4 TEMMUZ 2020 CUMARTESİ

DOĞU TÜRKİSTAN’DA YARIM ASIRDIR SÜREN ASİMİLASYON VE SOYKIRIM


DOĞU TÜRKİSTAN’DA YARIM ASIRDIR SÜREN ASİMİLASYON VE SOYKIRIM

Ölü ve yaralı sayısının dahî bilinmediği bu toprakların kendi adıyla anılması bile yasaklanırken, bölgede bir Türk hâkimiyetini istemeyen İngiltere ve Rusya'nın da çabalarıyla Türkistan ismi de artık anılmıyor. Doğu Türkistan halkının varlığını ve toprak bütünlüğünü reddeden Çin; 1995'ten itibaren ‘Sincan-Uygur Özerk Bölgesi' diyerek dünyanın gözünü boyamaya çalışsa da Doğu Türkistan toprakları gerçek bir özerklikten bile mahrum. 21. yüzyılda BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinden birinin baskısı altında asimile olmaya, belli periyotlarla toplu katliamlar yaşanmaya devam ediyor. 11 Eylül'den sonra ‘ayrılıkçı ve terörist Müs-lümanlar' olarak nitelenen Doğu Türkistan halkının yaşadıkları özellikle 2009'daki olaylardan sonra daha yakından takip edilmesine ve Uluslararası Af Örgütü ile İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün her yıl yayımladıkları raporlara rağmen nedense yaşanan vahşet dünyadaki hiçbir kurum tarafından ciddi bir eleştiriye ya da Çin üzerinde bir yaptırıma dönüşmüyor. Çünkü bölgenin küresel ekonomik dengeleri değiştirecek potansiyeli hiç bir emperyalist gücün gözden çıkaramayacağı büyüklükte. Kısacası Doğu Türkistan toprakları stratejik, ekonomik ve siyasî konumundan ötürü belli periyotlarla soykırıma tâbî tutulmaya devam ediyor.

Yer Doğu Türkistan
Tarih 1949-…
Fail Çin
Ölü Sayısı Yüzbinlerce

TÜRKİSTAN TOPRAKLARININ AKIBETİ
Avrupalıların ‘Pivot of Asia' yani ‘Asya'nın Mihveri' olarak tanımladıkları, İpek Yolu'nun odak noktası olan Doğu Türkistan; gözlerden uzakta, yüksek dağlar ve çöllerle çevrili olması nedeniyle doğal bir savunma ve saldırı merkezi olarak nitelenmiş ve insanlık tarihi boyunca bir kültür medeniyetinin merkezi olarak komşu güçlerin hattâ uzak güçlerin bile dikkatinden kaçmamıştır. Tarihin en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmış bölgede çok eski zamanlardan itibaren Türk hâkimiyeti olduğu pek çok kaynakta yer alırken komşu Çin saldırıları ve entrikaları ile bölgede yaşanan Rus müdahalesi de yine tarihî kaynaklarda yer almaktadır.
İdikut Uygur Devleti, Karahanlı Devleti, Çağatay Devleti, Sadiye Yarkıt Hanlığı'na ev sahipliği yapmış bölgede 17. yüzyıldan itibaren ‘Hocalar Dönemi' yaşanmış, ancak bu dönemde merkezî otoritenin zayıflamasının önüne geçilememiş, ardından Çin istilası gerçekleşmiştir. Ancak kısa süre sonra Yakup Bey tarafından Kaşgar Hanlığı kurularak Doğu Türkistan için yeni bir umut süreci başlamış, 1868'de kurulan devlet, Yakup Bey'in ölümüne kadar bölgede istikrarı sağlamıştır. Ne var ki bu güçlü devletin varlığı özellikle İngiltere ve Rusya'nın menfaatlerine ters düştüğünden Yakup Bey'in ölümünden sonra Çin'e verilen dış destekle kısa sürede parçalanmış ve istilacı Çin, Yakup Bey'in cesedini mezarından çıkararak yakmıştır. Ölmüş devlet adamına bile saygısı olmayan Çinliler 1878'den itibaren halk üzerinde soykırım ve asimilasyona başlamışlardır. Bu tarihten sonra işgal altında 1933 ve 1944'te iki Doğu Türkistan devleti kurulmuşsa da birinci devlet Rusların desteği, ikinci devletse Çin'in 1949'daki işgali ile sonlandırılmış, ardından büyük bir tehcir başlatılmış ve göçe zorlananların çoğu yollarda hayatını kaybetmiştir.
Bölgede uzun süre Rus hâkimiyetinin ve zulmünün yaşandığı bilinirken, Rusya, Batı Türkistan topraklarından ötürü bağımsız bir Doğu Türkistan'ı hiçbir zaman istememiş, bunun kendi topraklarındaki Türkleri de ayaklandırmasından ve bölgenin tekrar Türkistan olarak bağımsızlaşmasından çekinmiştir. Bu nedenle Çin'in İngiltere'yle birlikte en büyük destekçisi olmuş, 1944'de kurulan devletin lideri Ali Töre'yi kaçırarak 1976'ya kadar Taşkent yakınlarında gözaltında bulundurma cüretini göstermiştir. İngiltere'nin de Hindistan'dan dolayı bölgenin bağımsızlığını istemediği bilinirken her iki devlet Osmanlı toprakları konusundaki çıkarları nedeniyle bölgeyi Çin'e bırakmayı ve uzaktan kontrolü uygun görmüşlerdir.
63 YILDIR SÜREN İŞGAL
18. yüzyılın ikinci yarısından günümüze kadar yoğun bir asimilasyon ve soykırımın yaşandığı Doğu Türkistan toprakları ilk olarak 1759'da Çin Mançu İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş, günümüze kadar bu işgali kırabilmek için pek çok ayaklanma meydana gelmiştir. 1949 yılında ‘Sincan'a yardım' sloganıyla gelen Çin ordusu ülke genelinde bir asimilasyon ve soykırım başlatarak bu topraklarda dinî ve kültürel baskılar ile yepyeni bir topluluk inşasına başlamıştır. 1945'te %3 oranındaki Doğu Türkistan'daki Çin nüfusunun 1965'ten sonra %40'ların üzerine çıktığı bilinirken, bölgenin kökeni ve yapısı tamamıyla değiştirilip gerçek nüfusu yok etmeye yönelik sürdürülen 63 yıllık harekât dünya kamuoyuna 2009'da yaşanan bazı ayaklanmalar ile taşınsa da, Çinli yetkililer bu ayaklanmaları bir milletin sömürüye karşı başkaldırısı değil, Çin'i parçalamak isteyen dış destekli ayaklanmalar olarak lanse etmiştir. Ancak hangi büyük devletin kendi halkı üzerinde nükleer denemeler yaptığı, çıkardığı doğal kaynakları başka bölgelere aktararak halkın sefil düşmesine sebep olduğu düşünülmelidir.
Dünyanın pek çok yerinde insanlar kendi devletlerine karşı doğal hakları olarak tepkilerini gösterirken, Doğu Türkistan halkı, 63 yıldır başka bir gücün hem de BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi olan ve dünya üzerindeki hâkimiyetini her gün biraz daha artıran bir gücün baskısı ve zulmü ile yaşamaktadır. Nüfusu giderek azalan, dünyanın sağır/kör kalmayı tercih ettiği Doğu Türkistan halkının nasıl bir soykırıma tâbî tutulduklarıysa istatistikî verilerle kanıtlanmaktadır. Komünist Çin'in uyguladığı soykırımın karşısında Batı'nın ilgisizliği ve uluslararası kuruluşların Ortadoğu'ya olan ilgilerinin onda biri bir ilgiyi bile göstermemeleri düşündürücüdür.

DOĞU TÜRKİSTAN MI SİNKİANG MI?

Çinli kaynaklardan alınan bilgilere göre 1884'lere kadar ‘Batı bölgesi' olarak adlandırılan Doğu Türkistan, 18 Kasım 1884 tarihinden itibaren Çin'in 19. vilayeti olarak kabul edilmiş ‘Yeni Cephe' anlamına gelen Xinjiang (Sinkiang); ‘yeni kazanılan', ‘yeni hudut' anlamında adlandırılmıştır. Amerikalı araştırmacı Owen Lattimore sözkonusu isimle ilgili Çinlilerden yardım aldıktan sonra kelimenin anlam itibariyle ‘yeni sömürge' anlamına geldiğini belirtirken Çinliler bu ad değişikliği ile bölgedeki Türk varlığını yok saymayı hedeflemektedir. Ancak Çin Seddi dahi onları yalanlamaktadır; zira Doğu Türkistan toprakları, Çin'i korumak için yapılan Çin Seddi'nin dışında kalmaktadır. Buna rağmen ‘Doğu Türkistan' tanımlamasının yasak olduğu topraklarda yüzlerce insanın kendi yurtlarının adını kullandıkları için infaz edildiği bi-linmektedir.
Çin'in isim değişikliği üzerinden yapmak istediği bölgenin Türklüğünü inkâr etmektir. ‘Böl ve yönet!' taktiği çerçevesinde Doğu Türkistan'da yaşayan halkı 13 millete ayırarak bunlar için 10 ayrı muhtar bölge oluşturan Çin; Uygur, Kazak, Kırgız, Tatar ve Özbekleri ayrı milletler olarak tanımlamıştır. Bölgeye ‘Sincan-Uygur Özerk Bölgesi' denmesine karşılık Doğu Türkistan kendi kaynaklarının Çin anakarasına taşınmasına engel olamamaktadır. Uygur Özerk Bölgesi Komünist Parti komitesinin yürütme organı daimi komitesinin 15 üyesinden sadece 3'ü Uygurken bu üyelerin idarî yetkileri yoktur.

Yorum Yaz

  152533

-