24 EKİM 2019 PERŞEMBE

Hasret Yıldırım

DELİ’ RAPORU ALAN MİLLETVEKİLİNDEN ‘AŞK’ CİNAYETİ (1)

Hasret Yıldırım

M.Kemal'in yakın koruması, ”Kızıl Pençe” Teşkilâtı'nın tetikçisi, Milletvekili maaşıyla biriktirdiği “hatırı sayılır parayla” dünya hayatında maddî sıkıntısı olmayan; bu meziyetleri vesilesiyle “soyu ak” manasında “Soyak” soyismini alan Recep Zühtü'nün, ibretane hayatından enstantaneler… 10 yıl gayri meşru ilişki yaşadığı kadını öldürdükten sonra, Zonguldak Milletvekili olarak Meclise giren; 46 Raporu alarak, hayatını “Deli Vekil” olarak idâme ettiren adamın etrafında dönenler…

DrRizaNur

Derin Tarih Dergisi'nde neşredilen, Latife Hanım'ın mektubu vesilesiyle tekrar gündeme gelen; “5816 Sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Kanunu” ile alâkalı munâkaşalar, döndü dolaştı mevzuun kalbindeki adam Dr.Rıza Nur'a geldi. M.Kemal ile ters düşene kadar “Altın Adam” olan, İ.İnönü'nün yanında Lozan'ın ikinci adamı olan, 1. ve 2. dönem Sinop Mebûsu (Milletvekili) olan, T.C.'nin ilk Maârif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) olan, Cumhuriyet'in ilânına kadar bütün hükümetlerde Sıhhiye Vekili (Sağlık Bakanı) olan Dr.Rıza Nur'a; Kemalist zihniyet tarafından, M.Kemal'e muhâlif olan birçok Zât-ı Muhterem'e söylenen, “deli” yaftası yapıştırılıyor. Hattâ tarihçiliğe soyunan bazı Hocaefendiler bile mevzua dâhil olarak, “Dr.Rıza Nur'un kâfir olduğunu, kâfirin şâhidliğinin kabul olmayacağını” söyleyerek, Kemalistlerin ekmeğine yağ sürüyorlar. Hâlbuki kâfirin kâfire şâhidliğinin makbûl olduğunu, Hocaefendiler bizden daha iyi bilir. Nitekim Dr.Rıza Nur'un hâtırâtında; Lord Curzon, Venizelos gibi birçok kâfir hakkında da ifşââtları vardır. Şimdi bunlara da mı itimâd etmeyelim?

Dr.Rıza Nur'un deliliği ile girizgâh yaptığımız makalemizde, M.Kemal'in en yakınındaki “mutâd zevât” arasında yer alan; Kılıç Ali ile birlikte “Kızıl Pençe” Teşkilâtı'nın tetikçiliğini yapan, “46 raporlu”, “deli” bir milletvekilinden bahsedeceğiz.  “Deli'den vekil olur mu” demeyin, “Türkiye Açık Hava Tımârhânesi”nde her şey olur… Olur, yavrum olur, kılıfına uydurulur… Ali (Recep) – Veli (Dost), Kırk Dokuz – Elli; Recep Zühtü Soyak…

 

RecepZuhtuSoyak      FatmaMedeniyeHanim

Recep Zührü Sayak                                        Fatma Medeniye

46 Raporlu, Deli Vekil Recep Zühtü Soyak Kimdir?

1893 (1309)'da Manastır'da doğdu. Babası Hasan Basri Efendi, annesi Fatma Hanımdır. Bekârdır. 1911 'de İstanbul Vefa İdadisini bitirdi. 1912'de Beylerbeyi Yedek Subay Okulundan yedek asteğmen çıktı. Balkan Harbine Garp Ordusunda katıldı, Filorina'da hastahanede Yunanlılara esir oldu. Yirmi gün sonra Selanik üzerinden İstanbul'a kaçıp Gelibolu Savaşlarına katıldı. Garbi Trakya Geçici Hükümet Teşkilatında görev aldı. 1914'te Genel Savaşta Sina Cephesi savaşlarına katıldı. III üncü Gazze Muharebelerine katıldı. Yafa Civarında yaralandı.

Mütarekede terhis edildi. 1919'da kendi isteği ile Amasya'da Mustafa Kemal'le hareket eden heyete katıldı. Erzurum ve Sivas Kongrelerinde, arkadaşlarıyla birlikte yazım işlerinde hizmet verdi. Sivas Kongresinin çalışması sırasında Heyeti Temsiliye'den (Umum Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesi) aldığı özel emirle Elazığ Valisi Ali Galip ve Malatya Mutasarrıfı Halil Rahmi ve adamlarını izlemek üzere Malatya'ya gitti.

Heyeti Temsiliye merkezinin Ankara'ya taşınması üzerine, Ocak 1920'de Hakimiyeti Milliye Gazetesini, Heyeti Temsiliyenin yayın organı olarak kurup çıkarmaya başladı. Eylül 1923'e kadar Hakimiyeti Milliyenin sorumlu müdürü ve imtiyaz sahibi olarak hizmet verdi. Bundan sonra Hakimiyeti Milliye ve Recep Zühtü Matbaaları sahibi olarak matbaacılıkla uğraştı.

TBMM'nin II nci Dönem ara seçimlerine katıldı. 28 Aralık 1924'te yapılan seçimde 182 oy alarak Sinop'tan milletvekili seçildi. 12 Ocak 1925'te Meclise katıldı, 22 Ocak 1925'te mazbatası onaylandı. Memurin Muhakemat Komisyonunda çalıştı. Milli Mücadeleye iştirâk etmeyen memurlar hakkındaki kanunun bir sene daha uzatılması konularında kanun teklifleri, değişik konularda 20 önergesi, Genel Kurulda dört konuda konuşması ve Millî Mücadeleye iştirâk etmeyen memurlar, Yıldız kumarhanesi, 150'likler konularında soru önergeleri vardır.

Sinop'tan III, IV, Zonguldak'tan V inci dönemlerde de milletvekili seçilen Recep Zühtü Soyak, 1966'da öldü. [Kâzım Öztürk, Türk Parlamento Tarihi, Tbbm-II.Dönem, III.Cild, Tbmm Basımevi Müdürlüğü, Ankara-1995, Sayfa: 700-701]

Meclis'in resmî kayıtlarında bu şekil anlatılan Recep Zühtü'nün, farklı hususiyetleri de var. Topal Osman ve adamlarının öldürülmeleri, Dr.Rıza Nur ve Kâzım Karabekir Paşa'yı susturma vazifesi, iki ermeni zenginin kaçak yurda sokulması gibi icrââtlar da, “devrimin gözdesi” Recep Zühtü'ye aittir…

 

46 Raporlu, Deli Vekil Recep Zühtü ile Fatma Medeniye Hanım'ın İlişkisi

Recep Zühtü, vekil seçildiği 1925 senesinde bir düğün esnasında tanıştığı, eğlence hayatının genç ve güzel hanımlarından Medeniye Hanım'la on yıl “nikâhsız beraberlik”, “dost-metres hayatı” yaşamıştı… Sultan Vahdeddin'in hat hocası Hattat Mehmet Sabri Bey'in kızı olan Medeniye Hanım, o esnalarda 20'li yaşlarda bir genç “dul”... 14 yaşındayken evlendirildiği Hint Prensi ile geçinemedikleri gibi, İstanbul işgal edilince prens, eşini terk ederek yurduna dönmüştü. Medeniye Hanım, 18 yaşındayken bu defa kendinden epey yaşlı bir ressamla evlendirilmiş ve çok geçmeden ressamın vefâtıyla yalnız kalmıştı. Recep Zühtü ile tanıştıktan sonra, Ankara'da onunla yaşamaya başlamıştı.

Recep Zühtü, M.Kemal'in en has adamıydı. Onu, bir diğer has adamı olan Nuri Conker gibi ta Manastır'dan tanıyordu. İki önemli özelliği vardı Recep Zühtü'nün; attığını gözünden vuran keskin bir silahşördü ve ölümüne sâdıktı. M.Kemal, Recep Zühtü gibi sekiz-on kişiden oluşan bir yakın koruma ordusu kurmuştu kendine. Bunlar onun yanında konumlanıncaya kadar her biri bir savaşta kahramanlıklarıyla parlamış askerlerdi. Şimdiyse bir emriyle, her biri bir milletvekili olmuştu.

Yalnız bunların evlenmesi yasaktı. Kılıç Ali müstesna, -o da "aristokrat" bir gelin getirdi diye- evlenebildi. Ama kadınlarla "dost", "metres" ilişkileri kurmaları serbestti. Bundan aldığı cesaretle Recep Zühtü sevgilisi Medeniye Hanım'ı Çankaya'da Atatürk'e takdim etmiş, elini öptürmüştü. Atatürk kadına, "Sabret kızım, sen büyük mutluluklara lâyıksın, zamanı gelince evlenirsiniz" demişti.

Medeniye Çankaya'ya çıkıp, kabule layık görüldükten sonra Ankara'nın saygın ve imtiyazlı mahfillerinde kendine ayrıcalıklı bir yer edinmişti. Yasak aşk, artık "meşru" bir ilişkiydi.

 RecepZuhtuveMustafaKemal

46 Raporlu, Deli Vekil Recep Zühtü'nün Maddî-Manevî Zenginliği

Kadının ürpertici güzelliğinin yanında, Recep Zühtü çok çirkin bir adamdı. Ayrıca çok da para-gözdü. Mesela milletvekilliğinin yanı sıra çok sayıda şirket ve mümessillik sahibiydi, komisyonculuk yapıyordu. Başta İstanbul, Ankara olmak üzere yurdun pek çok yerinde binaları, arsaları vardı.

Kısacası Medeniye Hanım'a hiç layık biri değildi. Bu kadarla kalsa iyi, daha başka marifetleri de var. Kazım Karabekir "devrimlere ayak uyduramayınca" tasfiye edilmişti. O da bu kızgınlıkla hatıratını yayınlamaya kalktı. Bunu engellemek için Atatürk'ün en yakın adamları harekete geçti. Kitaba daha matbaadayken el koydular ve imha ettiler. Bu operasyonu Kılıç Ali ile Recep Zühtü yönetmişti.

Recep Zühtü'nün hayatı Atatürk'e tabiydi, nereye gitse hep beraber. İstanbul'a geldiklerinde Medeniye Hanım'ı da getirirdi. Evet, çok ihmal ediyordu fakat yine de sevgilisinin gönlünü hediyelerle kazanmayı biliyordu. Boğazda, Akıntı Burnu'nda deryaya karşı bir yalıya (İzzetâbâd Kasrı), göz koymuştu. Recep Zühtü ne yaptı, ne etti bilinmez, bu köşkün sahibi oldu.

Medeniye Hanım'a "İzzetâbâd Köşkü'nde telli-duvaklı düğün" vaat etmişti. İş sözünü tutmaya gelince yine kıvırdı. Köşke annesini, babasını, kardeşlerini, akrabalarını yerleştirdi. Bu bardağı taşıran son damlaydı. Gerçi henüz haberi yoktu ama artık Recep Zühtü, Medeniye Hanım'ın gözünde çıkarılıp atılması gereken bir çöp kıymetindeydi. Günlerce, bazen haftalarca yüzünü bile göremediği adamı beklemektense kendine genç ve yaşıt bir sevgili buldu. Delikanlı aksi gibi Yahudi cemaatine mensuptu.

Atatürk'ün yine bir İstanbul ziyareti sırasında, Dolmabahçe Sarayı'nda "sofrada" hep beraber demlendikleri sırada jurnal geldi: "Medeniye Hanım, bugün öğlen İstiklâl Caddesi'nde (Kuyumcu) Franguli'nin yanında çalışan Yahudi gencini görmeye gitti. Oradan çıkıp, sarmaş dolaş etrafa aldırmadan Abdullah Efendi Lokantası'na girdiler. Senin kıravatını, senin kol düğmelerini takmıştı şerefsiz adam, görür görmez tanıdım."

Recep Zühtü hışımla, o sıra annesinin evinde kalan Medeniye'nin, Çengelköy Lekeci Nuri Sokak'taki evine gitti. Saat sabaha karşı 3'tü. Recep Zühtü, üst kattaki Medeniye'nin yatak odasına çıktı. Kapıyı arkasından kilitledi. [Ferda Keskin, Birgun.net, 6 Ekim 2007 tarihli makale]

 BogazinGuzelliklerindenIzzetabad Kasri

10 Yıl Gayri Meşru İlişki Yaşadığı Kadına “Orospu” Diyen “Deli Vekil”

Bu esnada geçen hâdiseyi, 1927 ile 1938 yılları arasında M.Kemal'in sofracısı ve hizmetkârı olan Cemal Granda, hatıralarında şöyle naklediyor… “Recep Zühtü, alkolün de etkisiyle kadına başlamış çıkışmaya: «Madem ki yapacaktın bu işi, bir Türk bulamadın mı da, kefereyle işi pişirmeye kalktın?» Kadın hem suçlu, hem güçlü. Alttan alıp, kızgın dostunu yatıştıracağı yerde, üstüne üstüne gitmiş: «Ne olmuş sanki. Kefere mefere ama, güzel çocuk. Hoşuma gitti, ömrümün sonuna kadar senin kahrını çekecek değilim ya. Git aynada suratına bak. Hoşafın çıkmış. Çingeneden farkın yok.»  Bu sözleri söylerken kadın yatağa uzanmış, Recep Zühtü ise ayakta... Recep Zühtü bunu duyar duymaz çılgına dönmüş. Zaten sinirli huyu var. Atatürk'ün yakını olmanın verdiği bir şımarıklılıkla yerinden fırladığı gibi: «Seni namussuz orospu. Şimdi senin canını cehenneme...» diye asılmış tabancasına. Korkudan yataktan fırlayıp kaçmaya başlayan kadını kurşun yağmuruna tutmuş. Kurşunlar kadının vücuduna değil de, ayağına rastlamış. Öldürmemek için bilerek mi böyle yapmış, yoksa sarhoşlukla mı hedefini şaşırmış bilmiyoruz. Kadın hemen, o anda ölmemiş. Yarası tedavi edilmiş. Fakat yara sonradan kangrene çevirmiş.

Bir süre sonra da kadının öldüğünü duyduk. Korkudan kimseye bir şey söyleyemedik. Recep Zühtü bu. Ağzımızdan bir söz kaçacak diye ödümüz kopuyordu. Hepimiz duman olurduk sonra... Recep Zühtü Sinop milletvekiliydi o zaman. Dokunulmazlığı vardı. Adli makamlar da, Atatürk'ün yakını diye Recep Zühtü hakkında kovuşturma yapmaktan çekiniyorlardı.” [Cemal Granda, Atatürk'ün Uşağı İdim, Hürriyet Yayınları, İstanbul-1973, Sayfa: 218-219]

Bu rezalet, Recep Zühtü'ye M.Kemal tarafından “Soyak” soy isminin verildiği 8 Şubat 1935'den 2 gün sonra meydana geldi. Adam soy ismini o kadar “hak” etmiş ki; “soylu” ve “ak” bir şekilde “temizlik” yapıyor. Tabii rezalet bununla da kalmadı. 46 Raporlu, Deli Vekil Recep Zühtü 17 Şubat 1935 tarihinde Zonguldak'tan milletvekili seçildi.

Mevzuun devamında ve etrafında dönen “fırıldaklara”, yarın devam edeceğiz inşaallah…

 

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  968949

-