18 AĞUSTOS 2019 PAZAR

DÖRDÜNCÜ GEMİYİ GÖNDERECEĞİZ

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de petrol araması ve Kıbrıs Türk tarafının haklarına sahip çıkması Avrupa Birliği’nde hazımsızlık meydana getirdi. Rumları tek taraflı birliğe alan ve Türkiye’yi sürekli oyalayan haçlı AB, yaptırım kararları aldı. Türkiye’ye yönelik kararlara tepki gösteren Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ' Doğu Akdeniz'de üç gemimiz var, dördüncü gemiyi de göndereceğiz' diyerek cevap verdi.


DÖRDÜNCÜ GEMİYİ GÖNDERECEĞİZ

Avrupa Birliği'nin aldığı  kararlar göstermelik

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerine ilişkin aldığı kararlara yönelik, "Aldıkları kararların uygulanmasının mümkün olmadığını kendileri de biliyor." dedi.

Kuzey Makedonya'da bulunan Çavuşoğlu, Üsküp'te mevkidaşı Nikola Dimitrov ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. AB'nin Türkiye'ye ilişkin aldığı kararları değerlendiren Çavuşoğlu, "Çok da ciddiye almaya gerek yok çünkü Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) kesintilerini daha önce yapmışlardı. Bunlar basit şeyler, bizi etkileyecek şeyler değildir" ifadelerini kullandı.

AB'nin kararları 15 Temmuz'a denk getirmesi manidar

Çavuşoğlu, sivil havacılık görüşmelerinin, Rum kesimi nedeniyle zaten durmuş olduğuna işaret ederek, geçmişte de bazı fasılların bloke edildiğine dikkat çekti.

Bu kararların bağlayıcı olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, "Merkez Bankasına ya da bankalara siyasetçilerin müdahale etmesini, AB her zaman eleştirir. 'Serbest piyasa ekonomisi' der ama şimdi bankaya talimatlar ya da tavsiyeler veriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, "Üst düzey görüşmeler olsun olmasın ehemmiyeti yok, mecburen bize gelecekler, başka kaçarı yok. Aldıkları kararların uygulanmasının mümkün olmadığını kendileri de biliyor. Neden? Rum kesimini tatmin etmek için. Saçma sapan dayanışma anlayışıyla Rum kesiminin ve Yunanistan'ın baskısıyla, affedersiniz, kıytırıktan kararlar almak durumunda kaldılar. AB ve AB yöneticileri, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından hemen Türkiye'ye gelmedikleri için pişman olduklarını söylüyor. Fakat bu konuda samimi olmadıklarını bir kez daha gördüm." dedi

"Kıta sahanlığımızda ne yapacağımıza biz karar veririz"

Sorunun, Kıbrıs Türk halkının ada etrafındaki haklardan eşit şekilde yararlanamaması olduğunu belirten Çavuşoğlu, şunları söyledi: "Rum kesimi, paylaşım AB üyeliğini de suistimal ederek, şımarık bir çocuk gibi bunu yapmak istememektedir. Biz yıllarca uyarı yaptık, 'Eğer siz bunu yapmazsanız, Birleşmiş Milletler (BM) yapmazsa, biz bunu yapacağız. Garantör ülke olarak Kıbrıs Türk halkının hakkını koruyacağız ve biz de sondaja başlayacağız.' dedik ve başladık."

Çavuşoğlu, bundan sonraki süreçte Türkiye'nin atacağı adımlara ilişkin ise şunları kaydetti: "Eğer Türkiye'ye yönelik böyle kararlar alırsanız, faaliyetlerimizi artıracağız. Doğu Akdeniz'de üç gemimiz var, dördüncü gemiyi de göndereceğiz. Türkiye ile böyle yöntemlerle baş edemeyeceklerini anlasınlar. Kendi kıta sahanlığımızda ne yapacağımıza biz karar veririz.

Kıbrıs halkının hakkını kimseye yedirmeyiz

Türk Dışişleri Bakanlığı da, Kıbrıs halkının hakkını garanti altına almadıkları sürece oradaki faaliyetlerimizi artırmaya devam edeceğiz. Rum kesimi de AB'yi arkasına almasın, Türk tarafıyla otursun. Bizim muhatabımız Rum kesimi değildir. Burada paylaşım için Rum kesiminin muhatabı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'dir. Hakça paylaşım için masaya otursunlar. Aksi takdirde Kıbrıs Türk halkının hakkını kimseye yedirmeyiz." ifadelerine yer vererek AB'ye tepki gösterdi.

Bakanlık açıklamasında;  AB Dış İlişkiler Konseyinin aldığı kararların Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetlerini sürdürme yönündeki kararlılığını hiçbir şekilde etkilemeyeceği, Kıbrıs Adası'nın doğal kaynakları üzerinde eşit haklara sahip Kıbrıs Türklerinden hiç bahsedilmemesi ve Kıbrıs Türkleri yokmuş gibi hareket edilmesi, AB'nin Kıbrıs konusunda ne kadar ön yargılı ve taraflı olduğunu göstermektedir." değerlendirmesi yapıldı.

‘Kıbrıs Cumhuriyeti diye bir devlet tanımıyoruz'

"Bu kararların, Rum/Yunan ikilisinin, AB üyeliklerini kendi maksimalist pozisyonları doğrultusunda nasıl suistimal ettiklerinin ve diğer AB ülkelerinin de buna nasıl alet olduklarının en son örneği olduğu" vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Geçmişte de defaaten vurguladığımız üzere, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetlerimizin, kendi kıta sahanlığımızdaki haklarımızın korunması ve Ada'nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin, Ada'nın hidrokarbon kaynakları üzerindeki eşit haklarının korunması olmak üzere iki boyutu vardır. İlk boyutta, Türkiye'nin Kıbrıs meselesi çözülmeden GKRY ile deniz yetki alanlarını sınırlandırmak için görüşmelere başlaması söz konusu değildir. Zira Kıbrıs Cumhuriyeti, 1963'ten beri Kıbrıs Türklerini temsil etmediği için, bizim ve Kıbrıs Türklerinin gözünde gerçek bir devlet değildir."

Yorum Yaz

  786403

-