21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Zihni Çakır

DÜVEL-İ MUAZZAMA'NIN İŞBİRLİKÇİLERİ: MÜTAREKE BASINI

Zihni Çakır

Zihni Çakır

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta PKK ve FETÖ olmak üzere ülke içindeki irili ufaklı örgütlerle mücadeleyi, İstiklal Mücadelesi olarak adlandırdığında belki çoğumuz anlamadı ne demek istediğini.

İstisnasız tüm örgütlerin, küresel akıl tarafından dönemsel koşullar planlanarak harekete geçirilmesinin egemenliği tehdit eden bir aşamaya geleceğini düşünemedi çoğumuz. Erdoğan'ın 'İstiklal Mücadelesi' sözü, kimi yazar çizer tayfası tarafından, Erdoğan ve yolsuzlukla itham ettikleri çevresinin İstiklali olarak bile adlandırıldı.

Neyse ki istiklal mücadelesinden kastın ne olduğunu, tıpkı Milli Mücadele döneminin mütareke basınını andıran yazar çizer tayfasının maskesi düştükçe anladık.

Tarih okumak gibi bir alışkanlığımız olmadığı için hatırlatmakta yarar var. Mütareke basını Milli Mücadeleye karşı olan yazar çizer takımıydı. Damat Ferit'in İngiltere ile işbirliğini savunurken, İngilizci çizgisiyle bilinen Hürriyet ve İtilaf Fırkası politikalarını desteklediler.

Topluma o dönem de 'cahil köylü' diye bakılıyordu!

Türkleri, tarım ve hayvancılıkla uğraşan, cahil köylüler olarak tanımlayıp aşağılayan mütareke basını, böyle bir toplumun da Düvel-i Muzzama karşısında varlık gösteremeyeceğini, büyük devletlerin mandasına girmenin daha doğru olacağını savundu. Bağımsızlık ve özgürlük mücadelesindense, güçlü devletlere yanaşmayı ve onların boyunduruğu altına girmeyi yeğleyen anlayışın sahipleriydi mütareke basını.

Her ne kadar Cumhuriyet dönemi tarih yorumlarında, Osmanlı imparatorluk bakiyesi halklar ve coğrafyaların önemine dikkat çekip ümmetçi refleksler gösteren iyi niyetli kalemler de bu tanımlama içine oturtulmaya çalışılmış olsa da, temelde ülkeye ihanet içerisindeki yazar çizer ve aydın tayfasından oluşuyordu mütarekeciler.

Bugüne geldiğimizde durum pek bundan farklı değil. 13 yıldır girdiği her seçimden birinci olarak çıkan AK Parti ve halkın yüzde 52 iradesiyle Cumhurbaşkanı seçilmiş Erdoğan düşmanlığı, kimi yazar çizer takımını vatana ihanet çizgisine kadar taşıdı.

Burada sergilenen düşmanlık ve bu düşmanlığı besleyen kin ve öfkenin sebebinin sadece AK Parti ve Erdoğan'ın şahsına yönelik olduğu yanılgısına kapılmayın sakın. Beslenen düşmanlığın temel sebebi, Erdoğan ve AK Parti'nin ülkedeki yerleşik düzeni değiştirme kararlılığı. Son dönem, içinde bulunduğumuz coğrafyada, yüz yıl once cetvelle çizilen haritanın güncellenerek tekrar çizilme çabasına karşı kararlı ve tavizsiz duruşu da cabası.

"Fiilen değişen" sistem kimyalarını bozdu

Ayrıca AK Parti'nin 1912-1915 arası imparatorluk bakiyesi coğrafyalarla yeniden kucaklaşma ve aradaki sınırları ortadan kaldırma politikası günümüz Düvel-i Muazzaması'nın kimyasını bozmaya yetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde ifade ettiği  "sistem fiilen değişti" cümlesi aslında çok şey ifade ediyor. İşte son olarak buna refleks gösterenlerle, Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı temelinde FETÖ, PKK, DHKP-C gibi örgütlerle iç içe olanların medya uzantıları, mütareke basınının günümüz temsilcilerinden başkası değil.

Şahsen hazzetmediğim Atilla İlhan'ın onayladığım bir tesbiti var. Türkiye'nin bir hain kontenjanı olduğunu, bunun da nüfusun yüzde 10'una tekabül ettiğini aktaran İlhan, "Türk aydını dediğimiz kişinin, Batı'nın manevi ajanı olduğunu, Türkiye'de basının Türk olmadığını" ifade etmişti. Her ne kadar o basının içinde kalem oynatmış olsa da Atilla İlhan'ın bu tesbitleri, günümüz mütareke basını figürlerini çizmek açısından oldukça yerinde tesbitler bence.

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  289724

-