17 EKİM 2019 PERŞEMBE

Ahmet Doğan İlbey

DARBEYE KARŞI SELÂ, EZAN, MİLLET

Ahmet Doğan İlbey

Kanlı ve menfur 15 Temmuz darbecilerinin hesap edemedikleri üç şey vardı: Selâ, ezan ve millet. Üçü de din-i İslâm'dan neşet eden mefhum ve vecibe…

Darbeciler bu üç ulvî değeri bilemediler. Çünkü 1932'den ezan, selâ ve millete karşıydılar. “Allahü Ekber Allahü Ekber… / Eşhedû en lâ ilâhe illallah … / Eşhedû enne Muhammeden Resûlullah…” sadâsının necip milletle olan ulvî bağını ve cihada çağırdığını bilselerdi, millete silah çekebilirler miydi?

Kucağında yaşadıkları milletin tarihini ve ecdadından tevarüs ettiği seciyesini bilip düşünselerdi, kurşun sıktıkları Türk milletinin celâdet ve asaletini, kahramanlığını ve erdemini öğrenmeye çalışsalardı, alçaklıktan daha aşağı bu darbeye kalkışamazlardı.

Tanklarla ezmek istedikleri milletin din, yâni şeriat üzere gidilen yol, yâni İslâmla aynı mânaya geldiğini öğrenselerdi ve bu ülkede milleti İslâm'ın hâdimi ve bayraktarı olan Türklerin temsil ettiğini unutmasalardı katliam yapabilirler miydi?

Selâ ve ezan okunan yerin Müslümanların vatanı olacağını, dolayısıyla orada yaşayanlar için selâ ve ezanın yedi kat göklerden uhrevî nağmeler taşıyan, câmiye dâvet eden, yâni bir ve diri tutan ulvî bir güç olduğunu kavrayabilselerdi şenî ve yüz kızartıcı darbeye teşebbüs edebilirler miydi?

Cihad selâlarıyla vatan müdafaasına koşan millet

Birinci Harpte, Millî Mücadele'de ve ardından 15 Temmuz'da cihad selâlarıyla vatan müdafaasına koşan milletiz biz. Selâ ve ezan 15 Temmuz gecesi darülislâm olan Türk devletine kastedenleri yine mücadeleye, Allah ve Resûlü aşkına meydanlara ve cihada çağırıyordu.

Gecenin ikinci yarısında “İsrafil'in sûr'u gibi heybetli” bir dâvetti bu... Lacivert göklerde yıldızlar da selâ ve ezanı dinliyor ve ışıklarını “Hakk'a tapan milletin” vatanı Türk Ülkesinin semâlarına yolluyordu. 

Selâ ve ezanın uhrevî dâvet ve mûsikisiyle bin yıldır günde beş vakit ruh ve imanını kavî kılan millet bin miligramlık ulvî cezbe ve imanla coşuyor, ibadete gider gibi meydanlara, sokaklara iniyordu.

“Lâ İlâhe İllallah Muhammeden Resûlullah…” dâvetini işiten Türk Ülkesi'nin bütün Müslümanları Çanakkale'de ve İstiklâl Harbi'nde olduğu gibi 15 Temmuz'da da “din ü devlet bahsi bu” diyerek vecd ile tanklara karşı duruyor, MehmedÂkif'in söyleyişiyle hangi çılgın benim devletime darbe yapacakmış, şaşarım… nârâsıyla darbecileri hezimete uğratıyordu.

Ey selâ! ey ezân! ey millet! darbecilerin yüzü kapkara

Selâlar ve ezânların okunduğu dakikalar fizik gücünün bittiği, göklerin ve yerlerin ulvî sadâya kesildiği, menfur darbecilerin apoletlerinin yerlere düştüğü, silah tutan ellerinin tutmaz olduğu, İblisçe plânlarının tarumar olduğu ânlardı…

O selâlar ve ezanlar sâyesindedir ki darbeciler göklerden gelen ulvî şimşeklerin hücumuna uğramışçasına şaşa kaldılar… 

Doğuda ve Batıda gecenin sabahına varmadan yer ile yeksan olan, millet karşısında mağlûp düşen böyle bir darbe ve darbeciler görülmedi. Darbeler tarihi bunu böyle yazacak.

Ey selâ! Ey ezan! Ey millet! Kadrini ve ulviyetini bilmeyen gâfil darbecilerin yüzü kapkara…

 

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: ilbeyali@hotmail.com

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  829519

-