21 KASIM 2019 PERŞEMBE

Hüseyin Yağmur

DÜZENİN ÖTEKİLEŞMESİ (8)

Hüseyin Yağmur

Kaldığımız yerden konuyu işlemeye devam edelim:

6)Emanet Ehline Verilmedi: Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde, işlerin ehli olana yani layık olduğu kimselere verilmesi emrediliyor. Görev yerlerinin emanet olduğu, bu emanetlere riayet edilmesi, uyulması emredilmektedir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:Allah size, mutlaka emanetleri [işleri] ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle davranmanızı emreder.(Nisa 58)

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki: İş ehli olmayana [layık olmayana] tevdi edildiği [verildiği] zaman, kıyameti bekle. (Buhari)

Hal böyle iken yönetim kadrolarını eş, dost, ahbap ve akrabalarla doldurduk, ya da bu eş dost ve akrabalara kurumlar arası imtiyazlı yatay geçişler sağladık. Bazı makamlar sadece bir kişi tarafından dağıtılırken bazı makamlar da tıpkı Osmanlının son döneminde olduğu gibi bedel karşılığında verildi. Bu kötü alışkanlık Refah Partisi döneminde de çok yaygındı. Meşhur yazar Sadık Albayrak 1980'li yıllarda İstanbul'dan milletvekili adayı olmuştu. Onun yerine son anda doğu vilayetlerinden bir aşiret ileri geleni İstanbul'dan milletvekili adayı olarak konulmuştu.

7)Ego ve Enaniyet Zirve Yaptı: Kibirin insanı götüreceği yer cehennem olduğu halde kendisine en küçük makam verilen adamımızın bile küçük dağlarla egosu yarışır hale geldi. Halbuki Şeytan, kibirlendi ve kafir oldu. (İstekbera ve kane minel kafirin) (Sad Suresi Ayet 74)

Peygamberimizin kibirle ilgili bir kitap yazılacak kadar hadisi şerifi var. Kibirliler ile ilgili en çarpıcı uyarılardan biri şu: “Bir kimse kibirlene kibirlene sonunda zâlimler gürûhuna kaydedilir.Ve onlarla hasredilir.(Tirmizi,Birr,61)

Bazı  kişiler önce kibirlendiler sonra zalimleştiler. Ötekileştiler yani…

Ak Parti bürokratlarından; personeli ile aynı asansöre binmek istemeyenleri, cami çıkışlarında bir görevliye ellerinde ayakkabı tutturarak bekletenleri, cami çıkışlarında bir görevliye ellerinde palto tutturarak bekletenleri, yemek salonlarında çanta tutturarak bekletenleri, sandalyesine oturmak için  başkasına tutturanları, uçakta istediği ikram olmayınca naz yapanları görünce veya duyunca yöneticilerimizin egoların vardığı noktaya hayretle şahit olmuş olduk.Ankara valisi ve eşi bir Pazar günü öğle namazına Hacı Bayram Camiine gelmiş, orada rastlaştık. Valinin eşine halı serildiğine ve hanımefendinin çantasını bir görevlinin taşımasına hayretle şahit olduk.(İyilikler gibi kötülükler de bulaşıcı. Geçen hafta bir cenaze namazı öncesi Kocatepe Camii'nde öğle namazı kılan Barolar Birliği Başkanının ayakkabısını bir çekecek ile birlikte bir koruma kapıda tutuyordu. Koruma  Başkanı kapıda görünce ayakkabıyı ayağına servis etti.)

Bize ne oluyor ki gurur ve kibir sahibi oluyoruz? Halbuki başta iktidar olmak üzeresahip gözüktüğümüz bütün nimetler Rabb'ımızın bir fazlı ve imtihanıdır. Zannettiğimiz gibi bizim kendi zekamızın ve dehamızın bir kazanımı değildir. Çünkü; Attığın zaman sen atmadın. Fakat Allah attı. Böylece mü'minleri güzel bir şekilde imtihan etmek istedi. (Enfal Suresi Ayet 17)

8)Emanetler  Usulünce Kullanılmadı: Makam arabaları başta olmak üzere devlet ve belediye  yöneticilerine verilen emanetler yerli, yerinde kullanılmadı. Makamlar ve Makam arabaları hoyratça kullanıldı. Çıktığı yurtdışı gezilerle aldığı harcırahlardan dolayı maaşlarını ikiye katlayanlar olduğu konuşuldu. Devletin parası ile kendi şahsi işlerini yapanlar çoğaldı.

9)Kul Hakkına Dikkat Edilmedi: Göz göre göre bazı kurumlardan personel işten çıkarılarak işsiz ve aşsız bırakıldı. Her kademeden çalıştırılan personelin (şoför, sekreter, hademe, çaycı, koruma vs) kul hakkına dikkat edilmedi.

10)Vefa Duygusu Terkedildi: Vefa duygusu neredeyse ortadan kalktı. Sadece iktidar sahiplerine değer verilen bir ortam oluştu. Ortalık; 30 yıllık dostunun kalp krizi geçirdiğini duyduğu halde aramayan, davanın emekçisi efsane belediye başkanına uzaktan el sallayan, davanın emekçisi eski milletvekiline randevu vermeyen, sadece iktidar sahiplerine değer veren makam sahipleriyle doldu.

Taşrada bazı belediyelerde oyunu ve desteğini aldığımız insanları görevden alarak onların yerine başka partiden kişileri yerleştirdik. Cumhurbaşkanımız “Kapı kapı oy toplayalım, gönül kazanalım!” derken onun himmetiyle göreve gelen yöneticiler hoyratça gönül kırdı. Eba Müslim Horasani'nin şu meşhur sözünü dikkate almadan ilişkiler kurdular. “Onlar, şerrinden emin oldukları için, dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Düşmanlarını kazanmak için, kendilerine yakın tuttular. Yakın tuttukları düşmanları dost olmadı. Ancak, uzak tuttukları dostları‘'düşman'' oldu. Herkes düşman safında toplanınca, yıkılmaları mukadder oldu.”

11) Gökyüzü Ahalisinin Şahitliğine Dikkat Edilmedi: Dostluklarımızı, arkadaşlıklarımızı, iktidar ilişki ve dengelerimizi dünyevi çıkar ilişkileri üzerine kurduk. ‘Bizi beğendiğini söyleyen' herkesi dost sanıp dört elle sarılıp payeler verdik. Bize hatalarımızı ve hakikatleri söyleyen kişileri ise dokuz köyden kovduk. Halbuki kendimizi fani olanlara değil Baki olan Allah'a beğendirmeliydik.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu kaydedilmektedir:Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil'e:- “Ben filanı seviyorum onu sen de sev!” diye emreder. Cebrâil onu sever ve sonra gök halkına:- Allah filanı seviyor, onu siz de seviniz, diye seslenir. Gök halkı da o kimseyi sever, sonra yeryüzündekilerin kalbinde o kimseye karşı bir sevgi uyanır.Allah Teâlâ bir kula buğzettiği zaman, Cebrâil'e:- “Ben, filanı sevmiyorum, onu sen de sevme!” diye emreder. Cebrâil de onu sevmez. Sonra Cebrâil gök halkına:- Allah filan kişiyi sevmiyor, onu siz de sevmeyin, der. Göktekiler de o kimseyi sevmezler. Sonra da yeryüzündekilerde o kimseye karşı bir kin ve nefret uyanır. (Müslim,Birr 157)

12) Anadolu Halkının Küskünlüğü Dikkate Alınmadı: Ak Parti'nin Anadolu halkının değerleriyle ötekileşmesinden dolayı ortaya bir büyük küskünler topluluğu çıktı. Sadece İstanbul'da sandığa gitmeyen seçmen sayısı yaklaşık 2 milyon kişi. Bunların çoğu küskün Anadolu halkı. Ak Parti bunların  gönüllerini geri kazanacak hamleler yapmak yerine  ‘başka kesimlere şirin gözükerek oy toplama' hamlesine sarıldı. Bu yanlış stratejinin yangına körükle gitmekten başka bir şey olmadığı anlaşılamadı.

13) İçimizdeki Kötülerin Kötülüklerine Mani Olunmadı:İçimizde çeşitli makam ve mevkilere gelmiş, ancak büyük günahlar konusunda müdavim olan kişilere karşı tavır koyup onları dikkatlice aramızdan ayıklamadık. ‘Metal yorgunluğu'na uğramış kadrolar teşkilatlardan çıkarılırken ‘günah yorgunluğu'na uğramış kadrolarla devlette ve belediyelerde çalışmaya ısrarla devam ettik.

Eş-Şâ'bî (rh) buyurdu: Nu'mân İbnü Beşîr (ra)'in minber üzerinde şöyle dediğini işittim: "Ey insanlar!. Ahmaklarınıza engel olunuz. Çünkü ben, Resûlullah (sas)'in şöyle dediğini işittim: "Bir kavim, bir gemiye bindi ve onu aralarında taksim ettiler. Her birine, gemiden bir yer düştü. Onlardan bir adam bir balta alıp, kendi yerini delmeğe başladı: "Ne yapıyorsun?" dediler. O da: "Kendi yerim! Orada istediğimi yaparım." cevabını verdi. Bunun üzerine, eğer ona mâni olurlarsa, hem kendileri, hem de o kurtulur. Eğer onu haline bırakacak olurlarsa, hem o boğulur, hem de kendileri”. Helak olmanızdan evvel, ahmaklarınıza mani olunuz!...”

Büyük günahların sahibi insanların korunup gözetilmesi bir toplumun çürüme ve yok olma sebebidir. Ebu'l-Bahtcrî (ra)'den: Resûlullah (sas) buyurdu: "Hiç bir kavim, Allahu teâlâ'ya, kendi kendilerini helâk edecek bir şeye sebebiyet vermedikçe helâk olmaz.

Ömer İbnü Abdi'l-Azîz (rh)'den; şöyle denirdi: "Allahu Teâlâ bazı şahısların günahı sebebiyle toplumu cezalandırmaz. Fakat çirkin şeyler açıkça işlendiği zaman, hepsi de cezayı hak etmiş olur." (Abdullah b. Mübarek,1992:303-304)

Eğer dünyevi ilişiklerinizde Allah'ın kitabını ve uyarılarını değil kendi zekanızı(!), dehanızı(!) ve yönetim tarzınızı esas alırsanız yörüngeden savrulursunuz.“Kim, Rahmân'ın zikri'ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.” (Zuhruf Suresi 36-37)

Yazı serimizi Aliya İzzet Begoviç'in iktidar sahiplerine yaptığı bir nasihati ile bitirelim: İktidara gelince hal ve hareketinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın. Güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki, sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçidir ve herkes er veya geç önce milletin sonra da Allah'ın önünde hesap verecektir.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

HÜSEYİN YAĞMUR
- 20.11.2019 - Lozan görüşmelerinde neler  yaşandı?                                                                 
- 15.11.2019 - DAĞLILAR ve ŞEHİRLİLER (İbni Haldun’dan Heidi’ye Dağlıların Halleri)                                                                           
- 13.11.2019 - CHP’nin YÜZKARASI: VARLIK VERGİSİ KANUNU                                                                                                                                             
- 08.11.2019 - Özal’lı yılların başlangıcı
- 06.11.2019 - Osmanlı saltanatı kaldırıldı öyle mi?                                                                    
- 01.11.2019 - Bürokratik oligarşi ve avlanma teknikleri
- 29.10.2019 - 1. Dünya savaşına giriş faciamız
- 26.10.2019 - Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın başına gelenler                                                                                       
- 23.10.2019 - Tenhalık, ıssızlık, coğrafyasızlık
- 18.10.2019 - Şeyh efendinin politik sırrı (7) muhteşem düğün
- TÜM YAZILARI

Yorum Yaz

  415193

-