16 ARALIK 2018 PAZAR

Bülent Acun

DOMUZ REZALETİ VE BİR HATIRA

Bülent Acun

Almanya'da gerçekleşen İslam Konferansı'na damgasını vuran, katılımcılara domuz eti servisi rezaletini herhalde duymayanımız kalmamıştır. “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu…” dedirten söz konusu rezalete şaşırmadık. Fakat adeta tüylerimiz diken diken oldu. Nasıl oluyor da İslam konferansı gibi katılımcıları Müslümanlardan müteşekkil olan bir toplantı da onlara haram olan domuz eti servis edilmek isteniyor? Bu organizasyonu düzenleyenler domuz etinin Müslümanlara haram olduğunu bilmiyorlar mı? Bilmiyorlarsa bu ne cehalet? Şayet biliyorlarsa(Bence bal gibi biliyorlar.) bu ne cürret, bu ne cesaret, bu ne rezalet?... Şayet bu bir hata ise(Zira yetkililer özür dilediler.) bu nasıl bir gaflet?

İslam Konferansı'nda Müslümanlara domuz eti ikram etme arzusu acaba Almanya'nın İslam dünyasına bir meydan okuması mıdır? Ya da Almanlar Müslümanlar ile alay mı ediyor? Belki de bütün bunların dışında sadece bir hataydı ya da âlemi kendileri gibi sanmanın dayanılmaz hafifliği… Bu durumu yetkililerin özrüne itimat ederek bir hata saysak bile, bu öyle yenilir yutulur bir cinsten hata değil. Hadiseye bir de diplomatik açıdan bakacak olsak göreceğimiz şey koskoca bir fiyasko…

Almanya'dan gelen bu mide bulandırıcı haber, beni aldı ta çocukluğuma götürdü. O yıllarda sevgili İsmail Gülnar ağabeyden dinlediğim muhteşem bir hassasiyet hatırasını hatırladım. Yıl 1990, ben Mersin'in Aydıncık ilçesinde yeni inşa edilen Kur'an Kursu'nda dinleyerek hafızlık yapan görme engelli bir öğrenciyim. İsmail Abi, 70'li yıllarda Almanya'ya gitmiş orada İslami bir bilinç ve şuur kazanmış, davasına hizmet etmek için tekrar Aydıncık'a dönmüş bir gönül, fikir ve dava adamı... Ağabeyimiz tatil günlerinde bizi alır, ticari taksisi ile gezdirir, dilinin döndüğü kadarı ile Hak bildiği davayı anlatmaya çalışırdı. Yukarı da değindiğim muhteşem hatırayı da bu seyahatlerden birinde anlatmıştı. “Ben Almanya'da senin gibi görme engelli bir avukat vesilesi ile bilinçlendim. Ben engelliyim, diyerek davadan ve davetten kaçmayasın ha!” demiş ve o benim 30 yıldır unutamadığım muhteşem hatırayı şöyle anlatmıştı:

‘1975-1976 yılıydı. Almanya'nın Dortmund şehrinin Mengede semtinde bir caminin açılışını yapıyorduk. Açılışta görme engelli bir avukat olan Remzi Eker Bey de vardı. Tam yemek esnasında Remzi Abi bizden ilginç bir istekte bulunmuştu.

İsteği şuydu: “Sizden rica ediyorum benim ekmeğim bile Alman fırınından olmasın, Türk fırınından olsun.!”. Kendisine “Tamam. Ette Türk kasabı aramamız normal hatta elzem, ekmekte niye Türk fırını arıyorsunuz ki? Ekmeğe herhangi bir domuz ürünün katılması çok zor. Üstelik siz görme engellisiniz. Gücünüz yetmediği şeylerden de sorumlu değilsiniz.!” Denildiğinde Remzi Abi'nin cevabı şu olmuştu:

“Olsun, gücümüz yettiği kadarıyla şüpheli şeylerden kaçınmalıyız!”

İsmail ağabey diyor ki: “İşte ben bu hassasiyet karşısında kendimden geçtim, adeta çarpıldım ve İslami bilincin farkına varıp, sırrına erdim.”

Ne zaman bir domuz eti haberi okusam Kafkas Kartalı imam Şamil'in şu müthiş nüktesini hatırlarım:

“Hani İmam Şamil esir düşmüş, Rus Çarı bu kahraman mücahidi sarayında ağırlamış, onuruna da bir ziyafet vermiş. İmam Şamil'in sofradaki iştahını görünce ona şöyle demiş: “Böyle giderse beni de yiyeceksin ya İmam!” Şamil'in cevabı Şamil'ce olmuş: “Endişe etmeyiniz biz Müslümanlar domuz eti yemeyiz...”

Ne diyelim biz Müslümanlar olarak aramızdaki bütün duvarları yıkıp köprüler kurarak kardeşlerimize omuz veremezsek elin gavura bize çoook domuz vermek ister.

Söyleşi ve imzaya davet:

Değerli okuyucularım, 8 Aralık 2018 Cumartesi günü saat 16:00 da Üsküdar Abbara Kahve'de bir döneme şahitlik etmiş sevgili Şakir Kurtulmuş ağabeyin söyleşi konuğu olacağım. Söyleşi sonrasında da kitaplarımı imzalayacağım. Duyurmak bizden, buyurmak sizden efendim...

 

BÜLENT ACUN - TERCÜMEİHÂL

BÜLENT ACUN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  729473

-