21 ŞUBAT 2020 CUMA

‘DÜNYAYI VE YÜZDE 5’İNİ İSTİYORUM’ (4)


‘DÜNYAYI VE YÜZDE 5’İNİ İSTİYORUM’ (4)

ÖNCEKİ 3. BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

----------------------------------------------------------------

GREV

Sonunda, bazı insanlar ‘GREVE GİTTİ.' Bu daha önce hiç duyulmamış, bilinmeyen bir şeydi. Diğerleri yoksulluk sınırının altına düşmüşlerdi ve akraba ve arkadaşları onlara yardım edememekteydi. İnsanların çoğu artık kendilerini çevreleyen gerçek zenginliğin, servetin, bakir ve doğurgan topraklar, muhteşem ormanlar, madenler, besi hayvanları varlığını çoktan unutmuştu. Kafalarında sadece temin edilmesinin çok zor olduğunu düşündükleri para vardı. Fakat hiçbir zaman sistemi sorgulamamaktaydılar. Çünkü sistemi ‘Kamu İdaresi'nin işlettiğini zannediyorlardı.

Bazı insanlar ise birikimlerini birleştirerek ‘borç verme' veya ‘finans' şirketleri kurmuşlardı. Bu yolla ancak yüzde 6 ya da biraz fazlasını kazanabiliyorlardı ki, bu Fabian'ın ödediğinden daha iyiydi. Fakat bunlar sadece sahip oldukları parayı borç verebiliyorlardı. Şu yoktan para yaratma gibi o tuhaf güç ellerinde yoktu.

Bu finans şirketleri Fabian ve arkadaşlarını bir ölçüde kaygılandırmıştı ve onlarda hızla kendi finans şirketlerini kurmuşlardı. Çoğunlukla bu şirketler diğerleri daha ileri gitmeden onları satın almıştı. Kısa zamanda tüm finans şirketleri ya Fabian ve arkadaşları tarafından satın alınmış durumdaydı ya da kontrolleri altındaydı.

Ekonominin durumu gittikçe kötüleşmekteydi. Ücretliler patronlarının haddinden fazla kâr yaptığına ikna olmuşlardı.
Patronlar ise çalışanların tembel olduğunu ve günlük işlerini dürüstçe yapmadıklarını söylüyordu ve herkes herkesi suçluyordu. Valiler bir türlü bir cevap bulamıyorlardı ve acil gelişmekte olan bir durum onları sıkıştırıyordu; sayısı gittikçe artan yoksullara yardım etme vazifesi…

İdare sosyal devlet ve refah politikalarını uygulamaya başlamış ve halkı buna katkıda bulunmaya zorlayan yasalar çıkartmışlardı. Bu durum halkı öfkelendirmekteydi. Çünkü halk o eski usul, gönüllü olarak, komşu ve akrabalarına yardım etme düşüncesine inanıyorlardı.
‘Bu kanunlar yasallaşmış soygundan başka bir şey değil. Bir insandan arzusu dışında bir şeyi almak, amacı ne kadar insani de olsa, çalmaktan başka bir şey değildir.'

Fakat bireyler kendilerini yalnız ve desteksiz hissediyorlardı. Eğer katkı paralarını ödeyemezlerse hapse girmekten korkuyorlardı. Bu sosyal devlet uygulamaları biraz rahatlama getirmişti ama çok kısa bir zaman sonra problem tekrar nüksetmişti ve bu sefer daha çok para gerektiriyordu. Bu tarz politikaların uygulama maliyetleri gittikçe artıyor, devletin boyutunu büyütüyordu.

Valilerin çoğu ellerinden gelen en iyiyi yapmaya çabalayan samimi ve dürüst adamlardı. Kendi insanlarından daha fazla para talep etmek hoşlarına gitmiyordu. Sonunda Fabian ve arkadaşlarından borç para almak dışında çareleri kalmamıştı. Nasıl geri ödeyeceklerine dair hiç bir fikirleri yoktu. Anne babalar çocuklarının öğretmen paralarını ödeyemez oldular. Doktorların ücretini veremediler. Nakliyeciler işlerini kapatıyorlardı.

İdare tüm bu işleri tek tek üstlenmek zorunda kalıyordu. Öğretmenler, doktorlar ve diğerleri artık hepsi kamu hizmetlisi, memur olmuştu.

Çok az kimse işinden memnundu. Makul bir ücret alıyorlardı ama kimliklerini kaybetmişlerdi. Sanki dev bir makinanın dişlileri haline gelmişlerdi.

Kişisel inisiyatiflere yer yoktu. Çabaları takdir edilmiyordu, ücretleri sabitlenmişti ve mesleklerinde ilerleme ancak üstleri emekli olduğunda ya da öldüğünde mümkün olabiliyordu.

Bu umutsuzluk hali içinde Valile0,r Fabian'ın önerilerini almaya karar verdiler. Fabian valilerin gözünde bilge bir adamdı ve paraya dair sorunların çözümünü biliyordu. Onları dinledi ve meselelerinin ne olduğunu izah etti.
‘Birçok insan kendi problemini çözmekten acizdir, öyleyse birileri bunu onlar için yapmalıdır. Kabul edersiniz ki, insanların mutlu olma ve hayatın temel ihtiyaçlarına sahip olma hakkı vardı. Ünlü bir deyişte söylendiği gibi “tüm insanlar eşittir” değil mi?'

VERGİ

Fabian devam eder. ‘Pekâlâ, tüm bunları bir dengeye getirmek için, zengindeki fazla serveti almak ve fakire vermek lazımdır. Bunun için de ‘VERGİ' sistemini kurmak gerekir. Daha fazlaya sahip olan daha fazla öder. Mali güçlerine göre herkesten vergi toplayın ve ihtiyaç sahibine verin. Okullar ve hastaneler gücü yetmeyenler için ücretsiz olmalıdır.

Fabian valilere yüksek ideallere dair uzun bir nutuk çeker ve konuşmasının sonunda da “Ha! Bu arada unutmadan bana borçlusunuz, epey bir zamandır benden borç almaktasınız” hatırlatmasını yapar.

“Sizin için yapabileceğim kolaylık sadece faiz borcunuzu ödemekle yetinebileceğinizdir. Anaparayı ödemenize gerek yoktur, borç olarak devam eder.”

Valiler oradan ayrılırlar, ancak Fabian'ın felsefesini derinlemesine sorgulamadan artan oranlı gelir vergisi sistemini uygulamaya sokarlar. Hiç kimse bu işi sevmemiştir. Ama ya vergi ödenecektir ya da hapsi boylayacaklardı.

Tüccarlar bir kez daha fiyatlarını artırmaya zorlanmışlardı. İşçiler daha yüksek ücret talep ederken, bazı işletme sahipleri ya işlerini kapatmak zorunda kalıyorlar ya da işçi yerine daha çok makineleşme yoluna gidiyorlardı. Bu işsizliği artırıyor ve hükümet de daha yüklü sosyal politika ve refah devleti uygulamaları yapmak zorunda kalıyordu.

Bazı sektörlerde tarife ve koruma uygulamalarına gidilerek, karlılığa bakılmaksızın öncelikle istihdam sağlama öngörülmüştü. Sadece birkaç kişi “üretimin gerçek amacı ürün üretmek mi yoksa sadece istihdam yaratmak mı”, sorusuna kafa yoruyordu.
İşler daha kötüye giderken ücret kontrolleri, fiyat kontrolleri, kısaca her alanda kontroller ardı ardına gelmeye başlamıştı. İdare daha fazla gelir elde etmek için alım-satım vergisi, bordro vergisi, gibi birçok vergiyi de uygulamaya koymuştu. Öyle ki, bir hesaplamaya göre bir somun ekmek üzerinde tarladan eve gelene kadar 50 ayrı çeşit vergi vardı.

Bu arada “uzman” kişiler ortaya çıkmakta, hatta bir kısmı da İdare'ye seçilmekteydi. Her yıl yapılan bütçe görüşmelerinde ‘vergilerin yeniden yapılandırılmasından' başka çözüm getiremiyorlardı. Bu yeni düzenlemeler de her zaman ‘toplamda daha fazla vergi'den başka bir şey olmuyordu.
Fabian artık faiz ödenmelerini talep etmeye başlamıştı. Vergi gelirlerinin her geçen yıl daha büyük bir oranı faiz ödemelerine gidiyordu.

5.bölüm için tıklayın

 

Yorum Yaz

  523610

-