23 ŞUBAT 2020 PAZAR

Ahmet Doğan İlbey

DOKUNAKLI BİR TEZ: “SOSYAL PROBLEMLER VE SOSYAL RİSK ANALİZİ”

Ahmet Doğan İlbey

Henüz matbu hâle getirilmemiş, yâni basılmamış, fakat e. kitap olarak İksad.Net sitesinden bir kitabı “Pdf” sinden okuyorum. KSÜ İİBF'de görev yapan Öğretim Görevlisi İsmail Göktürk ve KSÜ İİBF Sosyal Hizmet Bölümünde görev yapan Dr. Öğretim üyesi Mehmet Yılmaz'ın akademik tez olarak birlikte hazırladığı bu kitabın adı “Sosyal Problemler ve Sosyal Risk Analizi-Kahramanmaraş Kentsel Alanı Araştırması” (December (Aralık) / 2019 Ankara / Turkey)

Gerçekçi tesbit ve teklifleri olan, yanıbaşımızda, çevremizde ve Türkiye'nin her yerinde kanayan sosyal yaralarımızı yüzümüze vuran akademik tez böyle olur. Türkiye'nin aile, yoksulluk, eğitim, istihdam, suç, hastalık gibi en derin sosyal meselelerine (yaralarına demek lâzım) dokunan bu kitabın muhtevasını anlatmadan önce,  hakemli bir jüri tarafından e.kitap olarak yayınlayan İksad'ın (İktisadî Kalkınma ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü) künyesini bu bilim kuruluşunun kendi diliyle duyurmak istiyorum:

“2010 yılında kurulan İksad, geçen 8 yıllık süreçte Türkiye'nin birçok yerinde ve 16 ülkede temsilcilikleri olan uluslararası bilimsel bir organizasyon halini almıştır. Bilim kurulu 28 ülkeden 700'ün üzerinde akademisyenden oluşan İksad, en yeni iletişim ve eğitim teknolojilerini kullanarak bilim insanlarının dünya standartlarında araştırmalar yapmalarını hedeflemektedir.”

Fikir ve gönül dostlarım olan bu kitabın yazarları, kitabın matbu olarak da basılacağı müjdesini verdiler. Dostlarım bilir ki, fakîr, ilaç prospektusları gibi binlerce yabancı literatürden oluşan, ne dediği anlaşılmayan, sahasında yeni bir şey söylemeyen, yerli ve millî bir teklif ve düşünce ortaya koymayan, birbirini tekrarı olan tezlerden hazzetmez. Haddim değildir ölçü koymak; elbette akademik sahada yüzümüzü ağartacak tezler çoktur. Okuduğum “Sosyal Problemler ve Sosyal Risk Analizi-Kahramanmaraş Kentsel Alanı Araştırması” adlı tez de yerlî ve millî bir hassasiyetle, geniş bir araştırma, anket ve istatistikî bilgilere dayanarak gerçekleri yüksek sesle dile getiren ve teklifi olan akademik bir tezdir. 

Geniş bir “Kaynakça” ya sahip ve 214 sayfadan ibaret olan kitabın “Önsöz” ündeki cümleler tezi hazırlayanların daha baştan millî zihniyetini ve araştırma yaptıkları kendi toplumunun yüreğini ve yarasını bilen biri olduklarını gösteriyor. Okuyalım:

“Şimdi ‘her yer Kerbelâ.' Şimdi bir çocuk ve bir annenin yüreği paramparçadır bir tarlada. Amcalar mayın döşemiş gece parklara. Tankların istilasında şimdi sokaklar. Çocukların ellerinde bir avuç taş, hem oyuncakları hem silahlarıdır şimdi. Mayınlar ve tanklar pusuda bekliyor. Şimdi küresel efendiler, çocukların gözlerindeki gülgûn bakışı, yanaklarındaki gül gamzeleri soldurdular. Şimdi insanlık bir cinnete sürgün sevgili. Senden bir vedia olan kulların sersefil savruluyor cinnetin rüzgârında. Senin yüreğinin coğrafyası talan edildi sevgili. ‘Bir mevsim-i bahârına geldik ki âlemin / Bülbül hamûş, havz tehî, gülistan harab'.

İsmail Göktürk / Gülün Çağrısı

Dünyanın büyüsünün çözüldüğü bir çağda yaşıyoruz. Hayatın anlam bilgisi kaybolmuş, insanın insana zulmettiği bir zamana gelmişiz. Büyük bir hız ve haz dalgası içinde akıntıya kapılmış durumdayız. Bu kitap aslında bir feryadın ifadesidir. Eşref-i mahlûkat olan insanın örselenmişliğini, kendilik bilgisinden bîhaberliğini anlatmaktadır. Bu örselenmişlik ve kendinden bîhaber olma hali, gün geçtikçe kalbimizi acıtan haberlere konu olan toplumsal sapmalara ve toplumsal problemlere yol açmaktadır. Medeniyet geçmişi olan bir milletin evlatları bu savrulmayı hak etmiyor. Değerler sistemimizden hareketle yeni ve hızla değişen şartlar altında bir ‘fazıl toplum' kurmanın mümkün olması icap eder. Çabalar bunun üzerine olmalıdır. Bu kitap, bu çabanın küçük bir adımı olursa kendimizi mutlu addedeceğiz.”

“İçindekiler” kısmını okuyunca kitabın zorlu problemleri önümüze koyduğunu anlıyoruz.  Bu başlıkların doldurduğu cümleler kendi toplumuzun dertlerini acıta acıta verdiğini ilk pasajlarda mes'uliyet taşıyan beynimize kıymık gibi batırıyor.

Birinci bölüm “Sosyal problemlere ilişkin kavramsal çerçeve” başlığını taşıyor. Bu bölümdeki “Sosyal Sorunların Kaynağı Olarak Pozitivist Paradigma” başlıklı konu bir asırlık Batılılaşma yanlışımızı sert, ama doğru bir şekilde yüzümüze vuruyor. “Sosyal Problemlere Sosyolojik Yaklaşımlar” başlığı ise Türk üniversitelerinin müsteşrikler gibi baktığı meselelere yerli ve millî bir bakış getirmektedir. “Sosyal Olgulara Değerler Temelli Sosyolojik Yaklaşım” ve “Değerler Temelli Yaklaşımda Sosyal Problemlere Bakış” başlığı altında okunanlar oryantalist sosyolojinin kalıplarını berhava ederek, toplumumuzun problemlerine içeriden bakışın böyle olacağını gösteriyor ve gerçekçi tesbitler yapıyor.

Türkiye'de gençlik nedir? Gençliğin topyekün problemlerinin çâresi nedir? diye kafa yoranlar bu kitabın ikinci bölümdeki başlıklarının konusunu e. kitaptan okumalıdırlar.

İkinci bölümün  başlığı “Sosyolojik açıdan gençlik sorunları” dır. Bu başlık altında yer alan konu başlıkları şöyle:

“Gençlik Kavramı ve Kapsamı”, “Psikolojik ve Biyolojik Açıdan Gençlik Kavramı”, “Tarihsel ve Sosyolojik Perspektiften Gençlik”, “Gençlik Kavramına Sosyolojik Bakış Açıları”, “Gençlik ve Yabancılaşma”, “Gençlikle İlgili Belli Başlı Sorunlar ve Sosyolojik Açıdan Değerlendirilmesi”, “Gençlik ve Eğitim Sorunları”, “Gençlik ve Bağımlılık” ve “Genç İşsizliği” başlıkları yer alıyor.

Bu ülkede aile diye bir derdiniz varsa, bu yönde çeşitli kuruluşların millî açıdan bu ciddî meseleye çözüm üretemediğine inanıyorsanız üçüncü bölümü okuyun ve yetkililerin bütünüyle yanlış olan aile politikasını bu tezi önüne koyarak ikaz edin.

Üçüncü bölümün başlığı “Aileyle ilgili sosyal sorunlar.”  Bu bölümde “Aileyle İlgili Sosyal Sorunlar” ve “Türk Toplum Yapısında Aile ve Problemlerin Çözümü”  yer almaktadır.

Türkiye'de şiddet mi dediniz? Ferdî ve sosyal şiddet veba gibi yayılıyor endişesi mi sarıyor beyninizi? Şiddet karşısında yetkililerin resmî politikasını yetersiz ve gerçekçi bulmaktan mı şikâyet ediyorsunuz? Bu tezin dördüncü bölümünü okuyun.

Dördüncü bölümün başlığı “Sosyal Problem Olarak Şiddet ve Yoksulluk.” Bu bölümde yer alan başlıklar can alıcı konuları taşıyor:Şiddet Olgusu ve Tanımlanması”, “Şiddetin Kaynakları ve Sebepleri”, “Şiddet Türleri”, “Şiddetin Toplumsal Yansımaları”, “Sosyal Yönleriyle Terör Problemi” ve “Yoksulluk Problemi.”

Beşinci bölümün başlığı “Sosyal Problemden Sosyal Risklere: Yerel Düzeyde Sosyal Risklerin Ölçülmesi.” Beşinci bölümde toplumun özellikle gençlik kitlesinin geniş bir kesimini ahtapot gibi saran sağlık, psikolojik bozukluklar, intihar, madde bağımlığı, işsizlik, gelir adaletsizliği, gecekondulaşma, güvensizlik ve kadına şiddet gibi sosyal yaraların gerçekçi tesbiti ve tekliflerine dair konular yer almaktadır. Bu bölümün başlıkları hemen her gün medya aracılığıyla resmî yetkililerden, sivil kuruluşlardan, uzmanından okuyup duyduğunuz meselelerdir. Fakat ortaya konan çözüm ve kanunların gerçekçi ve irfanımıza dayalı değerler zemininde tatmin etmediğine şahidiz. Bu tez bu meselelere içeriden bakıyor. Bu derin sosyal yaraya dair şu başlıklar okunmalıdır:

“Sosyal Problemden Sosyal Risklere: Yerel düzeyde Sosyal Risklerin Ölçülmesi”, “Sosyal Risk Kavramı ve Kapsamı”, “Sağlık riskleri”, “Kronik Hastalıkların Yaygınlığı”, “Psikolojik Bozukluklar ve İntihar Eğilimi”, “Bağımlılık Yapıcı Maddelerin Kullanımı”, “Sosyal Güvenlik Riskleri”, “İşsizlik”, “Yoksulluk, Gelir Düşüklüğü ve Gelir Adaletsizliği”, “Konut Problemi ve Gecekondulaşma”, “Engellilik”, “Yaşlılık”, “Sosyal “Güvencesizlik/Kayıtdışı Çalışma”, “Toplumsal Güvensizlik, Şiddet Eğilimi ve Kadına Yönelik Şiddet”, “Sosyal Donatı Eksiklikleri”, “Çocuklara Yönelik Riskler”, “Çocuklarda Kronik Hastalıkların Yaygınlığı”, “Çocuk İşçiliği”, “Çocuklarda Madde Bağımlılığı”, “Çocuklarda Bilişim Teknolojileri ve İnternet Bağımlılığı”, “Suça Sürüklenen ve Suç Mağduru Çocuklar” ve “Çocukların Örgün Öğretim Dışında Kalması.”

Altıncı bölümün başlığı “Sosyal Problemler ve Sosyal Risk Analizi: Kahramanmaraş Kentsel Alanı Araştırması” dır. Altıncı bölümde Kahramanmaraş ölçeğinde yapılan geniş ve gerçekçi istatistikî veriler ve tesbitler, Türkiye'nin davranış, suç çeşitleri, suça eğilimler, işsizlik, alkol, sigara, uyuşturucu, yoksulluk problemleri, hanelerde rastlanan kronik hastalıklar, istihdam ve gelir düşüklüğünün sosyal yansıması gibi ağır meselelerine dair tesbitler olarak da okunabilir. Bu bölümde sosyal meselelerin bir baştan bir başa emarı (mr), yâni röntgeni çekilmiş. Bu verilerden derin sosyo-ekonomik yaraların tedavisinin nasıl yapılmasına dair kanaat sahibi olmak mümkün. Bu bölümde yer alan başlıklar bize sosyal yaralarımızın hem adını söylüyor, hem de yol gösteriyor:

“Araştırma Alanı Olarak Kahramanmaraş İli Merkez İlçelerinin Sosyal Risklilik Durumu”, “Araştırma Alanı Hakkında Kısa Bilgi”, “Araştırma Alanı: Dulkadiroğlu ve Onikişubat İlçeleri Sosyal Risklilik Durumu”, “Kapsam ve Yöntem”, “Araştırmanın Kapsamı”, “Araştırmanın Yöntemi”, “Araştırmanın Genel Bulguları”, “Demografik Bulgular”, “Sağlık Risklerine İlişkin Bulgular ve Değerlendirilmesi”, “Hanede Rastlanılan Kronik Hastalıklar”,“Psikolojik-Ruhsal Durum ve İntihar Eğilimi”, “Sigara, Alkol ve Uyuşturucu Kullanımına İlişkin Bulgular”, “İşsizlik, Gelir Düşüklüğü, Yoksulluk ve Sosyal Güvenlik Problemlerine İlişkin Bulgular”, “İstihdam ve İşsizliğe İlişkin Bulgular”, “Gelir ve Harcama Durumuna İlişkin Bulgular”, “Şiddet Tutumları ve Kadına Yönelik Şiddet Algıları”, “Engellilik Durumu, Sosyal Güvenlik, Sosyal Hizmet ve Sosyal Yardım Alma Durumları”, “Engellilik Durumları”, “Sosyal Güvence Durumu”, “Sosyal Yardım ve Sosyal Hizmet Alma Durumu”, Mahallelerin Risklilik Özellikleri”, “Mahalledeki Sosyal İmkânların Durumu”, “Kütüphane”, “Gençlik Merkezi”, “Yeşil Alan”, “Okuma Salonu”, “Mahallelerdeki Sağlık Hizmetleri”, “Mahallelerde Açılması İstenen Kurslar”, “Mahallelerdeki Katılımcıları Rahatsız Eden Olaylar”, “Suriyeliler İle İlgili Tutumlar”, “Çocuklarla İlgili Sosyal Problem ve Sosyal Riskler” ve “Saha Araştırması Sonuçlarının Genel Değerlendirmesi.”

Hâsıl-ı kelâm; sosyal problemlerimize kendi toplum değerlerimizi ve çözüm yollarını esas almadan Batı'nın toplum şemasına göre tesbit ve teklif yapan akademik tezlerin hiçbir işe yaramadığını ilgilenenler bilirler. Ölçü değilim ama âcizane görüşüm bu tezin yukarıda anlattığım özelliklere sahip olduğunu, ciddiyetle okuyanların da takdir edeceği üzere bizim toplumun yarasını isabetle tesbit ettiğini ve çıkış yolu gösterdiğini söylüyor.

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: ilbeyali@hotmail.com

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  886147

-