21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Zihni Çakır

DARBECİLERLE MÜCADELENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Zihni Çakır

Fetullahçı yargı ve emniyet üzerinden, 90'ların insanlık dışı eylemleri ve faili meçhullerini, 28 Şubat'ın o karanlık günlerini, ülke demokrasisini her on yılda bir kesintiye uğratan TSK içerisindeki darbeci damarı aklama telaşına düşenler; bugün bile, ordu içerisinde, siyasi iradenin bilhassa toplumsal barışı tesis etmek için başlatılan çözüm sürecinin çatışmasızlık dönemindeki tutumuna dair neden belge biriktirdiğinin cevabını aramalı.

Başından bu yana söylüyoruz; iktidarın, 17-25 Aralık ekonomik casusluk ve darbe girişimiyle siluetini gördüğü Fetullahçı Terör Örgütü yargı ve emniyet mensuplarının etkin olduğu Ergenekon, Balyoz gibi davalar tümden reddedilmemeli diye.

Bu soruşturma ve davaların, Fetullahçı Terör Örgütü üzerinden toptan aklanmamalı diye defalarca uyardık.

Hatta sözkonusu davaların, Fetullahçılar üzerinden, 90'ların hukuksuzluklarının, 28 Şubat'taki karanlık günlerin faillerini aklamaya yönelik bir mecraya taşınmaya çalıştığını, açık açık ifade ettik.

Bu endişelerimizdeki haklılığımızı ispatlayan önemli bir gelişme yaşandı 28 Şubat Davası'nda.

103 sanığın yargılandığı davada, o döneme ilişkin ortaya çıkan belgeler şok etti. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 28 Şubat Davası'nın bir önceki duruşmasında, darbe döneminde Genelkurmay Başkanlığı'nın İçişleri Bakanlığı'na talimat verip vermediğinin sorulması kararı verilmişti. Bu karara istinaden de İçişleri Bakanlığına yazı yazılmıştı. İçişleri Bakanlığı mahkemeye 9 adet belge ile cevap verdi. Bakanlık Personel Genel Müdürlüğü arşivinden çıkan belgelerde, dönemin hukuksuzlukları açık bir şekilde ortada.

-O zaman da darbeci bugün de!-

Belgelerde, Türk demokrasisinin, birey hak ve özgürlüklerinin, anayasal eşitlik ilkesinin ayaklar altına alındığı o darbe döneminde, askerin, irticai faaliyet yürüttüğü iddiasıyla öğretmen, hemşire, belediye başkanı ve kaymakamların da bulunduğu birçok kişi hakkında işlem yapılması talimatı verdiği görülüyor.

Peki bu belgelerde kimin imzası var? İşte kıyameti koparacak detay da tam bu.

Belgelerde, 28 Şubat post-modern darbe lideri, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'le birlikte Ergenekon ve Balyoz'un bazı sanıklarının da imzası var.

Mesela dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı Balyoz Davası'nın da önemli sanığı Çetin Doğan'ın imzası var.

Yine, gözaltı ve yargılama sürecinde, demokrasi dışı tüm eylemleri gözardı edilerek muhattap bırakıldığı hukuki sürecin tek sebebi, Erdoğan'ın katıldığı bir törende ayağa kalkmaması gösterilen dönemin Harekat Başkan Vekili Engin Alan'ın imzası var.

Yine aynı belgelerin altında, 28 Şubat sürecinde dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener'e “yağlı kazık” mesajı gönderen komutan olarak da bilinen, İstihbarat Başkanı Çetin Saner'in imzası var.

-Darbecilerden İçişlerine ‘talimat!'-

“Genelkurmay Başkanı namına” ‘kişiye özel' ve ‘gizli' ibareyle yazılan belgelerde, öğretmen, hemşire, Kaymakam, Belediye Başkanı gibi birçok kamu görevlisinin, irticai faaliyet yürüttüğü iddiasıyla fişlendiği görülüyor.

Üstelik, belgelerde kullanılan arz kısımlarına bakılırsa, Genelkurmay Başkanlığı namına hazırlanmış olsa da İçişleri Bakanlığı'na ‘gereğinin yapılması' talimatı veriliyor.

Türk Silahlı Kuvvetler içindeki darbeci damarı bilmeden yapılan yorumlarla sırf Fetullahçı yargı ve polis yürüttü diye kimi darbe davalarını tümden itibarsızlaştıranlar, 28 Şubat Dava dosyasına giren bu belgeleri iyi incelemeli.

Fetullahçı yargı ve emniyet üzerinden, 90'ların insanlık dışı eylemleri ve faili meçhullerini, 28 Şubat'ın o karanlık günlerini, ülke demokrasisini her on yılda bir kesintiye uğratan TSK içerisindeki darbeci damarı aklama telaşına düşenler; bugün bile, ordu içerisinde, siyasi iradenin bilhassa toplumsal barışı tesis etmek için başlatılan çözüm sürecinin çatışmasızlık dönemindeki tutumuna dair neden belge biriktirdiğinin cevabını aramalı.

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  206225

-