25 MAYIS 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

DÜZENİN ÖTEKİLEŞMESİ (1)

Hüseyin Yağmur

İstanbul İktisat Fakültesi Öğretim üyesi ve Dönemin teorisyen solcularından Prof. Dr. İdris Küçükömer 1969 yılında ‘Düzenin Yabancılaşması' isimli bir eser neşretmiş ve bu vesileyle bütün siyasi kavramları altüst etmişti. Küçükömer, bu eseriyle ilerici-gerici, sağ-sol denkleminin yerlerini değiştirmişti. İdris Küçükömer'e göre Türkiye'nin solcuları gericiydi ve halkı yönetilecek koyun olarak görüyordu. Türkiye'nin ilericileri ise sağ cenahta görülen muhafazakâr, geniş İslamcı halk kitleleriydi.

Küçükömer, özetle şöyle diyordu: 'Türkiye'de sağ sol, sol da sağdır. Türkiye'nin "solcuları" gericidir. Türkiye'nin ilericileri "sağ" cenahta görülen geniş İslamcı halk kitleleridir.'       

Küçükömer dönemin aydınlarının aksine 1960 anayasasını ve Milli Güvenlik Kurulu'nu antidemokratik buluyordu. Ona göre; Kurtuluş Savaşı antiemperyalist değildi, sadece bir Türk-Yunan savaşıydı.

Kimsenin söylemeye bile cesaret edemediği fikirlerinden dolayı İdris Küçükömer maalesef büyük bir ambargoya maruz kaldı, yok sayıldı.

Aradan geçen 40 yıla rağmen fikirleri hâlâ ilk günkü tazeliğini koruyan ve tartışılan Küçükömer fikir dünyamızda maalesef halen hak ettiği yeri bulabilmiş değil. Onun ‘Düzenin Yabancılaşması' isimli eseri Türkiye'nin meselelerine kafa yoran herkesin okuması ve üzerinde düşünmesi gereken bir başyapıt.

…………….

Ülkemizin düşünce ikliminin Osmanlı'nın son döneminden itibaren süregelen bazı temel sorunları var. Bu düşünce sorunlarının en önemlilerinden biri de ‘kimlik kayması' olarak tanımlanabilir.

Uzun uzadıya anlatılabilecek birçok sebepten dolayı ülkemizde sol düşünce ve sol düşünceye sahip şahıslar ‘son mohikan'lar gibi sayıları çok sınırlı. Türkiye'deki Sol düşünce; kendilerini solcu zanneden Kemalistler ve Sol Kemalizm'in hegemonyası altında yok olmuş durumda çünkü.

Tıpkı Hıristiyanların kutsal kitabı İncil'in, Yahudilerin kutsal kitabı Ahdi Atık'in içinde yok olması gibi bir şey bu…

İdris Küçükömer'in eseri kadar önemli tarihi analizi şu: Savundukları ilkeler bakımından Demokrat Parti Sol'da (solcu)dır, Cumhuriyet Hak Partisi Sağ'da (sağcı)dır.

Küçükömer'in kendisini solcu zanneden Kemalistler de dahil olmak üzere resmi ideoloji yanlılarının kafa konforunu bozacak görüşlerine göz atalım.

  1. Türkiye'nin solcuları gericidir. Üretim güçlerinin gelişmesinden yana değillerdir, tek merkezli, yukarıdan aşağı otoriter bir örgütlenmenin savunucusudurlar. Halkı yönetilecek sürü olarak görürler.
  2. Türkiye'nin ilericileri sağ cenahta görülen geniş dindar halk kitleleridir. Onlara bu niteliği kazandıran, onların değişmeye ve gelişmeye, dönüşmeye açık olan sosyal, ekonomik istekleridir. Bu istekler üretim güçlerini geliştiricidir, toplumdaki monolitik iktidar yapısını çatlatıcı ve çoğulcudur.
  3. 1960 Anayasası gerici, antidemokratik bir Anayasadır.
  1. Bu Anayasa'daki Milli Güvenlik Kurulu antidemokratik bir oluşumdur. Sivil iradeyi, askeri antidemokratik bir güce mecbur edicidir. OYAK vb. girişimlerle ordu yürürlükteki mekanizmaya uyumlu hale getirilmektedir.
  1. Türk Milli Kurtuluş Savaşı antiemperyalist değildir. Bir Türk-Yunan savaşıdır.
  1. Yakın dönem tarihinin yeniden yazılması gerekecektir.
  1. Türkiye'de sivil toplum ilişkilerinin kurulmasının önündeki engeller Türkiye'nin ilerici olduğu sanılan güçleridir.

Bu şoklayıcı görüşleri ileri süren İdris Küçükömer tarihi arka plandan günümüze yansıyan sosyal kuruluşları da yeni bir tasnife tabi tutarak aşağıdaki şekilde kategorize ediyor:

         SOL YAN                                                     SAĞ YAN

Yeniçeri - esnaf - ulema                                   Batıcı - laik bürokratik

birliğinden gelen doğucu                                 geleneği temsil eden

dindar halk cephesine dayanan

JÖNTÜRKLERİN PRENS                         JÖN TÜRKLERİN TERAKKİ

SABAHATTİN KANADI                            ve İTTİHAT KANADI

Hürriyet ve İtilaf                                              İttihat ve Terakki

                                                                         (Önce cemiyet, sonra fırka)

İKİNCİ GRUP                                                          BİRİNCİ GRUP

(Birinci Büyük Millet                                       (Birinci Büyük Millet

Meclisi'nde Müdafaai                                      Meclisi'nde Müdafaai

Hukuk Cemiyeti'nde)                                      Hukuk Cemiyeti'nde)

 

TERAKKİPERVER FIRKA                          C. H. FIRKASI (PARTİSİ)

SERBEST FIRKA                                        C.H.P - M.B.K

DEMOKRAT PARTİ                                     (Milli Birlik Komitesi)

ADALET PARTİSİ                                      C.H.P (Ortanın Solu)

                  ?                                                                     ?

İdris Küçükömer 1923 de halk adına kurulan yeni düzenin halka yabancılaştığının ilk farkına varanlardan. Ona göre ‘halka karşı yeni bir yenilgi tuzağı kurulmuş' durumda. Olayın aktörleri de neo ittihatçılar. Neo ittihatçılar Yahya Kemal'in tabiriyle halk adına kurulan yönetimi “İktidar tekkesi” ne çevirenlerdir.

DP'nin oturduğu sosyolojik zemin ülke insanının kendini ifade etmek için aradığı zeminden başkası değildi.Uzun yıllar boyunca yok sayılan Anadolu'nun çilekeş halk kitleleri DP aynasında kendilerini görmüş bu yüzden partiyle aralarında bir duygusallık oluşturmuşlardı. DP, ‘Türk toplumunda yönetenle, yönetilen arasındaki tarihsel ikiliği yok etmek' şeklinde bir misyon üstlenmiş, iktidarı paylaşmak istemeyen seçkinlere karşı halkın sözcüsü olmuştu.

Dönemi inceleyen bütün kaynaklar İdris Küçükömer'in tezini destekleyen çeşitli tesbitler ileri sürerler. Şerif Mardin bu sosyal değişimi ı şöyle analiz eder:Demokrat Parti'nin, çevrenin kültürü niteliğiyle İslamiyet'e başvurarak elde ettiği büyük yankı İslamiyet'i ve kırsal değerleri yasallaştırdı (resmileştirdi). (Mardin,1990:61)

Kemal Karpat da yaşanan değişime şöyle dikkat çeker: Demokrat Parti'nin 1950'deki seçim zaferinden sonra toprak sahipleri ve profesyoneller iktidarı bürokratik aydınların elinden aldı.Demokrat Parti yönetimi gerçekten de her alanda niceliksel büyümenin yaşandığı bir dönemdi. İşçiler gerçek bir sosyal sınıf oluşturacak boyutlara ulaştı ve farklılaşarak çeşitli kategoriler oluşturdu. Bu sırada kentleşme ve kitle iletişim araçlarının etkisi arttı. 1938'de 173, 1948'de ancak 208 olan sosyal hareketlilik endeksi 1955'te 521'e sıçramıştı. (Karpat, 2007:4)

Karpat, DP'nin iktidar tekelini kırdığını ve orta kesimlere yeni bir hayat alanı açtığına dikkat çeker.

(…) Bu gelişme bir bakıma Latin Amerika'da benzer bir şekilde gerçekleşen ‘orta kesimlerin' yükselişini andırıyordu. (Karpat, 2007:75)

Cemil Koçak da halkın sandığın gücünü keşfettiğinden şöyle bahseder:İlk defa yatırımlar yapılınca halk sonuç görüyor. İnsanlar tek parti döneminde görmedikleri şekilde devlet katlarında kendi seslerini duyuyorlar.Halk,Demokrasinin gücünü görüyor ve sandık orada oldukça insan yerine konulacağını fark ediyor. (Koçak,2011)

İşte bu yüzden yıllardan beri değişmeyen sosyal ve ekonomik geriliğin içinde bulunan halk kitleleri DP'yi iktidara taşımıştı.

Bir sonraki yazımızda konuyu incelemeye devam edeceğiz.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  279735

-