30 MAYIS 2020 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

DEĞİŞİM, DÖNÜŞÜM, BAŞKALAŞMA, YABANCILAŞMA

Hüseyin Yağmur

Rivayet edilir ki, bir dergâhın giriş kapısının yanında oturan Şeyh Efendinin torunu, dergâha giren adamları gördükçe eliyle işaret edip “Aaa, içeriye tilki girdi!” “Aaa, içeriye tavşan girdi!” gibi seslenmeler yapıyormuş.

Şeyh Efendinin eşi bu durumu hızlıca ve gizlice Şeyh Efendiye aktarınca Şeyh Efendi “Bizim torun, henüz günahsız bir çocuk olduğundan dolayı dergaha gelenleri ‘suretleri ile değil, siretleri ile' görüyor. O yüzden onu dergahın kapısında oturtmayın” demiş.  

Eski kitaplarda yazdığına göre; insanın sureti, işlediği günaha göre şekil alıyor ve siretinin önüne geçebiliyormuş. Onların bu halini ancak hal ehli olanalar görebiliyorlarmış. 

Dolayısıyla sürekli aldatan kişilerin tilkileştiği, şehvetiyle harama düşkün olanların domuzlaştığı, zalimlere yardımcı olanların köpekleştiği, zulme rıza gösterenlerin tavşanlaştığı erbabınca malumdur.

Nitekim Zuhruf Suresi 37 ve 38. ayeti kerimeler insandaki bu dönüşümü şöyle açıklarlar: Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse,(ondan yüz çevirirse) Biz ona bir şeytanı musallat ederiz. Artık bu, onun bir yakın dostudur. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.

Şeytanın yolunda olduğu halde doğru yolda olduğunu sanmak ne büyük bir yanılgı!                               ‘Değişim, Dönüşüm, Başkalaşma, Yabancılaşma' yaşanmış ancak muhatabı farkında bile değil. Üstelik bir de kendini doğru yolda sanıyor.

Bu anlamda Peygamber Efendimizin de çok sayıda uyarısı ve Hadisi Şerifi kaynaklarda yer almaktadır.

Nitekim Peygamber Efendimiz, “Kim bir topluluğun yaptığı günahı hoş görürse, o da onlardan olur” (Deylemi) buyurmuştur.

Yıllar önce dinlediğim bir sohbette Hocaefendi “Kim bir günahı hoş görürse Allah o kişinin kalbini o günahkarın kalbine benzetir” demişti

İnsanın etrafında olanlara bir türlü anlam veremediği, en yakınındaki 40 yıllık dostunu bir türlü tanıyamadığı olayların sıkça görülmesi ve bu karakter yarılmalarının günlük olaylar haline gelmesinin sebebi, günahların kalbimizi dönüştürmesi bizi başkalaştırması ve ait olduğumuz değerlere yabancılaştırmasıdır.  

Bir şair şöyle diyordu: Yürek usulca pas tutar!

Yüreklerimiz usul usul pas tutuyor. Günahlarımız suretlerimizi değiştiriyor.

………………

Gençliğinde camiden çıkmayan Hukuk Fakültesi öğrencisi, banka avukatlığı yapıyor. Halbuki faiz büyük günahlardan…….

Gençliğinde camiden çıkmayan Hukuk Fakültesi öğrencisi, eşini sekreteriyle aldatıyor.  Halbuki aldatmak da zina da büyük günahlardan.

Gençliğinde içki satan bakkaldan alışveriş yapmayan kişi şimdi içki masalarında, bürokrat olmanın gereğini yapıyor. Halbuki içki büyük günahlardan…..

Gençliğinde arkadaşlarını pasif bulan idealist/radikal kişi şimdi zalimlere hizmet ediyor. Halbuki zulüm büyük günahlardan…

Gençliğinde devleti adil davranmamakla suçlayan kişi, şimdi devlet adamı. Ancak adil değil. Halbuki Allah adaleti emrediyor.

Gençliğinde rüşveti eleştiren kişi şimdi devlet gücünü kullanarak zorla bağış alıyor.Zorla kopardığı bu bağışla öğrenci okutuyor. Halbuki rüşvet büyük günahlardan…

Gençliğinde Hükümet yönetimini eleştiren kişi, şimdi Hükmettiği iktidar alanını hemşehrileri ile tıka basa dolduruyor. Halbuki emanetin ehline verilmemesi büyük günahlardan…

Gençliğinde köyünden gelmiş bir gariban olan kişi şimdi gurur ve kibir abidesi oldu. Personelinin kendisiyle aynı asansörü ve aynı kapıyı kullanmasını istemiyor. Halbuki kalbinde zerre kadar kibir olan kişi cennete giremeyecek.

Örnekleri çoğaltmak mümkün… Çünkü hayali değil, gerçekler. Her bir örneğin adres teslimi bir sahibi var…..   

……………

Günahlar kaçınmamız gereken kirler iken, günlük mesaimizin bir parçası haline gelince; yürekler pas tutuyor,

Değişim, dönüşüm, yabancılaşma ve başkalaşma ortaya çıkıyor.

40 yıllık arkadaşı ‘Yahu bu bizim Ahmet/ Mehmet/ Osman vs değil miydi? Buna ne olmuş böyle tanıyamıyorum diye haykırıyor şaşkınlıkla...

Dergahın kapısındaki çocuk herkesi siretiyle görüyor.

Dergaha gelen kelli felli bürokrat kapıdaki dervişle selamlaşırken aslında hangi suretle görüldüğünü bilemiyor.

Dergâha günahlarının onu dönüştürdüğü hayvani kimliği ile girip çıkıyor aslında.

Bu yüzden devletin kendisine emanet ettiği makama her gün tamir edilemez zararlar veriyor.

Dolar zammını bahane ederek sattığı mallara % 30-50 arasında zam yapan, sonra sureti haktan gözükerek %10 kampanyasına katılan kelli felli tüccar da,

Dergâha günahlarının  onu dönüştürdüğü hayvani kimliği ile girip çıkıyor aslında.

Bu yüzden toplum bir türlü kendisine gelemiyor.

Kuranı Kerim ne büyük uyarıcı! Tekrar yüzümüzü ona dönerek kulak kabartalım:

Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse,(ondan yüz çevirirse) Biz ona bir şeytanı musallat ederiz. Artık bu, onun bir yakın dostudur. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. (Zuhruf Suresi 37-38)

Bizim Üsküdar Küçük Çamlıca'da ikamet eden bir Mithat Coşan Ağabeyimiz vardı. Rahmetli olmadan önce bir gün laf arasında bana “Ben yaklaşık 40 yıldır gece namazı kılmaya çalışıyorum” demişti. Buna rağmen Onunla her karşılaştığımızda ettiği dua şuydu: Allah akıbetimizi hayreylesin!

Velahasıl, Allah akıbetimizi hayreylesin!

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  988631

-