21 KASIM 2018 ÇARŞAMBA

Ömer Evsen

CUMHURBAŞKANININ DİYARBAKIR ZİYARETİ

Ömer Evsen

16 Nisan referandum çalışmaları hızlanarak devam ediyor. EVET cephesi alanda mitingler, saha çalışmaları, ev gezmeleri şeklinde devam ediyorken ve bu çalışmaları sadece Ak Parti ve MHP değil, sivil toplumda çok canlı şekilde sürdürüyor. HAYIR cephesi ise CHP öncülüğünde HDP destekli bir kampanya sürüyor.

Uzun süredir Doğu ve Güneydoğuda Referandum mitinglerine katılımın ne olacağı konuşuluyordu, Başbakan ve Cumhurbaşkanının beraber katılımı ilan edilmişti. Özellikle Van ve Diyarbakır mitinglerinden ciddi beklentiler vardı. 1 Nisan günü Başbakan Van'a Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyarbakır da alana çıktılar. Başbakan Van konuşmasında daha çok PKK ile mücadeleden bahsederken Kürtler kardeşimizdir dedi. En çarpıcı cümlesi "Herkes şunu bilsin ki o Kandil sönecek. Terörün efendilerinin 'Kandil'ini mutlaka söndüreceğiz" derken terörle mücadele de kararlılık vurgusu yaptı. Gün uyanık olma günüdür, hileli tuzakları görme, ferasetli davranma günüdür. Vaktiyle Cezayir'de halkı bölmek, parçalamak için insanları ikiye böldüler, 'Berberiler-Yerliler' diye. Şimdi bizi de 'Kürtler-Türkler' diye ayrıştırmak istiyorlar. Biliyorum ki Kürt kardeşlerim bu oyuna asla gelmez. Asil milletimiz hileli tuzaklarını başlarına geçirecek, bizleri ayrıştırmaya çalışanlara gereken dersi verecektir." Dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Diyarbakır mitingi ise son yılların katılım ve heyecan oranı en yüksek mitingiydi. Olağanüstü bir güvenlik vardı. Özellikle Ülker firmasının 1 Nisan temalı reklamından sonra ortaya atılan iddialar ve miting öncesi gece halkın tekrar sokaklara dökülmüş olması mitingi daha da önemli kılmıştı. Erdoğan'ın konuşması önemliydi çünkü buzdolabına havale edilen çözüm süreci bölge açısından muamma bir hal almıştı. Devam ettirilecek, ettirilmeyecek tartışmaları arasında hınca hınç dolmuş bir alanda Erdoğan konuşmasına başladı. Miting alanında bölgeden birçok siyasetçiyle ve hukukçularla beraberdik. Herkes pür dikkat Erdoğan'ın ağzından çıkacak cümleleri dinliyordu.

Erdoğan barış beklentisi ve HDP kanadının barışı dillendirmesini elinde silah olanlarla, lafla barış olmaz diyerek karşılık verdi. Ancak barışın tek fedailerinin kendileri olduğunu, bundan sonra da olacaklarını belirterek bir umut verdi. “Söyleyecek sözü olan, projesi olan, derdi olan herkesle konuşmaya, yürümeye hazırız, tek şartımız var kimsenin elinde silah olmayacak kimse ülkeyi bölmeye kalkmayacak” Mealen silahı bırak gel her şeyi konuşalım şeklinde sözler sarf etti. Bu sözleri Erdoğan daha öncede kullanmıştı, lakin çatışmalı süreç başlayınca bu tür konuşmalar da yapmamaya başlamıştı ki, Diyarbakır mitinginde en önemli bir konu da bugüne kadar verilmiş olan haklar konusuydu ki Erdoğan, Bizim muhatabımız sizsiniz, sizden başkası yok. Bugüne kadar Kürt kardeşlerimize sağlanan ve zaten hakkınız olan demokratik, insani, kültürel imkânlardan geriye doğru en küçük bir adım söz konusu değildir. Ne dille ilgili ne isimlerle ilgili ne kurslarla ilgili ne kitaplarla ilgili ne televizyon yayınlarıyla ilgili ne akademik çalışmalarla ilgili en küçük endişeniz olmasın. Başbakanlığım döneminde Kürtçe yayın, kurslar serbest oldu mu? Anneler evlatlarıyla cezaevinde Kürtçe konuşabildi mi? Kürtçe seçim kampanyaları yapılabildi mi? Biz özgürlüklerin teminatıyız” diye konuşarak net bir irade beyanında bulundu.

Yeni bir süreç başlar mı, gerçi bu soru için erken olsa da farklı formatta temeli halk olacak bir süreçten bahsedebiliriz belki. Ama bu güne kadar dediğimiz noktaya gelinmiş gibi, Devlet elinde silah olanla mücadele edebilir, silah bıraktırma noktasında anladığı dilden konuşabilir ama geriye kalan halkla da şefkatli ve hakları verici bir devlet gibi davranmak zorunda.

Program öncesinde ve sonrasında görüştüğüm YORSAM Başkanı Doç Dr. Yılmaz Demirhan, “Halkın beklentisi zaten çok yüksek bunu YORSAM olarak Diyarbakır, Mardin ve Batman gibi HDP seçmenin yoğun olarak bulunduğu illerde yaptığımız saha araştırmalarında da görüyoruz. Parti ayrımı olmaksızın vatandaşların kahir ekseriyeti böyle bir beklenti içindedir. Yalnız şunu da belirtmeliyim ki vatandaşların çözüm ve barış sürecinden beklentisi büyük ölçüde çatışma sürecinin sonlanması ve bölgede halkın çekinmeden güven içinde yaşamını sürdürmesi üzerine kuruludur. Bu sağlandıktan sonra halkın gerçek gündemi aslında Türkiye'nin gündemi ile benzerlik göstermektedir. Halk aş, iş, huzur, sağlık vb. diğer kamusal hizmetlerin kendisine en iyi şekilde sunulmasını öncelemektedir.” Şeklinde bölgeyi anlatmıştı.

Artık 16 Nisana yönelik bölge beklentileri ortaya çıkmış gibi olduğuna göre, Sayın Cumhurbaşkanı da belli bir irade beyan ettiğine göre oy oranı biraz daha artacaktır. Sonuçlar ne çıkarsa çıksın yeni bir süreç için Bismillah denecektir. Hayırlısıyla…

 

 

ÖMER EVSEN - TERCÜMEİHÂL

ÖMER EVSEN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  322699

-