1 HAZİRAN 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

CEMALİNLE FERAHNAK ET!

Hüseyin Yağmur

Alman düşünce adamı ve şair Goethe'nin hakkında “İnsanlık her şeyini O'na borçludur” dediği Peygamberimiz Hazreti Muhammed, kuraklıktan çatlayan yeryüzüne bir bahar yağmuru gibi gelmişti 1447 yıl önce...

Kızlarını diri diri toprağa gömen bir cahil toplumu tepeden tırnağa değiştirerek yeni bir toplum inşa etmişti. Bir şairin ifadesiyle Peygamberimiz ‘Yol kesen eşkıya şahısları, yüzyıllarca toplumlara örnek olacak evliya şahıslar' haline getirmiş kutlu bir rehberdi...

Cömerdi ve cömertliği sever, “Cimri kişiler cennete giremeyecek” derdi. (Cemul Fevaid, 10/360) Kendisinden yardım isteyen bir bedeviye o kadar çok yardımda bulunmuştu ki bedevi şahıs kabilesine koşarak “Muhammed, fakirlikten korkmayan insanların vermesiyle veriyor” diye haber götürmüştü.(Buhari)

Kul hakkına çok önem verir, “İşçinin hakkını alnının teri kurumadan verin” derdi. (îbni Mace, Ruhün, 4-2443) Bir gün bir Yahudi şahıs hoyrat bir şekilde, günü gelmeden ondan alacağını istedi. Yanındaki arkadaşları Yahudi'nin bu üslubuna kızarak “Sen kiminle böyle konuşuyorsun?” dediler. O, arkadaşlarına “hak sahibinden yana olsanıza” dedi.

Daima zayıfları korur gözetir, onların hakkının yenilmesine asla müsaade etmezdi. 0, “Zayıf şahsın zorlanmadan hakkını alamadığı bir toplumda hayır yoktur.” Derdi. (îbni Mace, Sadehat, 3-2426)

Emin bir şahıs olmayı insan karakterinin vazgeçilmez özellikleri olarak sayardı.

Yaşadığı şehirde ‘Muhammedül Emin' olarak ün salmıştı. Prof. Dr. Muhammed Hamidullah'm naklettiğine göre Onunla ortaklık yapan bir Mekkeli, ticari hayatını şöyle anlatıyordu: Eğer seyahate O giderse; döndüğünde beni tamamen memnun edecek bir biçimde hesap görmeden evine çekilmezdi. Benim çıktığım seyahatlerde ise döndüğümde bütün kişiler kendi işleri ile ilgili haberleri sorup dururlar fakat O, bana sadece sağlığımı, halimi ve iyi olup olmadığımı sorardı. (İslam Peygamberi, Cilt 1 Shf. 56)

Yeryüzünde iyiliğin ve iyilerin yayılmasını teşvik eder, “Bir hayırlı işe vesile olmak, onu yapmak gibidir.” Derdi. (Tirmizi, İlim, 14)

Yetimleri çok sever, yetimlerin korunup kollanmasına çok önem verirdi. “Yetimi koruyan şahısla ben, cennette iki parmağın birbirine yakınlığı gibiyiz” derdi. (Ebu Davud, Edep, 123)

Adaleti toplumun olmazsa olmaz, vazgeçilmez unsuru görürdü. Mekke'nin ileri gelenlerinden bir kadının suçunu affettirmek için kendine gelenlere “Bilin ki daha önceki kavimler işte bundan dolayı çürüyüp yok oldu. Yemin ederim ki kızım Fatıma da bu suçu işlese onu da cezalandırırım” demişti. (Buhari, Hudud, 11-12)

Nazikti, kibardı. “Yumuşaklık ve nezaket hangi şeyde varsa onu süsler.” Derdi. Konuştuğunun gözünün içine bakar; elini tuttuğu şahıs, elini bırakmadan O, onun elini bırakmazdı.

Bütün canlılara karşı şefkatliydi. Mekke'yi fethe giden ordunun yolunu, yeni doğmuş yavrularını emziren bir köpek ürkmesin diye değiştirmişti. (Küçük Şey Yoktur/ Shf. 377)

Dürüstlüğe çok önem verirdi. “Bizi aldatan bizden değildir” derdi. (Ahmed B. Hanbel, Müsned, 2/50)

Dost ve arkadaş canlısıydı. Hayber Kalesi'ni fethettikleri akşam, uzun yıllardır görmediği Cafer b. Ebu Talip'in geldiğini uzaktan görünce çok sevinmiş “Bugün Cafer'e kavuşmamız Hayber'in fethinden bizim için daha önemlidir” demişti. (Buhari, Sahih, 1329, V, 80) Bu yüzden Kuranı Kerimde “0, sizin üzerinize titreyen bir şahıstır” buyurulmaktaydı.

İşini iyi yapar, işlerini iyi yapanları severdi. Oğlu İbrahim kabre konulduktan sonra kabrin üzerini eliyle düzeltmiş, ‘Ne fark eder?' diye sorulunca, “İnsanlar görür, rahatsız olurlar” demişti.

Muâz İbni Cebel-i Yemen'e Vali tayin ettiği zaman, ona şu öğütleri vermişti:

"Ey Muâz! Allah tan kork. Kur'anı iyi anla. Sözünde doğru ol. Emaneti koru. İnsanlarla iyi geçin. Yumuşak sözlü ol. Alçak gönüllü ol. Verdiğin sözü tut. İyi ve faydalı işler yap. Hesap gününden kork." (Ruhul Beyan: 3/394.)

Gururu ve kibiri, etnik kökenle övünmeyi sevmezdi. Son Haccında irad ettiği meşhur Veda Hutbesi'nde “Kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak Allah'a yakınlıktadır.” demişti.

Goethe başta olmak üzere Dostoyevski, Tolstoy, Bismark, Gandi gibi birçok düşünce ve devlet adamı O'na hayrandı.

Goethe "Hz. Muhammed'in Terennümü" adlı şiirinde O'nu şöyle anlatıyor:

(...) Aziz ruhlar sallamış beşiğini

Veda edip çocuk tazeliğiyle bulutlara

Raks eder gibi iner mermer kayalara

Haykırır sevincini semalara

Çiçeklenir ayak bastığı yerler Ve nefesiyle yeşerir çimenler Yoldaşı olur şimdi ırmaklar Ovaları doldurur gümüş ışıklar

Ülkeler açılır uğradığı yerlerde Yeni şehirler doğar ayaklarının altında...

Kulelerin alev zirvelerini Ve haşmetli mermer saraylarını

Dalgalanır başının üstünde binlerce bayrak İhtişamının şahitleri Evlâtlarını Rabbine ulaştırarak

Karışır İlâhî ummana coşarak! (Moral Dergisi 17.4.2009)

Bayrak Şairi Arif Nihat Asya da Nat'ın da O'na şöyle sesleniyor:

Şimdi seni ananlar,

Anıyor ağlar gibi...

Ey yetimler yetimi,

Ey garipler garibi;

Düşkünlerin kanadıydın,

Yoksulların sahibi...

Vicdanlar sakat çıkmadan yarına,

İyilikler getir, güzellikler getir Adem oğullarına!

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  148553

-