28 ŞUBAT 2020 CUMA

‘DÜNYAYI VE YÜZDE 5’İNİ İSTİYORUM’ (6)


‘DÜNYAYI VE YÜZDE 5’İNİ İSTİYORUM’ (6)

ÖNCEKİ 5. BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

---------------------------------------------------------

İKTİDAR

Yönetimler değişiyordu, parti sloganları değişiyordu, ama temel politikalar değişmeden devam ediyordu. Hangi parti İKTİDARA gelirse gelsin, Fabian'ı nihai amacına her yıl daha fazla yaklaştırıyordu. Halkın politikalarının bir anlamı yoktu. Daha fazla ödeyemeyecek noktaya kadar vergilendiliyorlardı. Zaman Fabian'ın nihai hamlesi için tam vaktiydi.
Para arzının yüzde 10'u hâlâ kâğıt ve metal para şeklindeydi. Bu şüphe çekmeden ortadan kaldırılmalıydı. İnsanlar nakitlerini kullanırken istedikleri gibi alışveriş edebiliyorlardı. Yani hâlâ kendi hayatları üzerinde bir miktar tasarruf ve kontrol hakkına sahiplerdi.

KREDİ KARTI

Öte yandan üstte nakit taşıma her zaman emniyetli olmayabiliyordu. Çek sistemi ise her yerde geçmiyordu. O halde daha kullanışlı bir sistem bulunmalıydı. Bir kez daha Fabian'ın çözümü hazırdı. Fabian'ın organizasyonu herkes için küçük bir plastik kart basmıştı. Kartın üzerinde her kişi için isim, resim ve kimlik numarası bulunuyordu.

Bu kartın gösterildiği her yerde, dükkân sahibi kredi durumunu kontrol etmek üzere merkezi bilgisayara telefonla bağlanıyordu. Eğer kredi açıksa, kişi belli bir miktara kadar istediğini alabiliyordu.

Başlangıçta insanların küçük bir kredi oranı dâhilinde harcama yapmasına müsaade ediliyordu. Eğer ay sonunda ödeme yapılırsa borca faiz işletilmiyordu. Bu ücretli çalışanlar için iyi bir avantajdı ama ya işverenler ne yapacaktı? Makineleri kurması, malları üretmesi, maaşları ödemesi ve mallarını satıp parayı geri ödemesi gerekiyordu. Bir ayı geçerse, her ay borçlu olduğu miktarın yüzde 1,5'i ekleniyordu. Bu miktar bir yılda yüzde 18'in üzerindeydi.

İşadamının bu yüzde 18'i satış fiyatlarına eklemek dışında bir çaresi yoktu. Üstelik bu ilave para ya da kredi (yüzde 18) kimseye borç olarak verilmemişti bile. Ülke çapında iş sahipleri aldıkları her 100 dolar karşılığında 118 dolar ödemek gibi bir zorunlulukla karşılaşıyordu Oysa ekstradan ortaya çıkan 18 DOLAR hiç bir şekilde yaratılmamıştı ve piyasaya sürülmemişti.

Bununla beraber, Fabian ve arkadaşlarının toplumdaki statüleri yükseliyordu. Saygınlık abideleri olarak addedilmekteydiler. Finans ve ekonomi üzerine söylemleri neredeyse dini sabitler gibi kabul edilmekteydi.

DEV HOLDİNGLER

Sürekli artan vergi yükleri karşısında, birçok küçük işletme çökmekteydi. Çeşitli iş alanlarında, iş yapabilmek için özel ruhsatlar gerekiyordu. Artık iş kurmak ayakta kalabilenler için çok zordu. Fabian, yüzlerce bağlı şirketleri bulunan dev holdigleri ya kontrol ediyor ya da doğrudan sahibiydi. Görünürde bunlar rekabet halindeydi, ama Fabian tamamını kontrol etmekteydi. Sonuç itibarıyla, tüm gerçek rekabet eden şirketler kapanmaya zorlanmışlardı. Tesisatçılar, tamirciler, elektrikçiler ve diğer tüm küçük işletmeler aynı kaderi paylaşıyordu. Hepsi Fabian'ın devlet koruması altındaki şirketler tarafından yutuluyordu.

Fabian bu plastik kartların, banknot ve madeni paranın yerini almasını istiyordu. Planına göre tüm kâğıt ve madeni paralar ortadan kalktığında sadece bilgisayarlı kart sistemini kullanan şirketler çalışmaya devam edebilecekti.

Nihayetinde düşüncesine göre, bazı insanlar kartlarını kaybettiklerinde ya da bozduklarında kimliklerini ispat edene kadar bir şey alıp satamaz hale geleceklerdi. Ona nihai kontrol hakkını veren verecek bir kanunu yasalaşmasını istiyordu. Bu kanun, tüm insanların elleri üzerinde dövme şeklinde işlenmiş kimlik numaralarının bulunmasını zorunlu kılıyordu. Bu numara sadece özel bir ışık altında görülebiliyor ve bilgiler bir bilgisayara aktarılabiliyordu. Tüm bilgisayarlar merkezi bir bilgisayara bağlı olacaktı ve böylece Fabian herkes hakkında her şeyi bilebilecekti.

Okuduğunuz bu hikâye tabii ki kurgu.

Ancak hikâyeyi rahatsız edici derecede gerçeğe yakın buluyor ve gerçek hayatta Fabian'ın kim olduğunu öğrenmek istiyorsanız 16. ve 17. yüzyıllarda Almanya ve İngiltere'de yaşamış kuyumcuların faaliyetlerinin araştırılması iyi bir başlangıç noktası olabilir.
Örneğin, İngiltere Merkez Bankası (The Bank of England) 1694'te kuruldu. Kral William of Orange Fransa ile yapılan bir savaşın sonucunda mali krize girmişti. Kuyumcular ona bazı şartlar altında 1,2 milyon pound (o zaman için inanılmaz bir miktar) ‘BORÇ' vermişti.

Şartlar:

A) Faiz oranı yüzde 8 olacaktır.
Oysaki Magna Carta'ya göre faiz işletmek veya almak ölüm cezasını gerektiriyordu.
B) Kral, kuyumcuların sahip olduğu bir bankaya kredi yaratma imtiyazını tanıyacaktı.
Bu ana kadar kuyumcuların depo ettikleri miktardan daha fazla makbuz kesme işlemi kanunen yasaktı. Bu imtiyaz bunu kanunen yasal hâle getirmişti.

1694'te William Patterson İngiltere Merkez Bankası adına bu imtiyazı alan kişiydi.
©Larry Hannigan 1971, Australia

Not: Fabian'ı bildiniz mi kim? Bilenler bilmeyenlere anlatsın deyip sizi yormayacağız. Mayer Rothschild ismi size bir şey hatırlatıyor mu?
Bu gerçeğin aynısı olan kurgu makale Süleyman Sezai tarafından tercüme edilmiştir. Fabia aynı zamanda Satanist bir örgüt adıdır.

--------------------------SON-----------------------------------

 

Yorum Yaz

  794058

-