31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

CUMHURBAŞKANLIĞININ GENERAL GÜRSEL'DEN GENERAL SUNAY'A GEÇİŞİ (2)

Hüseyin Yağmur

Cuntacı Cevdet Sunay'ın Cumhurbaşkanlığı'na Seçilmesi

Dönemin Genelkurmay başkanı Cevdet Sunay; Cemal Gürsel'in rahatsızlığı sebebiyle görevden ayrılması üzerine, 28 Mart 1966'da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin beşinci Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanlığı 28 Mart 1973 tarihine kadar devam etti.

1966 yılının siyasi anlamda kayda geçecek ilk önemli olayı uzun zamandır felçli olan Devlet Başkanı Cemal Gürsel'in 31 Ocak günü bir beyin kanaması geçirmesi olmuştu.

2 Şubat günü özel bir uçak ile tedavi için ABD'ye götürülen Gürsel, 9 Şubat günü burada komaya girer. 24 Mart tarihli toplantıda Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye'ye getirilmesine karar verilir. 26 Mart tarihinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ndeki Müşterek Sağlık Kurulu Gürsel'in Cumhurbaşkanlığına devam edemeyeceğine dair bir rapor hazırlar.

28 Mart'ta Anayasa hükmü gereği Gürsel'in Cumhurbaşkanlığına TBMM kararıyla son verilir. Cumhurbaşkanı Gürsel'in üç aylık komada bulunduğu dönem boyunca Devlet Başkanlığı makamı boş kalmıştı.

Gürsel'in komaya girmesiyle birlikte ülkede derinden derine yeni cumhurbaşkanı ile ilgili kulisler de başlamıştı. Muhtemel bir cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacak şahısları gazeteler çoktan yazmaya başlamışlardı bile.

İşin tuhaf yanı ismi geçen aday adaylarının başında Genelkurmay Başkanı gelmekte olup, geri kalan şahısların tamamına yakını emekli askerdi. Siyaset kurumunun seçeceği bir makama siyasilerden daha çok askerlerin adının geçmesi, darbenin üzerinden altı yıl geçmesine rağmen ülkenin henüz yeterince normalleşemediğini göstermekteydi.

Bu olağanüstü şartlarda ‘Genelkurmay Başkanlarının Cumhurbaşkanı olması' gibi bir geleneğin başlatılma arzusu vardı. Gerçekten de cumhurbaşkanlığı makamına geçecek kişi o gün itibarıyla kim olursa olsun, kişisel yeteneklerinden dolayı değil, Darbe şartlarının bir gereği olarak bu makama oturacaktı.

İşte bu olağanüstü şartlarda AP Kurmayları bir araya gelerek yeni Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay'ı cumhurbaşkanı yapmak üzere harekete geçtiler.

Başbakan Demirel ilk görüşmeyi Milli Savunma Bakanı konumundaki Saadettin Bilgiç ile yapar. “İki arkadaş Adalet Partisi'nin kendisinin bir cumhurbaşkanı seçtirecek çoğunluğa sahip olmadığı, en iyisinin Genelkurmay Başkanı'nın cumhurbaşkanı seçilmesi” (Bilgiç,1998:157)olduğu kanaatine varırlar.

Cüneyt Arcayürek'e göre ‘Demokrasiye geçmiştik lakin Ordu Çankaya'da henüz kendinden birini istemektedir.' (Arcayürek,1985:91)

Sunay, 1960 Darbesi'nden sonra kurulmuş gizli askeri örgüt Silahlı Kuvvetler Birliği cuntasının başkanlığını yapmış bir şahıstı. Metin Toker, bir adım daha ileri giderek “Türk Silahlı Kuvvetleri gırtlağına kadar siyasete batmıştı. Hukuk kurallarına göre hepsi suç işliyordu. Başta Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay olmak üzere çok subay, kaç defa ihtilal toplantıları tertip etmişlerdi.(Toker,1992:90)

Demirel, Saadettin Bilgiç ile bu görüşmeyi yaptıktan sonra bazı kaynaklara göre “TBMM'de gizli bir görüşmeyle”, (Mangırcı,1999:83)  bazı kaynaklara göre “Bizzat evine giderek” (Arcayürek,1985:92) Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay'a cumhurbaşkanlığı teklifini sunar.

 Birkaç gün sonra Milli Savunma Bakanı Saadettin Bilgiç, Sunay'ın AP'nin cumhurbaşkanı adayı olduğunu kamuoyuna açıklar. Karar gereği Genelkurmay Başkanı Sunay önce istifa eder. Daha sonra kontenjan senatörü yapılır.

Dönemin AP'li Bakanı Sabit Osman Savcı'ya göre “Parlamentonun başka seçeneği yoktu”((Dursun,2000:102)

 Bir iddiaya göre; Cemal Gürsel'in komaya girmesinin ardından bazı zinde güçler derhal cumhurbaşkanı için düğmeye basmışlardır. Yapılan araştırmalar sonucu Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay'da karar kılınmıştır.

 Ancak Genel Kurmay Başkanı'nın tek bir eksiği vardır. Mason değildir. İşte bu eksikliğin giderilmesi için bir ‘NATO toplantısı münasebetiyle Paris'e giden Genelkurmay Başkanı Suat Hayri Ürgüplü tarafından Sunay'a masonluk teklif edilir. Kıdemli bir mason olan Ürgüplü, dönüşte Roma'ya uğratılarak Genelkurmay Başkanı'na masonluk yemini ettirir. (Yalçın,Yurdakul,2000:129)

 Bu minvalde geçen ve 28 Mart 1966 günü gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oylamaya katılan 532 üyeden 461'inin oyunu alan Gürsel daha ilk turda altıncı cumhurbaşkanı olarak seçilir.

Diğer aday Alparslan Türkeş'e ise sadece 11 oy çıkmıştı.

 Siyasiler değişiyor, yılar geçiyor ancak ordudaki subaylar arasındaki ‘vatanı yeniden kurma amaçlı' cunta ve darbe girişimleri bir türlü bitmek bilmiyordu. Bu kez dönemin kuvvet komutanları Faruk Gürler ve Muhsin Batur 9 Mart 1971 yılında bir darbe yapmak üzere bir cunta oluşturmuşlar, bu olaya ABD müdahale edince Dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç devreye girerek 12 Mart 1971 günü bir muhtıra vererek dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'i devirmişti.

 Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur, siyasi aktörlüğünün yanı sıra Türk siyasetine “Hükümete ültimatom veren bir komutan”(Arcayürek,1985:103) olarak da geçmişti. Batur, muhtırayı daha önce Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a okumuş, Sunay da kös kös dinlemişti.

 Başbakan Süleyman Demirel 12 Mart günü darbe olacağı haberini geç de olsa öğrenir. Darbeden iki saat önce 12 Mart günü saat 10:45'de Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, MİT Müsteşarını arayarak konudan Başbakanı haberdar etmesini söyler. Cevdet Sunay ayrıca müteakiben Başbakan'ın istifa etmesi gerektiğini de müsteşara iletir.

 Bu haber karşısında son derece bozulan Demirel, Fuat Paşa'ya “İki gün önce Cevdet Sunay ile görüştüm. Böyle konuşmuyordu”  diye itiraz eder. (Yalçın, Yurdakul,2000:171)

 “Gerçekten de Süleyman Demirel iki gün önce Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ile görüşmüş, Sunay ‘Bana altımızı tutamıyoruz diyorlar. Onlara altını tutamayandan komutan mı olur?' diye çıkıştım. Sen merak etme' diye cevap vermişti.”(Arcayürek,1985:332)

 Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın Demirel'in devrilmesine seyirci kalmasının ardında yine bir ‘vatanı kurtarma kılıflı komplo' vardı.

 12 Şubat 1971'de Cumhurbaşkanı Sunay Eskişehir'de kuvvet komutanlarıyla bir araya gelerek gizli bir anlaşma yapmıştı. “Eskişehir anlaşmasına göre Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın bir yıl daha uzatılması kararlaştırılmıştı.”(Arcayürek,1985:333)

 

Cuntacı Generaller planı daha sonra yeniden elden geçirirler. Buna göre; Temmuz 1971'de aldıkları kararla “Faruk Gürler Genelkurmay Başkanlığı'na getirilecek, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın da görev süresi üç yıl uzatılacaktı.” (Yalçın,Yurdakul,2000:228)

  “Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ise Gürler yerine 1. Ordu Komutanı Faik Türün'ü Genelkurmay Başkanı yapmak istiyordu. (Tercüman,1985)

 Nitekim bir süre sonra Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın görev süresinin iki yıl daha uzatılması teklifi Meclis'e geldi, “Sunay'ın görev süresi uzatılmazsa darbe yapılacak' fısıltıları yayılmaya başladı. ‘Sunay'ın görev süresinin uzatılma formülü aslında Muhsin Batur'a aitti.” (Kemal,1974:96)

Çünkü Batur “Cumhurbaşkanlığı konusunda zatıalilerinizin hizmet süresinin uzatılması Silahlı Kuvvetlerin kesin tercihidir”  şeklinde kendi görüşünü Silahlı Kuvvetlerin görüşü olarak Cevdet Sunay'a sunmuştu.

 Bu arada bazı etkin odaklar İsmet İnönü'nün ismini tekrar piyasaya sürmüşlerdi. “89 yaşındaki İnönü'nün ismi cumhurbaşkanı adayı olarak konuşulmaya başlanmıştı.” (Mangırcı,1999:96)

 İşler iyice karışmıştı. “Bir kısım CHP'liler Anayasa'nın tadili pahasına Sunay'ın görev süresinin uzatılmasına karşı çıkıyor” (Kırıkoğlu,1997:228) AP ise Demirel'in izlediği bir politikadan dolayı kendi adayı, hem de emekli General Tekin Arıburun'u seçtirmek için gayret sarf etmiyordu.

 İşte tam bu minvalde Cevdet Sunay'ın süresinin uzatılmasıyla ilgili kanun teklifi parlamentoda görüşüldü. Sunay formülü talihin tecellisi 300 red oyuna karşılık 299 kabul oyu şeklinde onaydan geçmedi.

 İşte bu süreçte senato üyesi, emekli deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Fahri Korutürk ismi gündeme geldi. Korutürk ismi Bülent Ecevit'e teklif edildiğinde Ecevit “Korutürk'ü tanımadığını belirterek önce öneriyi reddetmiş daha sonra Genelkurmay Başkanı Semih Sancar'ın kendisine aracı göndermesi üzerine fikrini değiştirmişti.(Mangırcı,1999:110)

 CHP'li Kemal Satır'ın Fahri Korutürk'e tepkisi daha farklı olmuştu. Kemal Satır “Deliliğe varan sinirsel hareketleri rapor edilen bir şahsı devletin başına mı getireceğiz? (Arcayürek,1999:41)

 Korutürk'ün bu hali AP'liler tarafından da biliniyordu. Korutürk teklifi Demirel'e gidince Demirel de “Yahu adam ruhen hasta. Nasıl Cumhurbaşkanı seçeriz?”(Turgut,1993:210) şeklinde menfi kanaat belirtmişti.

 Böylece bu formül sonuç vermedi ve Darbeci general piyangosundan Amiral Fahri Korutürk Cumhurbaşkanı olarak çıkıverdi.

                                                             KAYNAKLAR

 Arcayürek Cüneyt,(1985),Demirel Dönemi, Ankara: Bilgi Yay.

 Arcayürek Cüneyt,(1985),Çankaya'ya Giden Yol, Ankara: Bilgi Yay.

 Arcayürek Cüneyt,(1999),Demokrasi Döneminde Üç Adam, Ankara: Bilgi Yay.

 Baban Cihat, (1970),Politika Galerisi, İstanbul: Remzi Kitabevi

 Başgil  Ali Fuat,(1990),Hatıralar, İstanbul: Boğaziçi Yay. 

 Bilgiç Saadettin, (1998), Hatıralar, İstanbul: Boğaziçi Yay

 Bozdağ İsmet, (1993),Değişim Şafağı, İstanbul: Emre Yay

 Dursun Davut, (2000), Ertesi Gün, İstanbul: İşaret Yay.

 Kemal Mehmet (1974),Öfkeli Generaller, İstanbul: Soyut   Yay.

 Mangırcı Faruk (1999),Çankaya Savaşları, İstanbul: ?

 Milliyet,22.2.2010

 Öymen Örsan (1986), Bir İhtilal Daha Var, İstanbul: Milliyet Yay.

 Tercüman Gazetesi,25.12.1985

 Turhan Talat,(1986), Bomba Davası, İstanbul: Kastaş Yay

 Turgut Mehmet,(1993),Siyasetten Kesitler, İstanbul: Boğaziçi Yay

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  478707

-