28 ŞUBAT 2020 CUMA

‘DÜNYAYI VE YÜZDE 5’İNİ İSTİYORUM’ (5)


‘DÜNYAYI VE YÜZDE 5’İNİ İSTİYORUM’ (5)

ÖNCEKİ 4. BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

----------------------------------------------------------------

PARTİLER

Bir yandan da “PARTİLER” peydâh olmuştu. İnsanlar hangi valilerin sorunları daha iyi çözeceği konusunda kıyasıya tartışmaya başlamışlardı. Adayların kişilikleri, idealizmleri, parti politikaları her şey tartışılıyordu ama sorunun aslı, gerçek problem hiç konuşulmuyordu. Meclislerde sıkıntılar baş gösteriyordu.
Kasabanın birinde, borcun faizi o yıl toplanan vergi gelirlerini geçmişti. Tüm ülke sathında ödenemeyen faizler artmaktaydı. Ödenmeyen faizlerin üstüne daha yüklü faizler gelmekteydi.


Yavaş yavaş ülkenin reel servetinin büyük bir kısmı Fabian ve arkadaşlarının ya eline geçmiş ya da dolaylı olarak kontrolü altına girmişti. Bu hal insanlar üzerinde daha fazla denetim anlamına gelmekteydi. Ancak henüz bu denetim yeterli değildi. Fabian ve arkadaşları biliyordu ki her bir insan denetim altına alınmadan durum güvence altında olmayacaktı.

Cari sisteme muhalefet eden birçok kişi ya mali baskılarla susturulmakta ya da halk önünde küçük düşürülerek itibarları sarsılmaktaydı. Fabian ve arkadaşları bunu sağlamak için birçok gazete, TV ve radyo istasyonu satın almışlardı. Başlarına titizlikle seçtikleri kişileri yerleştirmişlerdi. Bu yöneticilerin çoğunun dünyayı daha iyi hâle getirme konusunda samimi arzuları vardı. Ancak nasıl kullanılmakta olduklarını hiçbir zaman anlayamıyorlardı. Bunların çözümleri, problemin etkileri üzerine ilgilenmek olurken hiçbir zaman problemin sebebi üzerine olmuyordu.

Birçok farklı gazete vardı. Sağ kesim için, sol kesim için, işçiler için, patronlar için vs.vs. Asıl problemin sebebine kafa yormadıktan sonra hangisine itibar edersen et bir önemi yoktu.

GÜÇ

Fabian'ın planı neredeyse tamamlanmak üzereydi, tüm ülke ona borçluydu. Eğitim ve medya vasıtasıyla insanları kontrol edebiliyordu. Neye inanmalarını, neyi düşünmelerini istiyorsa bunu sağlayabiliyordu

Bir insan keyfi için harcayabileceği paranın kat be kat fazlasına sahip ise, geriye ona heyecan verebilecek ne kalıyordu ki? Egemen sınıf zihniyeti için bunun cevabı “GÜÇ” tür. İnsanlar üzerinde tatbik edebileceği “yalın ve soğuk” güç. Medya ve hükümette idealist insanlar kullanılıyordu, ancak Fabian'ın aradığı gerçek kontrol ediciler egemen sınıf zihniyetine sahip olanlardı.

Arkadaşlarının da çoğu aynı yoldaydı. Devasa servetlerin verdiği hazzı biliyorlardı ama artık bu onları tatmin etmiyordu. Meydan okuma, heyecan ve kitleler üzerinde güç tatbiki nihai oyunun adıydı.

İnandıkları, diğerlerine karşı üstün bir sınıf olduklarıydı. “Hükümet bizim hakkımız ve görevimizdir. Kitleler kendileri için neyin iyi olduğunu bilmezler. Harekete geçirilmeye ve organize edilmeye ihtiyaçları vardır. Hükmetmek bizim doğuştan gelen hakkımızdır.”

PARA REZERV MERKEZİ

Ülke çapında Fabian ve arkadaşları birçok finans ve borç verme kuruluşlarına sahiptiler. Tabi ki bunlar ayrı kuruluşlar ve özel şahıs mülkiyetindeydiler. Teoride bunlar birbirleriyle rekabet halinde gözükürken, gerçekte birbirleriyle çok yakın çalışıyorlardı. Bazı valileri de ikna ettikten sonra “PARA REZERV MERKEZİ” adını verdikleri bir kurum kurdular. Bunun için kendi paralarını bile kullanmamışlardı. Halkın mevduatlarının bir kısmına dayanarak kredi meydan getiriyorlardı.

Bu kurum, dışarıdan bakıldığında sanki para arzını regüle eden bir kamu kurumu gibi gözükmekle beraber, tuhaftır ki, yönetici kurullarındakiler kamuya sorumlu olmayan kişilerden oluşmaktaydı.

Artık devlet Fabian'dan doğrudan borç almıyordu ama Para Rezerv Merkezine borçluluk gösteren bir çeşit borç senedi sistemini kullanmaya başlamıştı. Önerilen güvence gelecek yıl toplanacak tahmini vergi gelirleriydi. Bu Fabian'ın planıyla uyumlu bir şeydi. Böylelikle şüpheleri kendisinden ziyade, meşru kamu faaliyetine çekiyordu. Bununla beraber perde arkasında hâlâ kontrol gücünün sahibiydi.

Dolaylı olarak, Fabian hükümet üzerinde yaptırım uygulayabilecek kontrole sahip oldu. ‘Ülkenin parasını ben kontrol edeyim, yasaları kimin yaptığı umurumda değil' diye övünüyordu. Hangi parti ya da gruptan vali seçildiğinin bir önemi yoktu, Fabian bir ülkenin yaşam iksiri olan ‘para'nın kontrolünü elinde tutuyordu. Devlet para bulabiliyordu, ancak aldığı her borca faiz uygulanıyordu. Her geçen gün sosyal devlet politikaları ve dağıtılan yardımlar sebebiyle daha fazla para harcanıyordu. Çok geçmeden devlet bırakın anaparanın kendisini, faizini bile ödemekte zorlanır olmuştu.

Ancak hala soru soran insanlar vardı. ‘Para insan yapımı bir sistemdir. Tabi ki hükmetmek yerine hizmet edecek şekilde düzenlenebilir' Ama böyle insanların sayısı azalmıştı ve sesleri olmayan faiz karşılığı paranın yarattığı karmaşada kayboluyordu.

6.bölüm için tıklayın

 

Yorum Yaz

  587207

-