15 ARALIK 2019 PAZAR

Mehmed Can

EKONOMİK SIKINTININ HAKİKÎ REÇETESİ: İKTİSAD!..

Mehmed Can

“İktisad” Arapça bir kelime olup; tutumlu olma, tasarruf etme, biriktirme, artırma, aşırılıklardan uzak durma, orta yolda bulunma, itidal üzere olma, uygun harekette bulunma ve ekonomik davranma gibi manalara gelir. “İktisad”, yüce dinimiz İslamın önemle üzerinde durduğu ve teşvik ettiği güzel bir ahlakî davranış biçimi ve ideal bir yaşam tarzıdır. “İktisad”: Sağlığı, zamanı, parayı, malı, ve kısaca sahip olduğumuz bütün imkân ve kaynakları doğru, bilinçli kullanmak ve bir kısmını artırıp biriktirmektir.

“Herşeyin başı sağlıktır,” diyerek hasta olmamaya çalışan; “vakit nakittir” anlayışıyla zamanını iyi değerlendiren; “sakla samanı gelir zamanı,” deyip kazancının hepsini harcamayarak bir kısmını biriktiren; “mal canın yongasıdır,” diyerek eşyasını dikkatli kullanan, özetle sahip olduğu imkân ve nimetleri heba etmeyen akıllı ve bilinçli insanlara; “muktesid, yani iktisatlı ve tutumlu kişi,” denir.

“Muktesid” insanların, her zaman kenarda bir miktar paraları olur. “Muktesid” kişiler, zor günlerde kendi yağı ile kavrulmayı başarır ve başkalarına muhtaç olmazlar. “Muktesid” insanlar, israf etmezler, ancak cimri de değildirler. Çünkü onlar; hayatî, zorunlu ve önemli olan ihtiyaçlar için para ve potansiyellerini harcamaktan asla çekinmezler. Sıkıntılı zamanlarda ihtiyaçlarını kendi potansiyelleri ile karşılayan insanlar, manevî ve psikolojik olarak eşsiz bir haz ve doyum elde eder. İnsan, bu doyum ve özgüveni, başka şeyden alamaz.

“Muktesit” olmak, bir şeref ve haysiyet kaynağıdır. “İktisat eden, fakirlik çekmez,” (Müsned 1/447) hadis-i şerifi, tutumluluğun insan için ne kadar önemli olduğunu bize anlatmaktadır. Çalışkan ve “muktesid” fertlerden oluşan toplumlar, kısa sürede iyi noktalara gelirler. Unutmamalıdır ki, muhtaçlara yardım elini uzatanlar da yine “muktesid” insanlardır. Çünkü -geliri ne kadar çok olursa olsun- müsriflerin kendilerine yetecek paraları olmaz ki, başkalarını düşünsünler!..

“İktisad” yani tutumluluğu dört ana başlık altında toplayabiliriz:

1- Sağlıkta tutumluluk: Vücudumuzu yıpratmamak ve hastalıklardan korumakla olur. Sağlığını iyi koruyamayan bir insan, sık sık hastalanır. Böylece hem kendi ailesine hem de topluma yük olur. Evet “her şeyin başı sağlıktır”...Kanuni Sultan Süleyman, -rahmetullahi aleyh- sıhhatin yani sağlığın önemini çok veciz ve anlamlı bir ifade ile şöyle dile getirmiştir: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi/Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

2- Parada tutumluluk: Bu da, elimize geçen parayı dikkatli kullanmak ve bir kısmını tasarruf etmekle olur. Paramızı gereksiz yerlere harcarsak, çok ihtiyaç duyduğumuz durumlarda başkalarına el açmak mecburiyetinde kalırız.  Hani; el açınca da ille de verecekler, diye de bir şey yoktur…

3- Malda tutumluluk: Eşyalarımızı; temiz ve itinalı kullanmakla olur. Elbiselerini çabuk kirleten, ayakkabılarını çabuk yıpratan, eşyalarını hor kullanan, musluklardan gereksiz su akıtan, elektrikleri gereksiz açık bırakan kişler, tutumlu sayılmazlar. Beden enerjimiz de çok önemlidir. Eğer enerjimizi boş şeylere harcarsak; maişetimiz için çalışmaya ve faydalı aktivitelere vakit ve isteğimiz kalmaz.

4- Zamanda tutumluluk: Bu da zamanı iyi değerlendirmekle olur. Zamanlarını iyi değerlendiren insanlar, rahat ve huzurlu bir hayat yaşarlar. “Zaman parayı, para da malı kazanır,” demişler. Mesela zamanını iyi değerlendirmeyen bir öğrencinin; ders çalışma ve ödev yapmaya isteği kalmaz, sonunda da başarısız olur. Bunun için çocuklarımıza da tutumlu olmanın önemini küçükken aşılamamız gerekir. Tutumluluk eğitimine, çocuğumuza “damlaya damlaya göl olur” anlayışıyla bir kumbara almakla başlayabiliriz.

Bir de şu var ki; İnsan, içinde yaşadığı cemiyeti düşünmek zorundadır. Çünkü onun kişisel hayatı, ancak toplum hayatıyla devam edebilir. Kişi, yediği bir lokma ekmeğin kaç elden çıktığını ve giydiği bir elbisenin kaç kişinin emeğiyle meydana geldiğini bilmelidir. Toplumun ekonomik düzenini bozan ve iktisadî hayatı altüst eden iki tehlikeli husus vardır:

  1. a) Birinci husus; çalışıp üretmemektir. Üretim; insanın bir düşünceyi geliştirip somut bir ürün haline getirmesidir. Üretken insanlar ve toplumlar, ayakları üzerinde durmayı başarır, başkalarına muhtaç olmadıkları gibi, her zaman önde ve gözde olurlar.
  2. b) ikinci husus ise, şüphesiz ki, imkânların ihtiyaçlara göre kullanılmamasından doğan israf ve savurganlıktır. Dolayısıyla toplumsal görevlerimizden biri de; herkesin çalışıp birşeyler üretmesi ve savurganlıktan kaçınmasıdır. İnşaallah ileride “çalışmanın önemi” ile alakalı müstakil bir yazı kaleme alacağız. Bunun için, burada -çalışmanın önemiden çok- israfın zararları üzerinde duracağız.

Bilindiği gibi ktisadın karşıtı israftır. İsraf; sağlığı, zamanı, parayı, malı, ve kısaca sahip olduğumuz bütün imkân ve kaynakları -hiç artırmadan- yanlış, bilinçsiz ve verimsiz olarak kullanmak; deyim yerinde ise, har vurup harman savurmaktır. Müsrif kişi ve toplumlar, her zaman dışa bağlı ve bağımlı yaşarlar ve hiçbir zaman ekonomik bağımsızlıkları olmaz. Zaten dünyada bu şekilde gelişen bir toplum da yoktur. Bunun için atalarımız, “bol bol yiyen bel bel bakar,” demişler.

Dinimizde israf yani savurganlık kesin olarak haramdır. Âyet-i kerimelerde buyuruldu ki:

“Yiyin, için fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri asla sevmez!” (Araf 31)

“İsraf ederek saçıp-savurma! Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.” (İsra 26-27)

Hadis-i şeriflerde de şöyle buyuruluyor:

 “İktisad etmek, geçimin yarısıdır.” (Hatib)

“Geçimde iktisad etmek, peygamberliğin yirmide biridir.” (Ebu Davud)

“İktisad eden zenginleşir, israf eden fakirleşir.” (Bezzar)

İsraf, günah bataklığının giriş kapılarından biridir. İnsanın asıl ihtiyacı bir-iki ise, israf  bunu ona hatta yirmiye çıkarır. İşte kişi, böyle lüzumsuz ihtiyaçları temin edemeyince de, harama girmeye başlar. Bunun için, bu tür insanlar; çok kolay bir şekilde şer güçlerin ve suç şebekelerinin tuzağına düşer; rüşvet, irtikap ve ihanet yoluna hızla girerler. Bir de israf kadirbilmezlik ve nankörlük olduğu için, nimeti kaybettirir. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Eğer şükrederseniz, Ben nimetlerimi daha da artırırım, ama nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki, azabım pek şiddetlidir!” (İbrahim 7)

 İsraftan kurtulup tutumlu olmak isteyen kişiler, şu hususları deneyebilirler:

*Erteleyin: Sizin için zarurî olmayan alış-verişi erteleyin. Uzun bir süre sonra bu alış-verişi bir daha gözden geçirin. Eğer hala zorunlu olmadığına inanıyorsanız, tamamen vazgeçin.

*Listenin dışına çıkmayın: Alış-veriş yaparken, evde itina ile hazırladığınız listenin dışına asla çıkmayın!

*Ziyafetlerinizi evde verin: Akraba veya doslarınıza vermek istediğiniz yemeği, -dışarıda değil- evde verin.

*Kahveyi evde için. Dışarıda içeceğiniz bir kahveye 10 lira vermek yerine, evinizde çok daha konforlu -bir değil- iki kahve içebilirsiniz.

*Tatil harcamalarınızı kısın: Tabiatla içiçe ve daha hesaplı tatiller planlayın.

*Eski kıyafetlerinizi onarın! Düğmesi kırıldı, fermuarı bozuldu veya ufak bir yırtığı var diye hemen giysinizi bir kenara atmayın.

*Çocuklarınıza oyuncak yapmayı öğretin: Çocuklarınıza; kâğıt, karton ve benzeri ucuz malzemelerden oyuncak yapmayı öğretin. Hani derler ya; “balık verme, balık tutmayı öğret!”

*Arabanızı az kullanın. Arabanızdan çok, toplu taşım vasıtalarını kullanmayı öğrenin.

*Sigarayı bırakın: Sigara ve benzeri kötü alışkanlıklar, size hiçbir şey kazandırmaz. Fakat paranızı heba ederken, sağlığınızı bozar ve toplum nezdinde itibarınızı düşürür.

*Işıkları söndürün: Enerji tasarruflu ampuller kullanın ve kullanmadığınız ışıkları söndürün!

*En ucuzunu değil, en dayanıklısını alın: Özellikle araba ve beyaz eşya gibi pahalı alış-verişlerinizden önce iyi bir piyasa araştırması yapın ve ucuz olanı değil, uzun süre kullanabileceğiniz dayanıklı olanı tercih edin!

*Artan yemeklerinizi değerlendirin: Artan yemeklerinizi çöpe dökmeyin, ertesi gün değerlendirin. Zaten buzdolabının asıl görevi de bu değil mi.

*Öğle yemeğiniz evden: Öğle yemeğinizi hazır almak yerine, sabah evden götürün.

*Faturalarınızı ödeyin. Faturalarınızı ve borçlarınızı zamanında ödeyerek, fazla ve anlamsız para harcamaktan kurtulun.

*Kullanmadığınız hizmetleri iptal edin: Telefon faturanıza bakın; kullanmadığınız hizmetler varsa iptal edin. Yararlanmadığınız üyelikler ve abonelikleriniz varsa, hemen sonlandırın.

*Yatırımcı olun. Kendinize ve kesenize göre -küçük de olsa- yatırım alanları bulun ve hemen yatırım yapmaya başlayın.

*Profesyonel tüketici olun: Bizim -tasarrufla ilgili- bu tavsiyelerimizle iktifa etmeyin. Tutumluluk, para biriktirme ve tasarruf etme konusunda yazılmış daha kapsamlı makaleler okuyun ve profesyonellerden yardım alın!...

MEHMED CAN - TERCÜMEİHÂL

MEHMED CAN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  715689

-