21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Hasret Yıldırım

DÜN YIKILDILAR, YARIN DA YIKILACAKLAR

Hasret Yıldırım

Ey Türk Milleti!. 

Bugün sözde muhalefeti temsil edenler, dünkü alkışçı, şakşakçılardı. Bugün sana yaranmak isteyenler, ayaklarına kadar gelenler, dün seni ayakaltı edenlerdi. Bugün adaletten, hakkâniyetten, maneviyâttan bahsedenler; dün senin imanını, vicdanını alçakça çiğneyenlerdi. Vatan ve millet cellatlarını unutma ve affetme!.” Osman Yüksel Serdengeçti…

1923'de başlayan idâreleri 1950'de sona eren CHP zihniyeti, tarihlerinde emsâli görülmemiş bir mağlubiyet ile sadece isimlerinde kalan “halk”tan ‘Osmanlı Tokadı' yiyerek alaşağı edilmişlerdi. Tarih tekerrürden ibarettir demiş büyükler. Şimdi sıra “Türk Tipi Başkanlık Sistemi” ile çeyrek asra sığdırdıkları hataları temizleyerek, Vatanı lâyık olduğu makama çıkartmaya geldi. Bunun için “Halk” sabırsızlıkla, Pazar gününü bekliyor. Allahû Teâla'nın izniyle, halkın ekseriyetinin tercihi, EVET reyi ile birlikte; yeniden doğuşun, yeniden dirilişin ilk adımı gerçekleşecek inşaallah. Tabii bu da onların, 1950'de yedikleri tokattan beter bir vaziyette yıkılmalarına sebebiyet verecek. Dün yıkıldılar, yarın da yıkılacaklar inşaallah… Bekleyip göreceğiz…

Yazanlar, çizenler, okuyanlar; önümüzdeki hafta gündemde nelerin döneceğini merak ediyorlar. Bu merakı bir nebze olsun gidermek için; hakiki CHP uzmanı, devri istibdâdın en acı merhalelerini yaşamış, rejimin tabutluklarında işkencelere düçâr olmuş, Türk-İslâm davasının yılmaz ve yıkılmaz savaşçısı Osman Yüksel Serdengeçti'ye kulak verelim. 14 Mayıs 1950 zaferi sonrası kaleme aldığı tahlili okuyalım…

“Kendilerini yarı ilâh sanıyorlardı. Yapanlar onlardı, yaratanlar onlardı!. Milleti onlar kurtarmıştı. Partilerinden bahsederken ‘şerefli partimiz' diyorlardı!. 10 yılda 15 milyon genç yaratmışlardı. O kadar ileri fikirli, o kadar ileri gidiyorlardı ki; 400 yıllık mesafeyi yirmi yılda katetmişlerdi!. Her şey onlarla başlıyordu. Şanlar, şereflerle dolu Türk tarihi; onlarca devri istibdaddı, kapkara orta çağdı... Tam 30 yıl tanrılar gibi konuştular, firavunlar gibi saltanat sürdüler; yediler, içtiler, kustular... Bol harcırahlar, hususi vagonlar, yatlar, kökünü kazıdıkları sultanların saraylarında şahane hayatlar; zevk, eğlence âlemleri… Vur patlasın, çal oynasın!. Her gün bayram, her gün seyran!. Altta kalanın canı çıksın!. Altta kalan milletti, halktı, köylü idi... Amma nutuklarda, afişlerde «Bu milletin efendisi köylüdür» diye yazılı idi. Halkı ve köylüyü «Efendimiz Sensin diyerek ‘efendi efendi' soydular. Ne usandılar, ne utandılar, ne doydular»…

YeterSozMilletindir

Bir ‘harfi tarif gibi', yıllarca isminin yanında Dâhiliye Vekilliği ayrılmayan, Sayın İçişleri Bakanları; cadde ortasında namuslu aile kadınlarına musallat oluyor, bakanlık otomobilini seyyar bir kerhane gibi kullanıyordu. Aynı seriden, CHP'nin yıllarca Hâriciyye Vekilliğini yapmış bir adam; yabancı bir memlekette şerefine verilen ziyafetlerde, kendisine takdim edilen Frenk yosmalarının aşkına, millî menfaatleri ayaklar altına alıyordu. Ona bağlı hâriciyyeciler, yabancı memleket piyasalarına kalp (sahte) para sürüyor, Türkiye'nin haysiyet ve şerefiyle oynuyordu.

Maârifin başına getirdikleri solda sıfırlar, bütün millî ve manevi kaynaklarımızı kurutuyor; sahte inkilâplar devamlı bir ruh ve tarih düşmanlığı ile nesiller arasına nifaklar sokuyor, aile millet bütünlüğünü derinden derine sarsıyordu... İktisâd, ticaret, maliye, sıhhat, ziraat sahalarında yaptıklarını hiç sormayın ve unutmayın!. İkinci dünya harbine girmeyen bir ziraat memleketi olan Türkiye'de, 300 gr. Arpa ekmeği yedik. Şekerin kilosunu 550 kuruşa aldık. Merkez Bankasında toplanan altınlar nereye gitti, nasıl eridi? Türkiye'de verem her yarım saatte bir vatandaşın canına kıyıyor. Nüfusumuzun yansından fazlası sıtmalı... Birinci sınıf doktorlarımız, birinci sınıf şehirlerimizde... Beton binalar, asfalt caddeler boyunda… Münevverlerimiz köyden ve kasabadan kaçıyor. Geçim zorluğu, işsizlik alabildiğine… Bir tarafta asansörle inip çıkan, kâşânelerde yaşayan insanlar, bunlara gök sakinleri diyebiliriz. Diğer tarafta mağara devri yaşayan vatandaşlar, yeraltı sakinleri... Bir tarafta haritada gösterilecek kadar toprağı olan ağalar, beyler; diğer tarafta gönüllü köleler, ortaklar... ‘Halkçı' Halk Partisi'nin Cemiyet nizamı bu...

SedengectiDergisi_Sayi11

Bir de utanmadan bizden hesap sorun diyorlar!. Hangi hesap? Hangi kitap? Ey Kitapsızlar!. Atı çalan Üsküdar'ı geçti!. Hırsızlık devletleşti, ahlâksızlık millileşti... «Bu memleketi biz kurtardık» diye başa geçenler, diktatörler ve onun dalkavukları memleketi öyle bir batırdılar ki, kurtarabilene aşkolsun!. İktidara hangi parti gelirse gelsin, isterse bin parti değişsin; bu köhne kadrolar, bu iki üç dört yüzlüler, bu sahte tavırlılar, bu kof, bitmiş, tükenmiş, yıpranmış kıymetler, bu mukallitler, bu bina ve zina medeniyetçileri, bu ruh düşmanları, yerin dibine geçmedikçe, millet kendi kendine gelmedikçe, ne yapılırsa yapılsın boştur. Bütün eller boş, bütün gönüller boş!. Onun için bizim muhalefetimiz parti muhalefeti değil, millet muhalefetidir; göklerden yağarcasına, yerlerden doğarcasına, tertemiz, dupduru bir muhalefet!.

CHP, kendini ebedi bildiği, putlarını ilâhlaştırdığı için gâfil avlandı. Millet onları, 14 Mayıs 1950'de yerin dibine geçirdi!. Cehenneme kadar yolları var!. Bizim milletin bir garip hali var; düşene acır, geçmişi çabuk unutur. «Kör ölür badem gözlü olur» derler. Bütün korkumuz burada!.

Ey Türk Milleti!.

Bugün sözde muhalefeti temsil edenler, dünkü alkışçı, şakşakçılardı. Bugün sana yaranmak isteyenler, ayaklarına kadar gelenler, dün seni ayakaltı edenlerdi. Bugün adaletten, hakkâniyetten, maneviyâttan bahsedenler; dün senin imanını, vicdanını alçakça çiğneyenlerdi. Vatan ve millet cellatlarını unutma ve affetme!.” [Serdengeçti Mecmuası, Eylül 1950, Sayı:11]

Hususiyetle son paragrafın verdiği mesajın “kararsız” Milletime, ciddi manada bir şeyler düşündüreceği ve vereceği kanâatindeyim. Dün neyse, bu gün o… Bahse konu olan zihniyetin mantığı da, şahsiyeti de hiçbir vakit değişmez, bu da böyle biline…

Makalemin sonunu, Osman ağabeyin rahlesinden geçmiş, fikri dünyamın tekâmülünde kendisinden ciddi manada istifâde ettiğim, kıymetli bir hocamın “Âşık Vatandaş” mahlasıyla yazdığı şiiri naklederek bağlıyorum… Mevla tesirini ĥalk eyleye…

OsmanYukselSerdengecti

 

EVET DİYORUZ

Millî iradenin milletin sesi

Duyunuz duysunlar EVET diyoruz

Dostluk sofrasına davet herkesi

Biliniz bilsinler  EVET diyoruz

***

Türkiye büyüsün istikrar sürsün

Torunlar aydınlık yarınlar görsün

Rabbim bu millete güç kuvvet versin

Güçlü Türkiye'ye  EVET diyoruz

***

Ezelden ebede halkın yanında

Hürriyet ateşi kaynar kanında

Tek Vatan Tek Bayrak Türk'ün şanında

Birliğe dirliğe  EVET diyoruz

***

Durmak yok ileri daha ileri

Artık bundan böyle dönmek yok geri

Başladı Türkiyem barış seferi

Millî birlik için  EVET diyoruz

***

Kalıcı siyaset istikrar gelsin

Millî Devlet güçlü iktidar gelsin

Zalimler ders alsın mazlumlar gülsün

Adil düzen için  EVET diyoruz

***

Devletin başını millet seçecek

Hakk'ın ve halkın hükmü geçecek

Demokrasi ruhu olacak gerçek

Cumhuriyet için  EVET diyoruz

***

Sorumlu uyumlu âkil siyaset

Oturup rayına ilânihayet

Tarihe karışsın darbe vesâyet

Güçlü devlet için  EVET diyoruz

***

Vekiller sadece milleti saysın

Devlet de milletin sesine uysun

Avrupa Amerika tüm dünya duysun

Hızlı yönetime EVET diyoruz

***

Ufkumdan yeni bir güneş doğacak

Karanlıkları nura boğacak

Yurduma bereket rahmet yağacak

On Altı Nisan'da EVET diyoruz

***

Vatandaş Âşık der vatan millete

Kutlu olsun şanı yüce devlete

Geçit yok gaflete ve ihanete

Büyük Türkiye'ye EVET diyoruz

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  028380

-