18 KASIM 2019 PAZARTESİ

Hasret Yıldırım

CHP GENEL BAŞKANI, CUMHURBAŞKANI M. KEMAL’İN SEÇİM FAALİYETLERİ

Hasret Yıldırım

Pazar günü yapılacakTürk tipi başkanlık” referandumu vetiresinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı referandum faaliyetleri sebebiyle tenkit eden Kemalist zihniyet, bir buhran ve çıkmaz içindedir. Peşinden gittiklerini iddia ettikleri M.Kemal Paşa, 1931 seçimlerinde Chf/Chp Genel Başkanı, Partili Cumhurbaşkanı olarak bilfiil çalışarak; bir senarist gibi, yazdığı senaryoyu oynatmıştır. Bu senaryoyu oynatırken de, “tarafsız” hareket etmemiştir.

Güdümlü-Ilımlı muhalefet ‘Serbest Cumhuriyet Fırkası' 17 Kasım 1930'da bitirilip, 23 Aralık 1930'da ‘Kubilay Tiyatrosu' oynandıktan sonra,  M.Kemal Paşa geniş şumûllü bir memleket gezisine çıktı. Sırasıyla Edirne, İstanbul, Bursa, Ankara, Uşak, İzmir, Aydın, Denizli, Balıkesir, Antalya, Mersin,  Malatya, Adana, Konya ve Afyon'a giden M.Kemal Paşa; tek başına oynadığı satranç oyunu (CHF-SCF) sonrası, irticâ'î faaliyetleri yerinde müşâhede ederek siyasî ahvâlden emin olunca, yeni seçim için düğmeye bastı…

Memleket İçi En Hayırlı Program, “CHF/CHP Programı” İmiş

Chf/Chp Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı M.Kemal'in seçimleri yenileme kararı, şöyle ilân edildi: “(…) Millet kütlesinin doğru görüşü ve iyi hissi bozulmamıştır. Üç ayı geçen bir zamandan beri, hemen bütün memlekette yaptığım tetkiklerde, bu hakikati yerinde ve yakından gördüm. Bununla beraber hakikate göz yumanlar ve hakikati olduğundan başka göstermeğe çalışanlar da olmuştur.

Fırkamın millet ve memleket için en hayırlı ve isabetli programın kendi programı olduğuna ve milletin kendisiyle beraber bulunduğuna tam kanaati vardır. Fırkamız, milletin kendisine olan emniyet ve itimadını, en şüpheli ve en tereddütlü nazarlar karşısında, her zaman ispat edecek vaziyettedir. Bir defa bunun için, bundan başka önümüzdeki yıllarda tatbikini muvafık gördüğüm tedbirlerde, milletin iştirak ve mutâbakatı derecesini anlamak için, umumî reisi bulunduğum C.H.Fırkasına mensup mebusların intihaplarını yenilemelerini muvafık mütalaa ediyorum.

Her türlü teşebbüslerimizde ilham ve kuvvet kaynağı olan milletimizin, hakkımızdaki itimadı tekrar tecelli edince, milli mefkûremize yürümekte dayandığımız temelin ne kadar sarsılmaz olduğu, bir daha görülmüş olacağı kanaatindeyim.” C.H.Fırkası Umumî Reisi Gazi M.Kemal [Cumhuriyet Gazetesi, 5 Mart 1931]

Seçim yaklaştıkça, fısıltı gazetesi de faaliyete geçmiş, “Kaç yeni meb'us alınacak” sualinin cevabı, zamanın medyasına şu şekilde yansımıştı: “Hakikî vaziyeti hiç kimse tahmin edemez. Kat'i vaziyet ancak Gazi Hz. Umumî listeyi ilân edince anlaşılacak.” Cumhurbaşkanı M.Kemal liste çalışmalarına başlamış, Chf Ankara Vilâyet heyetinin arzusu ile (?) tekrar Ankara meb'ûs namzeti olmuştur. Umumi namzet tasnifi de bitirilerek, “Talipler Albümü” (Adaylar hakkında fotoğraflı bilgi veren katalog) Gazi Hazretleri'ne takdim edilmek üzere hazırlanmış, Gazi Hazretleri, namzetleri tetkike başlamıştır. [Cumhuriyet Gazetesi, 1/2/6/8 Nisan 1931]

6 Nisan 1931'den itibaren Hâkimiyeti Millîye Gazetesi'nde neşredilen listelere göre Chf adına seçime dâhil olacak namzetlerin sayısı 1.196'dır. Bu seçimlerde demokrasi adına yapılan ehemmiyetli bir hareket olarak, Chf listelerinde çeşitli seçim çevrelerinin bulunuşu gösterilmiştir. İlk defâ Köylü-Çiftçi (13 kişi), Sanatkâr İşçi (7 kişi), Maden işçisi (2 kişi) namzet olarak ilân edilmişlerdir. Kemalist zihniyet bu hareketi her ne kadar demokrasi adına müsbet olarak gösterse de, M.Kemal'in Fahrettin Altay Paşası; (teşbihte hata olmaz) rejimin hadis kitabı sayılabilecek olan ve hayatta iken kaleme aldığı “10 Yıl Savaş ve Sonrası” isimli eserinde, durumun vahametini gözler önüne sermiştir…

 

Yıl 1931… Bir Köylü Meb'us Adayı Seçimi

1931 yılında Atatürk ile İzmir, Aydın, Denizli seyahatini yapıyorduk. Ege vapuru ile Mersin'e, oradan da trenle Malatya'ya gittik. Dönüşte Dörtyol ve Konya'ya geldik. Atatürk Ankara'ya dönerken bende teftiş için hareket ettim. Nisan başlarında Halk Partisi Genel Sekreterinden şu şifreli telgrafı aldım: “Gayet aceledir. ‘Çok dikkatle keşidesi' Zata mahsus. İzmir'de 2. Ordu Müfettişi 1. Ferik Fahrettin Paşa Hazretlerine…

Konya'dan bir çiftçi meb'us yapmak kararındayız. Reisicumhur Hazretleri, arzu edilen, evsafta bir namzet bulunması işinin, bizzat zatı devletlerine havalesini irade buyurdular. Namzette arzu edilen evsafın esaslarını aşağıda yazıyorum: Namzet, mütegallibe olmalı, kimsenin adamı bulunmamalı, az çok arazi ve çift çubuk sahibi olmalıdır. Civar veya tensib buyrulacak köylerden bizzat görülüp seçilmesi hususunda zatı devletlerinin zahmet ihtiyar buyurmalarını rica ederim. Eskiden askerlik yapanlar tercih edilebilir. Alınacak talepnamesi posta ile gönderilmekle beraber isminin ve hüviyetinin şifreli işâr buyrulması ve vakit dar olduğundan mümkün mertebe acele edilmesi ve mahrem kalması ayrıca ricayı mahsusumdur.

 

Köylü-Çiftçi Meb'us Namzetinde Aranan Esaslar

  1. Namzet, meb'us seçildikten sonra da çiftçi kalacak, hayatını terk etmeyecek, meslekine daima sadık kalacaktır. Meb'usluğunda, tatil zamanında yine mesleğine ve mesleği iştigaline merbut kalacak, tatilinde köyünde aynı hayat tarzını yaşayacaktır.
  2. Behemehâl, milliyetperver olacak, beynelmilel her ceryana aleyhtar bulunacak, gerek meclisteki hâl, vaziyet, söz ve faaliyetinde ve gerek meslektaşları ile temaslarında daima bu noktai nazarı takip edecek.
  3. Cumhuriyet Halk Fırkası'na ve O'nun bütün prensiplerine, akidelerine, hareketlerine tam sadakat sahibi olacak ve meb'usluğu müddetince bu vaziyetini muhafaza edecek, mutaassıp olmayacak.
  4. Meclisteki hayatında hâl ve vaziyeti ve kıyafeti esas memleketindeki gibi olacak; meclis içtimalarına ve her yere kasketi, poturu ile gelecek, gündelik hayat ve yaşama tarzını değiştirmeyecek. Yalnız merasim günlerinde herkes gibi frak - jaket - redingot giyecek.
  5. Yeni harflerle az çok okuryazar olacak, bu hususta eksikliği varsa meclisteki hizmeti esnasında çalışıp tamamlayacak.
  6. Konuşurken zeki ve aklıselim sahibi olacak, çok yaşlı ve mütegallibe olmayacak.
  7. Mücadele-i Milliye'de bir lekesi olmamalı, muhitinde nazarı dikkati calip bir kusur ve sevimsizliği bulunmamalı. Milli Mücadelede hizmet etmeleri ve intihabatta ve diğer vesilelerde fırkamıza hizmet etmiş olması arzu olunur. Hiç olmazsa muarız bulunmamış olmalı, fırkaya kaydı yoksa derhal yaptırılmalıdır.
  8. Bu esasları tespit edecek mahiyette imzalı bir meb'usluk talepnamesi verecek.

İmza : Cumhuriyet Halk Fırkası Umumi Kâtibi RECEP…. (MM Vekâleti. Hususi Kalem 07/04/1931 tarih ve 8 numaralıdır. MM Vekili ZEKÂİ)

Teşekkür cevabı yazan Altay Paşa, hemen işe koyulur. Vakit dar olduğu için kazaları tetkik etmeden merkez'de temaslara geçer. Vali İzzet bey, kendisine Hoca Hasan Efendi'nin oğlu Mustafa Lütfü'yü tavsiye eder ve aileyi şöyle tarif eder: “Bu Hasan Efendi yobazlardan, yani cahil hocalardan değildir. Bilgili ve açık fikirli olarak yetişmiş bir zattır, oğlunu da iyi yetiştirmiştir. Yirmi yıl evvel köyünde mektep yaptırmıştır ki, o sıralarda hiçbir köyde böyle mektep yoktu. Pek az çocuklar Konya medreselerine gelir, softalık okur ve mutaassıp ruhlu olurlardı. Konya'nın elli iki medresesi, muhiti bu hâle getiriyordu. İşte Hasan Efendi Hoca bunlarla fikir mücadelesini açan ve bunu fiiliyatla başaran ilk müteşebbislerdendir.”

Vali'den birkaç isim daha alan Altay Paşa, namzetlerle görüşmek üzere yola koyulur. İlk durak Hoca Hasan Efendi'nin evi olur. Hasan Efendi evde yoktur, yeğeni gelenleri karşılar ve amcaoğlu Mustafa'ya haber salar. Mustafa gelinceye kadar aralarında konuşurlar: “Serbest Parti ile ilgisini sorduğum vakit yeğen gülerek: ‘Mustafa benden akıllı çıktı. O işe ben heves ettim, onu da beraber gidip yazdırmaya çalıştım, kabul etmedi. Ben yalnız kaldım, sonu da malûm.' ‘Demek O Halkçı idi?' ‘Hayır o da değil, onun çiftinden, çubuğundan başka şeyde gözü yok.' Biz böyle konuşurken temiz bir köylü kıyafeti ile kendisi gibi bir delikanlı içeri girdi ve hemen elimi öpmek istedi. Aradığımız Mustafa bu imiş. Zorla oturdu, konuşmaya başladık. Niçin siyasete heves etmediğini sordum: ‘Efendim o şehirli işidir, biz köylüler siyasetten ne anlar' dedi. ‘Bak yeğenin Serbest Parti'ye yazılmış, demek ki köylüler de siyasetten anlıyor. Köylülerin de devlet millet işine karışmak hakları değil mi?' deyince: ‘Evet öyle oldu, ama söylesin bakalım sonu ne oldu?' cevabını verdi. Yeni yazıyı da öğrenip öğrenmediğini sordum: ‘Öğrendim, çok kolaylık oldu' diye cevapladı. Yanımdaki gazeteyi okumasını istediğim vakitte bir güzel okudu, sonra da yandan ufacık bir imtihana tabi tuttum, bunu da başardı. Bizim aday yavaş yavaş belli oluyordu.”

 CiFTCiMiLLETVEKiLi

Köylü-Çiftçi Ahmet, Vasıtanın Plakasını Okusa Meb'us Olacaktı

Öbür gün buluşmak üzere sözleşen Altay Paşa, yola koyulur ve diğer namzetin köyüne gider. Ne yazık ki aradığı köylüyü bulamaz ve oradakilere yarın sabah şehire gelmesini tembihleyerek Konya'ya gider. Gece bir şifreli mesaj daha alır. Recep Peker, namzetin hemen bildirilmesini istemektedir. Sabahleyin Alaaddin Tepesi'nde ağaçlandırma faaliyetlerini tetkik ederken, yanına evvelki gün aradıkları köylü Ahmet sokulur. “Dün köyde bulunmadığı için üzüldüğünü bildirdi. Kendisi ile konuşarak halini anladım. Dirayetli ve anlayışlı bir zattı, şartları da tamam. Yeni yazıyı öğrenip öğrenemediğini sorduğum vakit ‘öğreniyoruz' dedi. Yanımızda otomobilim duruyordu, plâkasında Konya ve numarası yazılı idi. Onu göstererek okumasını söyledim, baktı baktı: ‘Daha o kadarını öğrenemedik' dedi. ‘Öyle ise yaya kaldın tatarağası' diyerek kendisini savdım. Artık iş halledilmiş ve Mustafa tek başına kalmıştı. Daireye döndüğümde Mustafa gelmiş beni bekliyordu. Kendisine meb'us olmak isteyip istemediğini sorunca şaşırıp kaldı. ‘Siz münasip gördükten sonra nasıl istemem?' diye sevinçle cevap verince, ben de gülerek: ‘Ya, hani köylüler siyasetten anlamazlardı?' Mustafa başını eğmekle iktifa etti. Babasının da muvaffakatini almasını ve şimdilik işi gizli tutmasını ve hemen Belediye Reisine giderek, Halk Partisi'ne yazılmasını söylediğim vakit, etekleri uçarak gitti. Biraz sonra da babası Hasan Efendi geldi. Gülerek diyordu ki: ‘Kumandan Paşa, bu nasıl iş, babası dururken oğlu olur mu?' ‘Eh ne yapalım, anan seni erken doğurmuş. Dünya şimdi gençlerin… Sana da bundan sonra oğlun geldiği vakit ayağa kalkmak düşer.' Bu latifem ihtiyarın hoşuna gitti ve teşekkürler etti. Biraz sonra Mustafa elinde bir kâğıtla çıkageldi, kâğıdı uzattı. ‘İşte Halk Partisi'ne yazıldım.' Kendilerine lâzım gelen nasihati verdiğimde Hasan Efendi şöyle diyordu: ‘Biz daima Gazi'nin izinde kalacağız. Allah onu başımızdan eksik etmesin, Vatanımızı korusun.'

Aday kesinleşti ve ismi bir şifre ile Ankara'ya bildirdim. Ertesi sabah adayların listesi Konya'da yayılırken en son isim ‘çiftçi mebus adayı' Hayıroğlu köyünden Mustafa Lütfü'yü görenler şaşırdılar. Herkes bunu kendine göre tefsir ediyordu. Ne olduysa otomobilin plâkasındaki Konya yazısını okuyamayan Ahmet'e oldu. Seçimler yapıldı, milletvekilleri bizi ziyarete geldiler. En son içeri giren Çiftçi Mustafa'yı diğerleri «Çiftçi meb'usumuz» diye bana takdim etmek istediklerinde: ‘Mustafa bey, buraya nasıl girdiğinizi sonra arkadaşlarımıza anlatırsınız, artık gizli tarafı kalmadı' dedim. Ben kendisinin, düzgün köylü kıyafeti ile Ankara'ya gitmesini münasip görüyordum. Fakat arkadaşları ona fırak ve kostümler yaptırmışlar. Kravatı, silindiri, rugan pabuçları; onu tam bir garplı centilmen kıyafetine sokmuştu ve öylece alıp götürdüler.

Cumhuriyet Bayramında ben de Ankara'ya gittim, baloda Gazi Mustafa Kemal Atatürk: ‘Senin ki nerede ?' diye bana sordu ve benim adayı kendisine takdim ettiğimde iltifat ederek: ‘Birer şampanya içelim' diye taltifte bulundu.

Bu zat dört yıl sonra bir daha seçilerek sekiz yıl milletvekilliği yapmıştır. Ondan sonra seçilemediği için ölen babasının yerine aile reisi olarak çiftçiliğine yeni baştan sarıldı ve ticaret hayatına atıldı, şimdi İstanbul'da Laleli'de oturmaktadır.” [Fahrettin Altay- On Yıl Savaş ve Sonrası, İnsel Yayınları, İstanbul-1970, 1.Baskı, Sayfa: 441-449] (Daha sonra tekrar memleketine dönen Mustafa Lütfü bey, 13 Ocak 1993 tarihinde köyünde vefat ederek, aile kabristanlığında toprağa verilmiştir.)

 CUMHURiYETGAZETESi_MUSTAFAKAMAL_NAMZETLiSTESi_19NiSAN1931

Cumhuriyet Gazetsi - M.Mustafa Kemal - Namzet listesi- 19 Nisan 1931

CUMHURiYETGAZETESi_MUSTAFAKAMAL_BEYANNAME

 

Cumhuriyet gazetesi- Mustafa kemal- beyanname

Cumhurbaşkanı M.Kemal Partisine Rey İstiyor

Chf/Chp'nin Millî hâkimiyet anlayışını ve ciddiyetini gözler önüne seren bu hadise, 1931 seçimlerinin nasıl bir “senaryo” ile yapıldığının da delildir. Chf/Chp Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı M.Kemal, 20 Nisan 1931 tarihinde Türk Milletine hitaben bir tebliğ neşretmiştir. Tebliğde memleketin içinde bulunduğu durum ve Chf/Chp'nin prensipleri açıklanarak, partiden namzet gösterilen 287 meb'usun isimleri ilân edilmiştir. “Sevgili Vatandaşlarım… Sizden bana ve şerefli yakın tarihimizin unutulmaz hatırasını taşıyan fırkama, Cümhuriyet Halk Fırkası'na/Partisi'ne itimadınızı isterim.” sözleriyle son bulan tebliğ, dönemin gazetelerinde manşetten neşredilmiştir. [Cumhuriyet Gazetesi, 21 Nisan 1931]

 CUMHURiYETGAZETESi_MUSTAFAKAMAL_NAMZET

1931 Umumi Seçim Sonuçları

24 Nisan 1931'de yapılan umumi seçim sonucunda, 1.196 kişi arasından Cumhurbaşkanı M.Kemal'in seçerek, Chf/Chp adına namzet gösterdiği 287 kişi olduğu gibi meb'us olmuştur. Ne kadar enteresan değil mi? Hatta tuhaf… Hiç eksiksiz nasıl seçildi 287 kişi? Komedi gösterisi gibi. Kendin çal, kendin oyna kabilinden bir tiyatro…

CHPLi_MUSTAFAKAMAL

Müstakil (Bağımsız) olarak namzetliğini koyacakların seçilmesi için boş bırakılan yerlere seçilen 20 müstakil meb'us ile birlikte mevcut 307 olmuştur. Bolu, Burdur ve Manisa'da müstakil namzetler için boş bırakılmış olan yerlerden seçilen 3 meb'usun, ayrıca seçildikleri İstanbul, Kütahya ve Malatya vekilliklerini tercih etmeleri sebebiyle; İstanbul, Samsun ve Tekirdağ'dan müstakil namzetler için ayrılan yerlerden de kimse seçilemediği için 7 kişi boş olmak üzere, toplam 10 milletvekilliği boş kalmıştır. İlerleyen vetirede müstakil meb'usların 12'si Chf/Chp'ye dâhil olmuşlar, kalan 8'i dönem sonuna kadar müstakil olarak vazife yapmışlardır. Chf/Chp Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı M.Kemal 27 Nisan 1931 tarihinde, milletin Chf/Chp'ye gösterdiği alâkadan (?) ötürü, bir teşekkür tebliği neşretmiştir. [Cumhuriyet Gazetesi – 27 Nisan 1931]

FahrettinAltay_OnYilSavasveSonrasi

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  716593

-