Hüseyin Yağmur

BÜYÜK OYUNUN KÜÇÜK PARÇALARI

Hüseyin Yağmur

 

Aslen Avusturyalı bir Yahudi iken Müslüman olarak ‘Muhammed Esed' ismini alan gazetecinin kaleme aldığı ‘Mekke'ye Giden Yol' tam bir seyahat klasiğidir.

Şair Cahit Koytak'ın akıcı çevirisiyle ortaya çıkan metinden dolayı bu eseri iki defa okuyanları biliyorum.

Mekke'ye Giden Yol isimli eserde dönemin Ortadoğu'suna ait çok çarpıcı bilgiler  yer alıyor. Ders alacaklar için Muhammed Esed'in bazı gözlemleri tam bir yol işareti taşıyor.

İbni Haldun ‘Sosyal olaylar, iki su damlasının birbirine  benzediği gibi  benzeşir' dese de tarihten ve olaylardan ders alma niyeti olmayan toplumlar için şüphesiz derslerin bir faydası yok.

**********

1900'lü yılların başında, Suudi Kralı, sarayında misafir olan Muhammed Esed ile özel bir görüşme yapar. Kral, dostuna şunları anlatır:Faysal ed Daviş isimli bir kabile reisi, Kralı ‘Şeriattan ayrılmakla suçlayarak', bir teşkilat kurmuş ve isyan başlatmıştır. İsyan her geçen gün Suudi topraklarında hızla yayılmaktadır. Konuyu araştıran Suudi Kralı, isyancıların Kuveyt taraflarından para ve silah desteği aldığını istihbar etmiştir.

Muhammed Esed'e bu olayı anlatan  Kral, dostundan  şu ricada bulunur: İsyancıların Kuveyt'ten yardım alıp almadıklarını bir gazeteci vasfıyla araştırması.

Muhammed Esed, Kralın ricasını kırmaz. Yanına verilen bir rehberle gündüzleri daha çok saklanarak   S. Arabistan'dan Kuveyt'e bir yolculuk başlatır.

Bir mola anında çölde bir uğultu duyar ve saklanırlar. Bir süre sonra bu uğultunun sahibinin, çölde devriye gezen, tepeden tırnağa silahlı Faysal ed Daviş'in isyancılarına ait olduğu anlaşılır.

Faysal ed Daviş'in Şeriat için ayaklanan askerleri çölde ‘La İlahe İllallah' kelime-i tevhidini zikrederek devriye gezmektedirler.

Muhammed Esed, birkaç gün sonra   vardığı Kuveyt'te  yaptığı araştırmalar sonucu; İngilizlerin, Şeriat için ayaklanan(!) Faysal ed Daviş'i silah ve para ile desteklediğini tespit eder.

Emperyalistler bir İslam toprağını bir kez daha bölmek bir yandan da Suudi Krallığını  zayıf düşürerek daha çok kontrol edebilmenin peşindedirler.

**********

Yabancı ve yerli emperyalistler bunu hep yaparlar. Kavramları, kutsalları, kuruluşları, kişileri acımasızca kullanır sonra da bir kenara atarlar.

Çölde Allah'ı zikrederek devriye gezen   mümin Arap Köylüsü konumundaki isyancı asker, İngilizler tarafından kullanıldığını nasıl bilebilir?

Hangi dünya görüşünden olursa olsun, davası uğruna isyan etmiş ancak aslında birileri tarafından kullanılan inanmışları   görünce gözümün önüne çölde Allah'ı zikrederek devriye gezen askerler gelir.

Tıpkı Çin'in gücünü kırmak için Amerika tarafından beslenilip büyütülen Falung Gong Cemaati gibi,(Falung Gong şu anda ABD de yaşıyor.)

Ülkemizde de yıllarca dini duyguları referans gösteren  Fetullah Gülen Cemaati Devleti ele geçirmek ve Hükümeti Devirmek için kanlı bir isyan başlatmadı mı? (Tesadüfe Bakın! İsmi ‘Falung Gong'a çok benzeyen ‘Fetullah Gülen' de ABD de yaşıyor.)

1989'da verdiği vaazda kendi cemaatini göstererek “Bana cehenneme gidecekler gösterildi. Vallahi bu cemaatten kimse onların arasında yoktu.” şeklinde tarihe geçecek yalanlar söyleyen adam şimdi de Peygamber Efendimizi ‘Hapishanedeki darbecilere himmete gönderiyor.'

**********

Önceki hafta Amerika'nın Suriye'de ‘karıştırıcı taşeron şirket' olarak kullandığı DAEŞ buradaki kullanım tarihi bitince Rakka'dan yine Amerika'nın koruma ve kontrolünde tahliye edildi. İngiliz BBC televizyonu, karşı istihbarat çalışması olayı olarak bu tahliyeyi dünyaya haber olarak servis etti. İşin tuhaf olan yanı şu ki; İslam için cihad ettiğini sanan  aslında Amerika için savaşan DAEŞ tahliyecileri arasında Türkiye'den Yemenden Irak'tan Suudi Arabistan'dan Doğu Türkistan'dan savaşçılar var.

Her biri Faysal ed Daviş'in isyancıları gibi emperyalist emeller uğrunda kullanılmaya devam ediyor

Ne yapmalı, nasıl etmeli? Emperyalist büyüyü nasıl çözmeli?

**********

Anlatırlar ki köyde bir evde gizlice kumar oynandığını haber alan jandarma evi basmak için harekete geçer. Jandarmanın geldiğini son anda gören kumarbazlar ani bir manevrayla kumar kağıtlarını saklayarak cemaatle namaza dururlar.

Jandarma tam odaya girdiğinde imamlığa soyunan kumarbaz kıyamda (ayakta olduğu sırada) ‘Ettahiyyatü' isimli duayı okumaya başlar.

Namazdan abdestten haberi olan Onbaşı, manzarayı görünce bir kenara çekilip güler. Sonra da ‘Ulan fırıldaklar...! Bakalım tahiyatta ne okuyacaksınız? Diye seslenir.

Mümin kritik, analitik düşünceyi kendine rehber edinmeli. Kıyamda tahiyyat okuyan madrabazları, gerçek namaz cemaatinden ayırabilmeli... Aksi halde işimiz zor.

 

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  464640

-