20 TEMMUZ 2019 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

DÜZENİN ÖTEKİLEŞMESİ (7)

Hüseyin Yağmur

Tarih Felsefesinin kurucusu sayılan büyük İslam alimi İbni Haldun, Mukaddime'sinde tarih boyunca yaşanmış olaylar ile ilgili çok çarpıcı tesbitler yapar. Ona göre; sosyal olaylar aradan binlerce yıl geçse bile iki su damlasının birbirine benzediği gibi benzeşir.Dolayısıyla bir kavmin veya topluluğun yükselmesi, iktidar gelmesi, iktidarda yaşayacağı yozlaşmalar ve bozulup çürüme halleri birbirine benzer olaylardan ibarettir.

Emeviler döneminde başlayan ‘iktidarın nimetlerinden istifade etmenin müesses hale gelmesi' sonraki yüzyılların bütün dindar iktidarlarının da başlıca yozlaşma sebebi olmuştur. Paradigma değişmiş, hedef  ‘ilayı kelimullah' olmaktan çıkmış egolar ve konforlar yükselmeye başlamıştır.Bu yüzden olacak ki Prof. Dr. Nazif Gürdoğan kendisiyle yapılan bir söyleşide “Mukadime'yi okumayanlar iktidara soyunmasınlar” uyarısında bulunuyordu.

Hasbelkader yakın tarih üzerine okumalar ve araştırmalar yaparken, günümüzün sosyal gerçekliği ve siyasi iktidarı konumunda bulunan 17 yıllık Ak Parti İktidarını da yakından gözlemleme fırsatı buldum.Genelde yaklaşık 100 yıllık dini baskıların, özelde 28 Şubat Darbesi'nin ağır baskılarını yaşamış Türkiye dindarlarının birikmiş umutlarını karşılamak üzere iktidara gelen Ak Parti'nin; tıpkı diğer iktidarlar gibi yorulduğu, yozlaştığı ve kendisini seçip ümidini yükleyen Anadolu halkının değerlerine karşı yabancılaşıp öteki haline geldiği görülüyor.

İbni Haldun, Mukaddime'sinde bahsettiği ‘iki su damlasının benzeşmesi gibi' Ak Parti de tıpkı bundan önce altı yazımızda anlattığımız Tek Parti İktidarının yaşadığı yozlaşma çeşmesinden su içmeye başlamış gözüküyor.(Dindarların iktidarla imtihanı zor. Rahmetli Erbakan Hoca bile Başbakan olunca meşhur bir markanın kravatı ile dolaşmaya başlamış, gösteriş ve şatafat merkezi Çırağan'da düğün yaptırmıştı.)

Ben bir araştırmacı ve gözlemci olarak ‘Acaba Ak Parti Nerde Hata Yaptı?' sorusunu kendime sorduğumda karşıma çıkan verileri ‘Düzenin Ötekileşmesi' serisinin bir devamı anlamında sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü Ak Parti de kendisini seçen  Anadolu insanının değerlerine karşı  artık yeterince ötekileşti.

Şimdi bu ötekileşme sebeplerine birlikte göz atalım:

1)İktidarda Yanlış Yöntem (Metodoloji) Uygulandı : Tevhid akidesi ‘LA ilahe illallah' sözü ile başlıyor. Yani önce Allah'tan gayrı olan her şeyi reddetmek ve terk etmek gerekiyor. Biz de LA ile işe başlayarak diğer kutsalların hepsini reddederek  ve terk ederek işe başlamalıydık. Mecelledeki “Defi Mefasid Celbi Menafiden Evladır” (Kötülüklerin ortadan kaldırılması, iyiliklerin getirilmesinden önceliklidir) kuralını anlamadık. Önce kötülükleri gidermeli sonra iyilikleri getirmeliydik.

Cahiliye Araplarının iktidarında  Lat Menat Uzza  isimli putlar vardı. Her şey onların kutsalına uygun yapılırdı. Her düzenin kendine göre putları var. Ak Parti iktidarı, laikçi kesimin ‘Cumhuriyetin kazanımları' adı altında kutsadığı eski rejimin kutsallarını reddedemedi. Aksine  zaman zaman o değerleri ululayarak destek verdi ve meşrulaştırdı. “Resmi ideoloji, egemenlerin hakimiyet aracıdır.”  Gerçeği anlaşılamadı. Olayın özü ıskalanarak ve eski ritüellerin devamı olarak; 23 Nisan'lara  42 ülkeden  folklorcü taşımak, 29 Ekim'in 100. yıl coşkusuna destek vermek marifet sayıldı.

2)Helal ile Haram Birbirinden Ayırılmadı: İftar sofrasından kalkıp içki masasına oturuldu. Halvete dikkat edilmedi.Kadınlarla birlikte bulunma kurallarına uyulmadı. Kadın, erkek türkücülerin sahne aldığı festival ve konserler tertip etmek bir marifet sayıldı.Faiz ile işlem yapmak büyük günahlardan olduğu halde iflas etmiş Emlak Bankası yeniden ihya edildi.Türk Hava Yolları uçakları dış uçuşlarda  bir içkili lokantaya dönüştürüldü ve bu başarı ile övünmek bir marifet sayıldı. TCDD'de Ramazanlarda vagonlarda koltuk aralarında çay kahve satışını marifet saydı. Peygamber Efendimiz “Rüşvet alan da veren de melundur” buyurduğu halde bu devleti çürüten bu günah, ‘bağış'  adı altında meşrulaştırıldı.(Maalesef bu kötü alışkanlık Refah Partili Belediyeler döneminde çeşitli kisveler altında ortaya çıkmaya başlamıştı) Helal ve haram o kadar birbirine karıştırıldı  ki TRT'deki ‘Ramazan Sevinci' programında bir yandan Allah ve Peygamber anlatılıyor bir yandan reklam arası verilip  faiz reklamı yapan bir banka reklamına yer veriliyor.

“Aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bize helak eder misin?” (A'raf,155) Ayeti kerimesi çeşitli ölçeklerde tezahür etti, tezahür etmeye devam ediyor.

3) ‘İktidar Diyeti' Yapmak Başarılamadı: İktidar demek çeşit çeşit nimet demek. Direncimizi ve formumuzu korumak için iktidar nimetlerine balıklama dalıp gark olmak yerine diyet yapan  bir kişi gibi bilinçli bir şekilde iktidarın her türlü nimetine mesafe koymalı, bazen elimizin tersiyle itebilmeliydik. Cihanı kuşatan Asrı Saadet iktidarının temellerinde bir iktidar diyeti vardı çünkü.

Peygamberimiz Hz. Ömer'e, “Dünya onların Ahiret bizim olsun” diyen iktidarın nimetlerini reddederek yüreklerin fethiyle meşgul olmuştu.Bu anlamda bazı örneklere bakalım:Ebu Saîd el-Makbürî'nin rivayet ettiğine göre, Ebû Hüreyre, önlerinde kızartılmış koyun bulunan bir topluluğa rastladı. Topluluk kendisini davet etti; fakat o yemek istemedi ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, arpa ekmeğine bile doymadan dünyadan çıkıp gitti, dedi. (Buhârî, Et'ıme 23)

İşte Hazreti Ömer'den iktidar nimetleri ile ilgili tarihi bir ders: İbrâhîm İbnü Abdirrahmân İbni Avf (ra)'den: "Ömer İbnü'ı Hattâb (ra)'a İran hükümdarının hazineleri getirildi. Abdullah İbnü Erkânı (ra): "Taksim edinceye kadar, onu, Beytülmal'a mı koyacaksın?" diye sordu.Hz. Ömer (ra): "Hayır, Allah'a yemin ederim ki, onu verip tüketene kadar, hiç bir çatının altına koymıyacağım." dedi ve mescidin ortasına koydu. Geceyi, onu bekliyerek geçirdiler...Sabah olunca, üzeri açıldı.. Kırmızı ve beyaz mücevherattan, pırıl pırıl parlayan şeyleri görünce, Hz. Ömer ağladı... Abdurrahman İbnü Avf (ra) ona: "Ey mü'minlerin Emîri, niye ağlıyorsun? Allah'a yemin ederim ki bugün, şükür günüdür, sevinç günüdür, ferah günüdür." dedi. Hz. Ömer (ra) bunun üzerine: "Yazık sana!.. Muhakkak ki şu, hangi kavme verildiyse, aralarına düşmanlık ve kin girmiştir” buyurdu.” (Abdullah b. Mübarek,1992:195)

İslam Ordularının Hindistan kıtasını fethetmesinin şifresi de işte bu iktidar nimetlerinin reddedilmesi olmuştu. Hindistan'ı fethe giden ordunun komutanıAbdurrahman b Semure, Daver şehrini İslam devletine katınca, altından bir putun kolunu kopardı, yakuttan olan gözlerini çıkardı sonra da şehrin reisine dönüp, “Altın ve mücevheri al, senin olsun. Ben bunu, putun hiçbir şekilde ne zararı, ne de faydasının olmadığını göstermek için yaptım” dedi. Allah Rasulü'nün ashabından Mucaşi' b Mesud da Kabil'de bir puthanede aynı işlemleri yaptı.(İbn Hacer, el-Isabe fî Temyîzi's-Sahabe) Onlar ellerini ne altına, ne de mücevhere uzattılar. Muhataplarına dünyalık istemediklerini söyleyen Peygamberler gibi sahabe de zenginlerden aldıklarını fethedilen bölgelerin fukarasına infak etti.

4) Allah'ı Bırakıp Kulları Razı Edilmeye Çalışıldı: Bir Ak Parti Milletvekili bana şöyle söyledi: “Biz ilk yıllarda bir iş yaparken Allah'ın rızasını gözetir, kulların da kalbini kazanmaya çalışırdık. Sonra bunu terkettik. Allah da bizi terketti.”

Gerçekten de Ak Parti yönetimi belli bir yıldan sonra Allah'ı bırakıp kulları razı etmeye çalıştı. Halbuki bu tarihi bir yoldan dönme, yolunu şaşırma hatasıydı. Ak Parti pusulayı her kesimden insanı mutlu etme çabasına çevirince, pusulayı ve yolu şaşırdı. Bu şirin görünme çabası içinde Ramazan ayında öğle yemeği çıkarma gayreti içine girildi.

Bu anlamda cemaat ve cemiyetlerle ilişki kurma tarzı da dini duyarlılıklar temel alınarak başarıyla yönetilemedi. Yıllar önce “Başörtüsü furuattır, Cebrail gelse parti kur dese parti kurmam” diyen kişilere bir dönem şirin gözükmeye çalışıldı.

Bu konuda  binlerce yıl önce iktidarlara çok önemli bir uyarı yapıldığını gören ve bilen olmadı. İşte o Peygamber uyarısı: Âişe (Ra), Halife Muâviye'ye şu mektubu yazdı:"Selâmun Aleyke! (Besmele Ve Hamdden) Sonra.. Ben Resûlullah (Sas)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kim insanları kızdırmak bahasına, Allah'ın rızâsını ararsa, Allah, insanların şiddet ve ağırlığına (zahmetine) karşı ona yeter. Kim de Azîz ve Celîl olan Allah'ı kızdırmasına rağmen, insanların rızâsını ararsa, Azîz ve Celîl olan Allah onu insanlara terkeder." (Abdullah b. Mübarek,1992:55)

5) Temel Değerlerimize Gereken Önem Verilmedi: Toplumun çelik çekirdeği olan aile kurumuna gereken koruma yapılmadı. Aile Bakanlığı feminist söylem ve eylemin emrinde oldu. Nikahsız yaşayan insanlar Bakanlar tarafından geçmiş olsun aramalarıyla teselli edildi,.  Kültürümüz bu konulara bigane ellerde dolaştırıldıktan sonra turizmcilere teslime edildi. Medeniyet değerlerimiz için gereken kültür sanat üretimi yapılmadı.17 Yıllık Ak Parti İktidarının medeniyet değerlerimizi anlatan televizyon dizisi bir elin parmaklarını geçmez vaziyette bırakıldı. Yanlış tercihlerden dolayı Medeniyetimiz değil, her dönem kazanan dizi oyuncuları kazandı

Bir sonraki yazımızda konuya devam edelim inşallah….

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  306654

-