23 TEMMUZ 2018 PAZARTESİ

Mustafa Tekin

ELEŞTİRELLİĞİ YERLEŞTİRMEK

Mustafa Tekin

Bugün düşünce alanında farklı sorunlarla karşı karşıyayız. Bunları inşallah sabırla ve mümkün olduğu kadar sırasıyla bu köşede analiz etmeye çalışacağız. İşte bu sorunların başında gelen ve öncelikli konuşulması gereken bir mesele de eleştirel düşünceyi geliştirmektir. Çünkü eleştirel düşünce gelişmezse, ilmi gelişmelerden bahsetmek olanaksızdır.

Öncelikle eleştiri ne demektir ve nasıl anlaşılmalıdır? Bu soruyu biraz da eleştiri kelimesine yüklenen olumsuz anlamdan mülhem soruyorum. Bu anlamda eleştiri ile birlikte ili kelime önerebiliriz. Birincisi; kritik etmek. İkincisi de, geleneksel bir kelime Tenkid. Belki Tenkid kelimesi meramımızı daha iyi anlatacaktır. Tenkid, kelime kökenine de uygun olarak, bir şeyin değerini ortaya koymak anlamına gelir. Böyle olunca, söz gelimi bir metnin veya bir görüşün katkı ve zaafiyetlerini beraberce belirtmeyi gerektirir.

Bizde bu konudaki problemlerin başında, sahip olunan düşünceleri onaylayan şahsiyet ve görüşleri onaylamak ve göklere çıkarmak; beğenilmeyenleri ise yerin dibine geçirerek onları ötekileştirmek tavrı gelmektedir. Bu durum, beğenilmeyen düşüncelerden hiç yararlanmamak ve hatta okumamak gibi bir tavrı da beraberinde getirmektedir.

Peki bunun yol açtığı sorunlar nelerdir? İlkin okumadan eleştirmek. Halbuki bunun adı bir eleştiri değildir. Üstelik de burada eleştiri sadedinde söylenen şeylerin hiçbir gerekçesi olmayacaktır. Eleştiri, bir görüşle ilgili rastgele şeyler söylemek asla olamaz. Kanaatimizce en önemli özelliği, kişinin söylediğini gerekçelendirmesidir. Bu bağlamda bir görüş ve tez öne sürenin de, onu eleştirenin de öncelikli görevi ortaya attıkları iddiaları gerekçelendirmeleridir. Değilse, bir kişinin bir görüşü beğenmiyorum deyip bırakması bir eleştiri değildir.

Eleştirel düşünce ve onun mentalitesi eğitim sürecinin başından itibaren gerçekleştirilmesi gereken bir metodolojidir her şeyden önce. Bunun gelişememesi, bu konuda cari olan anlayışlarla son derece ilintili. Bir kere okulda öğrencinin sorduğu sorunun “saçma” olarak görülmesinden, belirli fikirleri sadece empoze etmeye kadar giden o geniş yelpazede, farklı sorular tehlikeli soranlar da sapıtmış olarak damgalandıkları için daha baştan eleştirel düşüncenin cenaze namazı kılınmaktadır maalesef.

Üniversite öğrencisi ise, bazı kitapların ve görüşlerin tehlikeli olduğundan mülhem, onları okumadığı gibi sadece kötülemektedir. Hatta bunu hocalar da yapmaktadır. Halbuki, eleştirinin yolu, önce bu görüşleri öğrenmek ve sonra o metnin ve görüşün bizim için katkı ve zafiyetlerini oryaya koymaktır. Burada korumacı politikaların devreye girerek, eleştirelliği öldürdüğünü de ayrıca belirtmeliyiz.

Eleştiriye kapalılık, aslında kişinin açık ve örtük biçimde hakikate ulaştığı iddiasını içinde barındırmaktadır. Eleştiri, hakikate giden yolda, diğer insanlar ve onların akıllarıyla beraberce birbirini beslemektir; bir yol arkadaşlığıdır. Eleştiri, hakikate ulaşmak üzere yapılan diyalojik bir kazıdır.

Eleştirelliği kapalı olanlardan bir kısmı, kendi düşüncelerinden emin değillerdir ve bu sebeple kendilerini farklı fikirlere de kapatırlar. Sadece kendilerine ve etrafa telkinlerde ve diktelerde bulunurlar. Halbuki eleştirellik, bir hakikate ulaşma çabasıdır. Sürekli farklı fikirleri ve eleştirileri susturmaya çalışanlar, aslında kendi düşüncelerinin temelsiz olduğunu da itiraf etmişlerdir. Çünkü kendi düşüncesine güvenen ve tek derdi hakikat olan insan karşısındakini susturmaz; tam tersine onunla kendini yeniden ve yeniden inşa etmeye çalışır. Eleiştiri bu anlamda yeniden bir inşadır.

MUSTAFA TEKİN - TERCÜMEİHÂL

İstanbul İlahiyat Fakültesinde profesör

MUSTAFA TEKİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  869090

-