Hatice Kadıoğlu Ateş

EĞİTİM SİSTEMİMİZDEKİ SORUNLARA YÖNELİK ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Hatice Kadıoğlu Ateş

Yeryüzünde eğitim sistemi mükemmel şekilde işleyen, herhangi bir sorunu olmayan hiçbir ülke yoktur. Sistemler değişen zamana ayak uydurmak, çağın gereklerini karşılamak, yaşanan sorunlara çözüm önerileri bulmak için geri bildirim alır ve bu geribildirimler doğrultusunda kendilerini yenilerler. Türk eğitim sistemi kendini geliştirme çabası içinde gün geçtikçe daha da iyi olma yolunda ilerlemektedir. Var olan durumun daha da iyi olabilmesi için aşağıda bazı öneriler sıralanmıştır.

 Türkiye'de herhangi bir resmi eğitim kurumuna öğretmen olarak atanan bireyler, yeterli koşulları sağladıkları takdirde belli bir süre sonra yönetici olarak görev almaktadırlar. Eğitim fakültesinde öğretmen olmak için yetiştirilen bireyin meslek yaşantısına yönetici olarak devam etmesi şüphesiz birtakım sorunları da beraberinde getirecektir. Okul-kurum müdürü, ilçe milli eğitim müdürü aslında öğretmendir. Oysa eğitim yöneticiliği öğretmenlikten çok daha farklı özellikleri olan bir görevdir. Hem kişisel özellikleri hem de lisans eğitiminde verilen dersler birbirinden ayrıdır.

 Yöneticilik ya da öğretmenlik birbiri yerine yapılabilecek görevler değildir. İyi bir eğitim yöneticisi olmak için 3-5 yıl öğretmenlik yapmak, sicil notunun iyi olması gibi durumlar yetersiz kalır. Eğitim yöneticisi olabilmek için bu alanda yüksek lisans yapmak ya da doktora yapmak şartı aranırsa eğitim kurumlarında yaşanan idareci işgören uyumsuzlukları büyük ölçüde aşılabilir.  Eğitim kademesindeki tüm yöneticilerin öğretmenler tarafından seçilmesi sağlanmalıdır.

 Ayrıca sınıf öğretmenlerinin –ilkokul öğretmeni- ilk atamalarda müdür yetkili atama şeklindeki görevlendirmeler sona erdirilmelidir. Henüz aday öğretmen iken müdür yetkililik görevi alan sınıf öğretmenlerinin yönetici görevleri kaldırılmalıdır. Zira kamu personeli olmak yolunda daha en başta adım atan birey bir yandan öğretmenlik bir yandan kurum yöneticiliği görevlerini layıkıyla yerine getirememektedir.

Türk eğitim sisteminde okullarda sınıflarımız maalesef kalabalıktır. Sınıf mevcutlarının 20-25 kişi civarında olması öğretmenin her öğrenci ile ilgilenebilmesini sağlayacaktır. Özellikle ilk okul birinci sınıfta sınıf mevcutları başarıyı etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Sınıfların fiziki altyapılarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Örneğin ilkokul birinci sınıf öğrenci sıraları ile lise öğrencilerinin sıraları aynı şekilde dizayn edilmiştir. Günde altı ders saati oturması istenen öğrenciyi tahta bir sırada oturtmak ona kötülük etmektir. Görsel sanatlar dersini, müzik dersini, drama dersini aynı derslikte görmek yetersizliktir. Her okulda farklı branşlara ait atelyelerin kurulması, kütüphanelerin aktif çalışması sağlanırsa derslerden çok daha iyi verim alınabilir.

 Bu atelyelerde öğrenci ürünlerini sergilemek, ilgili materyalleri saklamak öğrenci performansını da arttırır. Yazları çok sıcak ve havasız olan dersliklerde klima ya da havalandırmanın olması lüks değil ihtiyaçtır. Bir sınıf için ders esnasında camın ya da kapının açılması en son başvurulacak çaredir. Sesin, ışığın, tozun, nemin rahatsızlık vermediği uygun ortamın oluşturulması öğretmenlerin ve kurum yöneticilerinin birinci görevidir.

 Eğitime sadece devlet tarafından değil yerel yönetimler, vakıflar ya da özel sektörlerden de destek sağlanmalıdır. Onlara da sorumluluklar verilmelidir. Her sivil toplum kuruluşu bağlı bulunduğu bölgedeki herhangi bir eğitim kurumuyla ilişkilendirilebilir. Finansmanlık dahil olmak üzere her türlü maddi manevi desteğiyle ilgili kurumun sorunlarını çözmeye yardımcı olabilir.

 ‘Türk eğitim sistemindeki genel sorunlara yönelik çözüm önerileri' yazısının devamı yarın…

Yapılan çalışmalar incelendiğinde eğitim teftişinde birtakım problemler yaşandığı görülmektedir. Hem merkezi hem de yerel teftişler geliştirilmelidir. Sadece müfettişlerin değil müfettişlerle beraber alan uzmanlarının, öğrencilerin, zümre öğretmen olan meslektaşların, okul müdürü ve müdür yardımcılarının bir araya gelerek oluşturduğu tarafsız ve objektif bir komisyonun teftiş yapması tercih edilebilir. Sadece yılda bir kere 40 dakikalık bir dersin izlenmesi şekliyle değil de belli zaman aralıklarıyla dönemde en az 3 kere yapılacak teftişler değerlendirmelerin doğru ve adaletli olmasını da sağlayacaktır.

Erken çocukluk döneminden başlayarak çocuk yetiştirmede ortaya çıkan yetersizliklerin giderilmesine yönelik anne babaların ya da çocuğa bakan sorumlu bakıcının desteklenmesine yönelik uygulamaların olması eğitimde kaliteyi arttırır. Eğitim sistemi içinde hem öğrencilere hem anne babalara hem de öğretmenlere rehberlik servislerinin güçlendirilmesi gerekmektedir.  Rehberlik servisleri aktif çalışmalı her öğrenciye her veliye ulaşmalıdır.

Eğitim-öğretimde teori ile uygulama dengesi kurulmalıdır. İlgili derslerde sahaya inilmeli, doğa gözlemleri yapılmalı, müze gezileri düzenlenmeli, laboratuvarlarda deneyler yapılmalı, doğal parklara gidilmelidir.  Yükseköğretimde öğrenim gören lisans öğrencilerinin mezun olduklarında çalışacakları mekanları görmeleri, teneffüs etmeleri, yaşamaları sağlanmalıdır. Köyde kentte hangi şartlarda görev alacaklarsa buraları daha öğrenciyken yaşama, staj yapma imkanı bulmalıdırlar. Bu fırsatı ele geçirirlerse göreve başladıklarında herhangi bir beklenmedik durumla karşılaşmaz, sürpriz yaşamaz, hizmet edecekleri kitleye daha verimli şekilde hitap edebileceklerdir.   

Çocukların hayat tecrübelerinin zenginleşmesi bunun yanı sıra her türlü ayrımcılıktan uzak kalması için çok kültürlülük anlayışına sahip bir eğitim anlayışı ile yetiştirilmeleri gerekmektedir. Farklı dinden, dilden, milletten kısaca kültürden insanlarla hoşgörü ile bir arada yaşama eğitimi verilmelidir. Kendinden olmayanı beğenmeme, aşağılama red edilmeli, farklılığın zenginlik olduğu düşüncesi aşılanmalıdır. İnsan olduğu için karşısındakine saygı gösterme, onu olduğu gibi kabullenme gereği vurgulanmalıdır. Eğitim sürecinde sadece okul ve çocuk ilişkisi yetersiz kalacağından bu sürece ailelerin de aktif olarak katılması ve bu süreç içerisinde ailenin güçlendirilmesini sağlayacak eğitim programları gerekmektedir. Ülkemize göç eden aileleri okul aile birliği çatısı altında toplayıp onlara misafirperverliğimizi sergilemek, özel günlerini kutlamalarını sağlamak kültürlerini öğrenmek ve bizim toplumumuza uyumlarını sağlamak için fırsat oluşturacaktır.

İlkokul 1. sınıf da okul öncesi eğitim içerisine dahil edilmelidir. Okul öncesi ve sınıf öğretmeni diye iki ayrı branş yerine okul öncesi ve sınıf öğretmenliği adı altında bir öğretmenlik programı açılmalı ve okulöncesinden 3. sınıfa kadar eğitim sürdürmelidir. Toplamda 4 yıl verilecek olan bu eğitimi aynı öğretmen yapmalıdır. Okul öncesi ve birinci sınıfta bitişik eğik yazıya hazırlık çalışmaları yaptırılmalı, ikinci sınıfta okuma yazmaya geçilmelidir. 4. Sınıftan itibaren de branşlaşma başlamalı her derse kendi branşından öğretmenler girmelidir. İlkokuldan itibaren öğrencilerin kurşun kalemle değil de tükenmez kalemle yazdırılması sağlanarak daha çok özgüvenli yetişmeleri gerektiği için kurşun kalemle yazdırılma kaldırılmalıdır. Örneğin, Fransa'da ve diğer Avrupa ülkelerinde öğrenciler kurşun kalem kullanmamaktadırlar. Öğrencilerin yanlış yazma ihtimalleri de ortadan kalkar. Tükenmez kalem kullanmak daha da pratiktir.

Üniversite sınav sitemini tek sınav olmaktan çıkartılıp ders notları ve seviye sınavları ara genel sınavlar şeklinde, genel sınav yapılarak hepsinin ortalaması alınıp öylece üniversiteye alınabilir. Ayrıca öğretmenlerin verecekleri gelişim raporları da göz önüne alınmalıdır.

Eğitime ayrılan genel bütçe artırılmalıdır. Öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla akademik kitaplar edinmeleri sağlanmalıdır. Alanında ünlü yayınevlerinden çeviri ya da yerli kitap alım hakları tanınmalıdır. Sadece ders kitabı ya da yardımcı kitap değil kültür yayınlarını, gazete ve dergileri ücretsiz olarak takip etmeleri sağlanmalıdır.

Eğitim siteminde başarılı olan her öğrenci ve öğretmen ödüllendirilmelidir. Burslar verilebilir. İlkokuldan başlayarak sınıf veya okul birincisi olan, projesi kabul alan, bilimsel kongre ve sempozyumlarda bildiri sunan, kitap yazan öğrenci ve öğretmenler performanslarına bağlı olarak ödüllendirilebilir. Yaşam boyu eğitime daha fazla önem verilmelidir. Ebeveynlerin, öğretmenlerin, okul müdürlerinin, maarif müfettişlerinin yüksek lisans ve doktora programlarına dahil edilmeleri teşvik edilmelidir.

HATİCE KADIOĞLU ATEŞ - TERCÜMEİHÂL

HATİCE KADIOĞLU ATEŞ DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  344277

-