30 MAYIS 2020 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

DUYU ORGANLARINI YİTİRMİŞ YÖNETİCİLER

Hüseyin Yağmur

Bundan yaklaşık 10 yıl önce bir hanım, bir belediyeden Başkanın selamıyla arıyor ve bir kültür programına davet ediyordu. Geçen Hafta da bu hanım beni  Batı Müziği Orkestrasının konserine davet etmişti. Davet eden Belediye, İstanbul'un en uç noktalarından biriydi. İşinizi gücünüzü bırakacak Batı Müziği Orkestrası dinlemeye gideceksiniz. Başkan da mutlu olacak. Olacak şey değil.

Arayan hanıma, ikincisinde ‘Bizim buraya göre, sizin aradığınız yer bir başka gezegen gibi… İşim gücüm var. Gelemem. Lütfen beni tekrar aramayın dedim.

Sonra ne oldu biliyor musunuz? Anadolu yakasında oturan bendenizi telefonla arattırarak Batı Müziği Orkestrasının konserine davet ettiren bu şahıs bir daha belediye başkanı seçilemedi. Şimdi adını bile unuttum.

Onun yerine gelen kişi o belediyeyi 5 yıl yönettikten sonra İstanbul seçmeninin karşısına Ekrem İmamoğlu olarak çıktı.

Beylikdüzü Belediyesi'nde Batı Müziği Orkestrası konserleri hala devam ediyordu bilmem…

…………………..

Siyaset üzerine analizler yapan, yurtdışında yaşayan bir tanıdığım geçen haftalarda ziyaretime geldi. Söz siyasetten açılınca “Türkiye'de siyaset yapan ve bürokraside yönetici olan bazı şahısların beş duyu organlarından bazılarını kaybettiğine şahit oldum” dedi.

Onun bu tespiti üzerinde düşününce gerçekten de siyaset ve bürokrasi cenahından bazı ileri gelen yöneticilerin beş duyu organından bazılarını kaybettiğine ben de fikren katıldım.

Çoğunun görme yeteneği kaybolmuş mesela… Çoğunun duyma yeteneği kaybolmuş mesela… Dokunma duyusu şöyle böyle… O da neye dokunduğuna bağlı…

Dikkat ettim, bu şahısların en çok haz alma duyguları çalışıyor ve her geçen gün biraz daha gelişiyor.

İyice kabartılmış egoları, ulaşılamaz cep telefonları, en bariz sorunları görmeyen tavırları ortadayken; elit cafe ve lokantalarda yenilen yemeklerin ve içilen nargilelerin keyfiyle, evinden başka ikinci, üçüncü hatta dördüncü adreslere uğramanın keyfiyle tam bir hedonizm kölesi olmuş durumdalar.

İnsanoğlu beş duyu organını belirgin bir şekilde yitirince yönettiği ülke de içten içe çürüyor.

Osmanlı Devletinin 1923'de birden ortadan kalktığını sanırsanız yanılırsınız. Devlet yöneticileri 1603'te Sultan I. Ahmed döneminde sistemli bir şekilde rüşvet almaya başlamışlar.

Sonra koskoca İmparatorluğun 1. Dünya Harbi günlerinde savaşacak gemisi kalmamış. Bunun için İngiltere'ye iki adet gemi siparişi vermişiz. Ama ödenecek para yok. Donanma Cemiyeti yardım kampanyası başlatmış.

Kampanyaya destek veren bazı kişi ve kuruluşları aşağıda sunuyorum:...Erbabı hamiyet tarafından cemiyete terk edilen 311 adet fes bedeli olup, Mercan'da ticaret hanında 9 numaralı odada oturan Artin Beremyan Efendi tarafından 739 kuruş,

... Erenköy de açılan İttihat bakkaliye mağazasında müzayede olunmuş bir kiyye şeker esmanı(bedeli) 1362 kuruş 10 para,

...Trablusgarb harb esiri olup, şehit olarak orada ölen Tarsuslu Mustafa oğlu Bayram'ın vasiyeti üzerine bütün serveti olan 213 kuruş 30 para,

...Anadolu Kavağı'nda ahali-i hamiyet tarafından kahveci Tevfik Efendi'nin müzayede olunan çay esmanı 200 kuruş,

...Teke kazasında Salih oğlu Emrullah Ağa'nın kerimesi Zekiye Hanım'ın Çeyiz sandığı satışından elde edilip cemiyete teberru ettiği 192 kuruş 20 para,

...İnas (kız) mektebi öğrencilerinin bir sene içinde el ve göz nuru ile hazırladıkları işlemelerin müzayede ile satış bedeli yekunu 987 kuruş 10 para,

...Adapazarı'nda tertip edilen horoz dövüşlerinde birinci gelen resumat memuru Nureddin Efendi'nin Cemiyet namına müzayedeye çıkardığı çilli horozun satış bedeli olarak 116 kuruş 30 para,

...Selanik eski valisi Hüseyin Kadri Bey'in Neşrettiği iki kitabının satış hasılatı olarak 1143 kuruş,

...Kadıköy inas rüştiyesi ikinci sınıf talebeleri tarafından 5220 kuruş,

...İnebolu kayıkçı esnafının her günkü hasılatlarının yüzde yirmisi olarak bir ay içinde toplanan toplanan 6009 kuruş 10 para,

…………………..

Eğer bir İmparatorluk gemi almak için horoz dövüşü şampiyonu çilli horozun yardımına muhtaç kalmışsa o devlet zaten çoktan bitmiştir.

Ancak hedonizm bataklığına saplanmışsanız göremezsiniz, duyamazsınız.

Biz Ankara'da bir sitede oturuyoruz. Bu sitenin yerinde daha önce 150 evden oluşan bir gecekondu mahallesi varmış. Mahallenin de  kendi ölçeğinde yapılmış bir camisi mevcut imiş.

Kentsel dönüşüm kapsamında gecekondu mahallesi'nin kaldırılarak yerine düzenli bir site yapılması kararı verilmiş.Gecekondu sahipleri buna çok mutlu ve memnun olmuşlar.Ankara Büyükşehir Belediyesi ile irtibata geçmişler.

Ankara Büyükşehir Belediyesi bu projeyi AKP'li bir müteahhide vermiş.(Bu tür insanları Ak Partili saymadığım için AKP'li diyorum).AKP'li müteahhit işi aldıktan sonra gecekondu sahiplerini bir çok bakımdan aldatmış. Gecekondu sahiplerine daha niteliksiz daireler vermiş.Siteye de söz verdiği camiyi yapmak yerine imar planında bir değişiklik yaptırarak camiyi bir başka uzak yere kaydırmış.

Halk Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne güvenerek AKP'li müteahhide aldanmış. Ama bunun hesabını sormak üzere beklemeye de başlamış.

AKP'li büyük müteahhit firmanın Ankara'da koşturduğu  başka işler de var.Dolayısıyla bu site ile artık pek ilgilenmiyor.Buraya 'amatörlüğü paçalarından sızan' binlerce dairenin olduğu bu siteyi babasının çiftliği gibi yönetmeye çalışan,sorumsuz ve DENETİMSİZ  bir yönetici şahıs bırakmış.

Şahsın kendinden haberi yok.Site çok kötü yönetiliyor.Binada her gün yangın alarmı çalıyor. Ďışarı kaçsak bir türlü kaçmasak başka türlü. Birçok bakımdan insanlar bu AKP'li yönetimden bıkmış  durumdalar. Halbuki sitede oturanların çoğunluğu dindar ,AK Partili insanlar.

Bu sitede bir seçim olsa Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş'ın gelip propaganda yapmalarına gerek yok. Ceketlerini göndermeleri yeterli.

Çünkü  insanlar onları sevdiğinden dolayı değil, SEVDİKLERİ İNSANLARIN KÖTÜ YÖNETİMİNDEN BIKMIŞ DURUMDALAR. BÜTÜN MESELE de BU ZATEN!

Geçen haftaki  yazılarımdan birinde bir sosyal medya mesajı paylaşmıştım. Bu günkü yazımda da konumuzla yakından alakalı bir başka mesajı paylaşmak istiyorum:

İstanbul'u CHP Değil, AKP Kazandı!

Bir büyük siyasi yanılgıyı düzetmek istiyorum.Sanıldığı gibi İstanbul seçimlerini CHP değil AKP kazandı.

2002 yılında kurulan AK Parti, 2012 yılından itibaren bir değişim ve dönüşüm geçirmeye başladı. Bu dönüşüm sonucunda hem parti yönetimi, hem parti yöneticilerinin çoğu, hem de tabanın bir kısmı AK Partili olmaktan çıktı, AKP'li oldu

Son 10 yılda gelişen bu süreç ortaya böyle bir manzara çıkardı.

AK Parti AKP'lilerin eline, devlet ise Bürokratik oligarşinin eline geçti…

Bundan sonra Cumhurbaşkanımız fikirleri ve idealleriyle ile külliyede yapayalnız kaldı. Allah yardımcısı olsun.

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  795226

-