21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Zihni Çakır

CIA’NIN YEREL TAŞERONLARI: FETÖ, PKK, DHKP-C, MLKP...

Zihni Çakır

Ankara'da meydana gelen Cumhuriyet tarihinin en büyük terör saldırı ile ilgili ortaya çıkacak ayrıntıları önünüze koyup, saldırı sonrasında ekranlarda yapılan yorumlarla kıyaslayın muhakkak.

Mesela iktidara yakın ya da uzak medya farketmeksizin, ekranlarına çıkardıkları “terör ya da güvenlik uzmanı” titri bulunanların analizlerini, patlamanın arkasındaki örgütten gerçekleştiriliş yöntemine kadar bir çok açıdan analiz edin.

Dünyanın her yerinde, medya bu tür terör saldırıları sonrasında kolluk ve yargının elini rahatlatacak, ufkunu açacak bir misyon üslenir.

Terör örgütlerine ya da terör saldırılarının bir diğer sebebi olan zaafiyetin sorumlulularına eklemlenmemiş medya organları, “amasız fakatsız” bir refleksle eylemin arka planı üzerine soruşturmacılara önemli malzemeler verir. Kimi zaman da sonuca gitmelerini kolaylaştıracak bağlantıları ifşa eder.

Demiyorum ki; soruşturma ve eylemin esrar perdesini aralamak medyanın görevi. Ama en azından esrar perdesini daha da karartacak bir duruş sergilemez, soruşturmacının konsantrasyonunu bozacak bilgi kirliliğinin merkezi olmazlar.

Türkiye, bilhassa 2011'den bu yana açık ve aleni bir küresel taarruzun hedefinde. Bunun için de içerde kullandıkları en önemli unsurun Fetullahçı Terör Örgütü olduğundan şüphe yok.

Türkiye'nin günlerdir yazdığımız küresel sistemin yenileme hamlesi için seçtiği Ortadoğu coğrafyasındaki satrancın aktörü olmasını engellemeyi amaçlayan MİT tırlarına baskın(lar)dan, Süleyman Şah Türbesi ile ilgili savaş senaryolarının tartışıldığı olağanüstü gizli toplantı kayıtlarının sızdırılmasına her alanda onlar vardı.

Dörtbir yanda dizayn!

Milli istihbaratın hareket kabiliyetini kısıtlama ve pratik istihbarat deneyimini deşifre ve sabote etmeyi hedefleyen KCK operasyonlarından, kara ve deniz savunma/saldırı refleksleriyle mukavemet gücünü etkisizleştirmeyi amaçlayan TSK'ya yönelik kumpas soruşturmalarında da onlar vardı.

Terör ve şiddetin tavan yaptığı süreçler için sergileyeceği tavrın önemi inkar edilmez olan Türk Milliyetçiliği iddasındaki bir partinin “aklını kasetlerle dizayndan” anamuhalefetin lider ve zihniyet değişimini tetikleyen kaset operasyonuna her türlü ahlaksızlığın müsebbibi onlardı.

Bütün bunları yaparken, Kozmik Oda soruşturması ile ülkedeki paramiliter yapıların tüm sırlarına ulaşan Fetullahçı Terör Örgütü, marjinal sol örgütler ve silahlı terör grupları konusunda hiç mi çalışma yapmadı zannediyorsunuz...

CIA güdümlü projenin yerel ayakları

Türkiye'nin bugün yaşadığı içten ve dıştan taarruz ve işgal denemeleri ile bu eylemlerin arkasındaki küresel aklın ve CIA'nın taşeronu Fetullahçı Terör Örgütü arasındaki en önemli bağlardan biri de bu noktada.

Kimini amacından saptırdıkları, kiminin senaryosunu tümden kendilerinin yazıp sahnelediği Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, 7 Şubat MİT operasyonu, Kozmik Oda ve MİT Tırlarına Baskın süreçlerinde elde edilen bilgi ve belgeleri düşünün.

İstanbul'da 2005'deki Büyük DHKP-C operasyonunu da bir kenara not edin.

FETÖ'nün kumpas soruşturmalarla elde ettiği bilgi/belgeler ve göstermelik terör operasyonlarıyla sızdığı terör örgütlerinde elde ettiği güç ve konum, bütün terör gruplarını “ortak bir amaç” etrafında birleştirmek için yeterli doneler değil mi sizce de?

MLKP ve DHKP-C'nin bir yanda Suriye'de Esed için savaşırken diğer yanda Kobani'de PKK unsurlarıyla bir arada olması sıradan bir ilişki mi?

PKK'nın kuruluş sürecini tetikleyen çatışmaların taraflarından biri olan MLKP ve DHKP-C'nin referans aldığı zihniyetin bugün PKK ile aynı safta olması sadece bir tesadüf mü?

PKK, DHKP-C, MLKP gibi örgütleri bir araya getiren aklı, bilhassa Kozmik Oda soruşturması ile devletin savunma refleksi için büyük önem arz eden paramiliter hafızasına ulaşan FETÖ diye tanımlamak yerinde bir tesbit olmaz mı?

DAEŞ'e gelince... Bir ABD-İngiltere projesi olan DAEŞ nasıl Suriye ve Irak'ın kuzeyindeki silahlı Kürt gruplara uluslararası meşruiyetin bir aracıysa, Türkiye'de de yukarıda saydığım örgütlerin eylemlerini kamufle edici bir araca dönüşmesine şaşıracak mıyız?

Ankara saldırısınının tetikçisini şimdi bir de bu açıdan okuyun.

Patlama sonrası ekranlarda terör ve güvenlik uzmanı etiketiyle ahkam keserken, patlamanın tarih ve saatinde mesaj arayanlara bakarsanız sadece aklınız karışır.

Patlama saati 10:04'ün saat 10:00'da Ankaraya varan bir trenin yolcularının Gar önüne çıkış saatine denk gelmesiyle ilişkili olduğundan habersiz olanlar, kolluk ve soruşturmacının konsantrasyonunu bozacak bilgi kirliliğini yaymaktan başka amaca da hizmet edemezler!

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  528462

-