24 EKİM 2019 PERŞEMBE

Zihni Çakır

EMNİYET’TE PARALEL SATRANÇ!

Zihni Çakır

Oldum olası sevmişimdir mayınlı arazide dolanmayı. Kimi zaman üzerine basıp hafif sıyrıklarla atlatmış olsam da bu ülkenin ali menfaatleri için çıkmayı düşünmedim hiç o araziden. Çünkü ülkenin geleceği o arazilerle ipotek altına alınmıştı.

2009 sonlarında, herkesin Ergenekon'a odaklandığı bir dönemde, Fetullahçı yapıya dikkat çekerken, “Türkiye, Ergenekon'dan çok daha meşakkatli bir mücadeleyi Fetullahçılarla vermek zorunda kalacak” dediğimde herkes “ne diyor bu deli” demişti.

AK Parti'deki kimi dostlar, “Hizmetle aramıza nifak sokuyorsun” minvalinde serzenişlerde bile bulundu hatta. Oysa ifade ettiklerim çok karmaşık da değildi.

En somutu, Danıştay saldırısının, Ergenekon diye tanımlanan Derin örgütlenme ile Fetullahçı yapının karanlık ittifakının ürünü olduğu tespitimdi. Çünkü bu saldırının faili ile Fetullahçı terör örgütü mensubu bir polis amirinin ilişkileri gün gibi ortadaydı. Bu ismin, Danıştay soruşturmasının, hem Elazığ hem de Ankara ayaklarında görevlendirilmiş olması asla tesadüf değildi. Yine aynı ismin, örgütün kumpas operasyonların senaryolaştırıldığı dizilerin senarist ekibinde olduğu da anlaşıldı sonradan.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün taarruzlarını arttırmak için vesileye dönüşen Danıştay Saldırısı aslında bir anlamda da kırılma noktasıydı.

Saldırının oluşturduğu atmosferi iyi kullanan örgüt, devletin istihbarat hafızasından milli güvenliği ilgilendiren tonlarca bilgi belgeye ne varsa hortumlanacak bir sürecin de startını verdi. Oluşan atmosferin etkisini kullanıp, siyasi iktidarla münasebetlerini de sıkılaştırdı.

Maksadım 2006'dan bu güne geçen dönemin fotoğrafını çizmek değil. Günlerdir yazıyorum; Türkiye hala o mayınlı araziyle ipotek altında.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün kripto elemanları hala aktif ve bilhassa yargı ve Emniyette hala istedikleri dizaynı yapabilecek hareket kabiliyetine sahipler maalesef.

Kimi Hak yolcu kılığına giriyor, kimi okuyucu kimi yazıcı...

Kemalettin Özdemir grubundan olduğunu söyleyip kamufle olmayı başaranın sayısı da az değil; ama varlıklarını devam ettirebilecek her türlü hamleyi yapabiliyorlar.

Peki bu hareket kabiliyetine nasıl sahip oluyorlar? İşte en kritik soru bu...

Emniyet teşkilatındaki hareket alanlarını kolaylaştıran iki birim var: Hukuk ve Personel...

Kimseyi zan altında bırakmak değil maksadım; lakin dünkü yazımda da ifade ettiğim gibi, Fetullahçı yapı ile ilişkili emniyet mensuplarının büyük bölümü 2 yıllık soruşturma zaman aşımı nedeniyle emekliye sevk edilip ödüllendirildi.

Emniyet Hukuk birimi, bu sürenin 5 veya 10 yıla çıkarılmasını sağlayacak yasal düzenleme için hükümetten talepte bulunsa, ret mi edilecekti? Elbette hayır.

Yine tayin ve terfi işlerinde sergilenen tutumu daha evvel de yazdım. Fetulahçı terör örgütü ile mücadele birimlerinde kritik görevlere haiz isimler, ya terfi ile ya da tayin yoluyla bu birimlerden gönderilirken, hangi gerekçeler söz konusydu? Ankara, İstanbul ve İzmir gibi önemli merkezlerde, Terör ve Organize şubelerde canı pahasına örgütle mücadeleye destek veren birçok ismin terfi listesinden çıkarılması rutin bir uygulamamıydı?

Bu soruların cevapları bulunmadığı sürece, Fetullahçı Terör Örgütü'nün emniyet yapılanmasıyla mücadelede atılan adımların samimiyetini sorgulamaktan asla vazgeçmemeliyiz.

Bu soruların muhataplarından biri, 2008'deki bir yargı sürecinde, kendisini aklamak için tanık olarak Fetullah Gülen'in avukatını seçmiş üstelik. O avukatın, mahkeme tutanaklarına geçen ifadesine göre, “tatillerini bile birlikte geçirdikleri bir yakınlıkları” söz konusu.

Bir diğeri de, örgütün emniyet istihbarattaki en önemli ismi olan ve Dink suikastının da önemli şüphelisi Ramazan Akyürek'in 80'lerdeki amiri ve sonrasında sürekli mesai arkadaşı. Bu arada Emniyet içerisinde Fetullahçı bir yapı olup olmadığı yönünde yargı tarafından sorulan soruya, “Emniyette böyle bir yapılanma söz konusu değil” diye cevap yazan önemli bir isim.

Örnek olarak verdiğim sadece bu iki ismin bulunduğu konuma bakınca, yine mayınlı bir arazinin ortasında olduğum söylenebilir.

Hiç önemi yok; ülkenin bu örgütün işgalinden kurtulması için, bu örgüt tarafından kurulan mayınlı arazilerin ipoteğinden azad olması için gözümü bile kırpmadan “mayın eşeği” olmaya razıyım.

 

zihnicakir@gmail.com

 

 

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

  1. GÜLNAR OSMAN OGUZ

    Sayın Zihni bey bizleri aydınlattıgınız için sizden ALLAH RAZI OLSUN SAYGI VE SELAMLAR,ALLAH A EMANET OLUN.

Yorum Yaz

  757479

-