28 MAYIS 2020 PERŞEMBE

CHP-MSP KOALİSYONU, NE GETİRDİ NE GÖTÜRDÜ?

Bundan 46 yıl önce gerçekleştirilen CHP-MSP Koalisyonu 1974 yılının ülkeye kazandırdığı ilginç bir siyasi gelişmeydi.

 Kemalist Laik kökenden gelmesine rağmen bu kökeni sorgulayarak yeni bir sol kimlikle halka yakınlaşan CHP ile bu zamana kadar bürokratik oligarşi tarafından hep dışlanmış dindar Anadolu Halkının partisi MSP şimdi tarihi bir fırsatın eşiğindeydiler.

 Hikmet Özdemir'e göre “Devleti kuran ve laikliği yerleştiren CHP'nin MSP gibi İslam'ı ön planda tutan bir parti ile iktidar ortaklığı yapması daha önce düşünülemezdi bile” (Özdemir,1995:238).

 CHP'li Ecevit "Biz İnönü döneminin laiklik anlayışını reddediyoruz' diyen, ‘İmam Hatip Liselerine sıcak bakan' bir solcu lider konumundaydı o günlerde. Ecevit, ‘Bizim için en sakıncasız koalisyon' şeklinde nitelemişti o günkü ortaklığı”  (Birand,1999:32).

 MSP Genel Sekreteri Oğuzhan Asiltürk'ün iddiasına göre koalisyonun gerisinde kendilerine gelerek “Demirel sizin aleyhinizde çalışıyor. Ecevit'i tercih edin” (Birand,1999:32). şeklinde tavsiyede bulunan generallerin tesiri vardı.

 Feroz Ahmad'a göre ise bu iki uç partinin birlikte iktidar ortaklığı kurması, “Siyasi oportunizm'den başka bir şey değildi” (Ahmad,1999:193).

 Bazı CHP'li yönetciler  CHP-MSP Koalisyonuna sıcak bakmıyorlardı. Partilerarası görüşme trafiği devam ederken 1974'ün başında MSP ile bir koalisyon kurulması konusu yeniden hız kazandı. İlk kez Deniz Baykal'ın ortaya attığı ve ardından da Güneş ve Eyüboğlu'nun desteklediği CHP-MSP koalisyonu başta CHP'li seçmenler olmak üzere çoğu kimsenin aklına pek de yatmadı. Birler'in anallatığına göre; Erbakan'ın 1970'te kurduğu MNP hakkında 12 Mart'tan sonra şeriat düzenini savunduğu iddiasıyla kapatma davası açılmış ve kısa bir süre sonra da Anayasa Mahkemesi, MNP'yi laikliğe ve Atatürk devrimlerine aykırı hareket ettiği gerekçesiyle kapatmıştı. Doğal olarak da Erbakan'la bir koalisyon fikri kimseye sıcak gelmiyordu. Kaldı ki, MSP cephesinde de CHP ile koalisyon ortağı olmaya tepkiyle yaklaşanların sayısı hiç de küçümsenecek gibi değildi (Birler,2010:524).

 MSP içerisindeki bazı milletvekilleri de CHP-MSP koalisyonuna karşıydılar. O kadar ki Erbakan'ın koalisyonda ısrar etmesi partide çatlamaya sebep olmuştu. Dönemin MSP Milletvekili Cemal Cebeci bu gelişmeyi şöyle anlatıyor: Sonra ‘Başka bir parti ile koalisyon yapalım  mı?' şeklinde görüşmelere geçtik. Benim ve  bazı arkadaşların görüşleri şuydu: Bu şartlarda bize muhalefet düşüyor, tam kadro ile içtimalara katılmak, gerekli müdahalelerde bulunmak, faydalı ve doğru bulduğumuz konularda teklif ne taraftan gelirse gelsin oylarımızla desteklemek suretiyle ciddi bir çalışma örneği vererek halkın itibarını kazanacağımız, gelecek seçim döneminde oylarımızı katlayarak artıracağımız bir çalışma yapmak. Ne pahasına olursa olsun koalisyona girmememiz yönündeydi. İkinci defa Başbakanlık yine Ecevit'e verildi. Demirel, “Millet bizi muhalefetle görevlendirdi” diyerek ortaklık teklifini reddetti. Erbakan mutemed adamlarıyla el altından Ecevit'e koalisyona katılabilecegini duyuruyor, ikinci defa teklif alıyordu (Cebeci,2014:239-241). 

 CHP-MSP koalisyonuna ait bir vakıayı Bozbeyli şöyle anlatıyor:1973 seçimlerinden sonra Bülent Ecevit ile Necmettin Erbakan müştereken bir hükümet kurdular. Sonraki bir tarihte bir kandil oldu. O kandil münasebetiyle Bülent Ecevit, “Türk milletinin kandilini tebrik ederim” diye bir mesaj yayınladı (Bozbeyli,2009:300).

 Devlet Bakanı olması münasebetiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü kendisine verilen MSP'li Süleyman Arif Emre; içkili, sazlı, eğlenceli mekânların işgali altında bulunan tarihi eserlere sahip çıkmakla işe başlamıştı.İlk başlarda her şey güzel gidiyordu. MSP'li Bakanlar vakti geçecekse Bakanlar Kurulu toplantısı sırasında müsaade alıp namazlarını kılıyor, Ecevit de buna saygı gösteriyordu.

 CHP'li Milli Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ da Koalisyonun ilk günlerinde okullara başörtülü öğrencilerin girmesini yasaklayan genelge yayınlayan genel müdürlerden dolayı MSP'lilerden özür dileyebiliyordu.

 Cebeci'ye göre MSP, Bürokrasi yönetiminde yanlış bir politika izler ve başarılı olamaz.Hükümet kuruldu,güvenoyu aldı.Bürokrasi tecrübesi olmayan bazı arkadaşlarımız göreve başladı.CHP'li Milli Eğitim Bakanı bir ayda genel müdürlerini ve 35 ilin milli eğitim müdürünü değiştirip kendi elemanlarını işbaşına getirdiği halde bizimkiler hala şöförlerini ve özel kalem müdürlerini dahi değiştiremedi.DPT Hocaya bağlı önemli bir kuruluştu.Orada da tek bir kişiye dokunulmadı.Çeşitli  zamanlarda ikazlarıma rağmen aşırı sol elemanların iş başında kalmasına göz yumuldu.Sebebi sorulunca da “Ben onlara istediğimi yaptırıyorum” cevabı alınıyordu (Cebeci,2014:241).  

 Eski milletvekili Bülent Çaparoğlu'nun naklettiğine göre;“Bu dönemde 12 Mart Muhtırası döneminde kapatılan İmam Hatip Liselerinin orta kısımları tekrar açılmış,İmam Hatiplerin üniversitelere girebilmesi konusunda da gerekli düzenleme yapılmıştı” (Çaparoğlu,1999:305).

 Cebeci, MSP'nin ‘anarşistlerin affı' olarak bilinen konuda  nasıl bir politika izlediğini de şöyle anlatır:6.3.1974 günü MSP Genel idare Kurulu toplandı. Sıra af kanununa geldi.Hüsamettin Akmumcu söz aldı: Şöyle konuştu. “CHP, 14 Ekim'de TİP ve Birlik Partilerinin oylarını aldı. Şimdi onlara şükran borcunu ödemek istiyor. Onun için  TCK 141 ve 142'den mahkum olanları  af etmek istiyor.” Af konusu 2 Mart'tan 10 Nisan'a kadar 40 güne yakın neredeyse geceli gündüzlü grubta müzakere edildi.Müzakerelerden sonra çok defa oylamaya geçiliyor, hoca karara bağlamak istemiyor,netice 26 oya karşı 14-18 af taraftarı olarak çıkıyordu (Cebeci,2014:248).

 Dönemin önemli şahitlerinden Mehmed Kırkıncı Hocaefendi yaşadıklarını şöyle anlatıyor:Benim sözlerimi hakaret sayan bu mebuslar daha sonra 1973'te Halk Partisi ile koalisyon kurdular. Bununla da yetinmediler, bir de af çıkartmaya kalktılar. Ben bundan çok rahatsız oldum, "Sakın af falan çıkartmayın. Hapisteki bir adam, diğer bir adamın oğlunu öldürmüş. Şimdi cezasını çekiyor. Siz ne hakla o katili affediyorsunuz? Onu Peygamber bile affedemiyor, ancak katilin velisi affedebiliyor. Bunu yapmayın. Şeriat namına ortaya çıktınız, şimdi de şeriata muhalif hareket ediyorsunuz” dedim.

 O günlerde başta Bekir Berk olmak üzere bütün ağabeyler komünistlerin af edilmemesi için çok çaba sarf ettiler. Ancak mebuslara söz geçiremediler. Sonunda Af Kanunu çıktı. M.S.P. mebuslarından bazıları da affa karşı çıkmışlardı. Tevfik Paksu ve Yahya Akdağ bu gruptandı. Af Kanunuyla bütün komünistleri saldılar, sicillerini de imha ettiler (Kırkıncı,2004:225).

 Af kanunundan sonra muhafazakar kitlelerin gözünde MSP bir büyük güven kaybına uğramıştı. Bu koalisyondan sonra MSP ve onun lideri Erbakan, ‘olaylar karşısında siyasi bir duruş sergileyen bir siyasi aktör olmaktan çıkmış, politik manevra ve kazanımlar peşinde koşan bir politik figür haline gelmişti.' Nitekim bir sonraki ilk seçimlerde bunun karşılığı olarak milletvekili sayısı 47'den 23'e düşmüştü.

- TERCÜMEİHÂL

-

DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  392362

-