tebliğ eden bir avuç ihlaslı Müslüman, samimiyetleriyle Allah'ın rızasını kazanıp depremin durdurulmasına sebep olabilir.

Gerçi o kadar çok kötülük ve fitne var ki; her mahalle için ayrı ayrı bir avuç desek daha isabetli olur sanırım.

Eğer her insana ulaşacak düzenli ve sevecen bir tebliğ çalışması başlatılırsa, deprem tehlikesinin tamamen ortadan kalkacağına eminim.

Çünkü:

"Halkı ıslah eden kimseler varken, senin Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi." (Hud: 117) ayetine iman etmiş bir Müslümanım.

EMRE TEMİZSOY - TERCÜMEİHÂL

EMRE TEMİZSOY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  785446

-