23 EYLÜL 2019 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

ERZURUM KONGRESİ’NDE ASLINDA NELER OLDU?

Hüseyin Yağmur

Hasbelkader zaman zaman söylüyorum. “Bizler bilmesi gerekenleri değil de öğretilenleri hatta ezberletilenleri bilen bir milletiz.” Bir çok tarihi olay zamanında kurucu rejimin teorisyenleri tarafından nasıl kurgulandıysa ders kitaplarına öylece girdi. Bize de öylece öğretildi ve ezberletildi.

Bu ezberler bugünlerde resmi tarih kültürünün ritüelleri olarak hayatımıza yansıyor. Erzurum Kongresi'nde yaşananlar da bunlardan biri. Bugünlerde Erzurum Kongresi'nin 100. yılı kutlanıyor. Bu münasebetle meclis başkanı Mustafa Şentop da Erzurum'a giderek popüler kültürün bu ritüellerine iştirak etti.

Şunu  bir kez daha ifade edelim ki Erzurum günlerinin gerçek kahramanları başka kişilerdir. Bunlar başta Kazım Karabekir Paşa, Rüştü Paşa, Gümüşhane Mebusu Zeki  Kadirbeyoğlu, Erzurum Mebusu Süleyman Güneri gibi isimleri bilinen ya da bilinmeyen kahramanlardır. Mesela tarihi Erzurum Kongresi kararlarını kimin kaleme aldığı bilinmez bile… Bu tür konular resmi tarih teorisyenleri tarafından ustalıkla geçiştirilir.

Sonradan bir tertiple idam edilen Rüştü Paşa'nın o gün gösterdiği kahramanlığa Gümüşhane Mebusu  Kadirbeyoğlu  Zeki Bey'in Hâtıralarından bakalım:

(….) Kongre üyeleriyle ben Kazım Karabekir Paşa'nın yanında otururken Rüşdü Bey içeri girdi. Resmi bir selam ile: " -Beni istemişsiniz Paşam, emiriniz?" dedi.

Karabekir Paşa   "-İstanbul iki gün zarfında vilâyete muhtelif şifreli telgrafla burada kongre namı ile biriken bir şerzime-i kalîlenin  toplandıklarını haber almış.Vilayete gelen müteakib telgraflar üzerine jandarma ve polis kuvvetleri kafi değilmiş. Halkın galeyanından korktuklarından lazım gelen tertibatı almak için iki tabur askere lüzum varmış. Şimdi bu kuvveti veriniz de, lüzumlu gördükleri tertibatı alsınlar" dedi.

Rüşdü Bey'in rengi bembeyaz oldu. Hemen ileri doğru bir adım atarak, sağ elini şiddetle sol omuzuna götürüp apoleti kopararak sol eli ile sağ omuzundaki apoleti koparıp yere fırlattı.

"-Paşam! Paşam! Emriniz beni bunlarla size bağlayan apoletlere geçer. Ben, aslen Erzurumluyum. Murahhaslar bizim namusumuz ve canımızdır. Tek bir Erzurumlu kalıncaya kadar hiçbir ferd onlara el süremez." Dedi.

Karabekir önümdeki masayı yana devirerek ilerledi, Rüşdü Bey'i kucaklayıp alnından öperek: "-Rüşdü! Seni böyle görmek isterim ve ümid ettiğim gibi gördüm"

Karabekir Paşa  Jandarma zabitine hitab ederek: "-Git, gördüğün manzarayı vali vekiline söyle ve bu dakikadan itibaren kongre bilakaydu şart bizim emrimizdedir. Onların vereceği emirlere dikkat ediniz. İtaat ediniz, Bu emir benim değil milletindir... dersin dedi..

İşte bu anda, bu dakikada milli harekât, milli vahdet bütün kuvvet ve kudreti ile başlamıştı. Karabekir, Rüşdü Bey'in apoletlerini elleri ile takarak:  "-Rüşdü Bey, doğru vilayete git, vekili gör, mevki ve rütbesi her ne olursa olsun murahhaslara yapılacak en ufak bir hareket idam ile cezalanır. Zaten ertesi gün kongre açılacaktır. Kongreden başka merci yoktur. Memurine ona göre emir verilsin. (Kadirbeyoğlu,2007:58-59)

 

Erzurum Kongresi'nde her şey resmi tarih teorisyenlerinin anlattığı gibi süt liman olmamış Mustafa Kemal'in kongre salonuna girişi ve kongre Başkanlığı muhataralı bir sürecin ardından ancak gerçekleşmiştir. Gümüşhane Mebusu  Kadirbeyoğlu  Zeki Bey'in Hâtıralarından  o ana da bakalım:

(……) Kongre   saati  yaklaşırken camekanlı kapı açılır açılmaz Mustafa Kemal Paşa'nın  bütün ihtişamı ile büyük üniformasıyla kaşıklı, püsküllü apoletleriyle irili-ufaklı umum nişanlarıyla ve Yaveran-ı Hazret-i Şehriyari kordonu ile arkasında da yüzbaşı Cevad ve diğeri Mülazım Receb Zühdü aynı büyük üniforma ile içeri  girmesinler mi!..

Mustafa Kemal Paşa bu hareketiyle murahhaslar üzerinde yapacağı te'siri çok iyi olarak keşfetmişti. Ve nitekim öyle de çıktı. O darat, debdebe ile kılıç şakırdı1arına karşı murahhaslar hep birden ayaklanmasınlar mı? İşte o vakit taş kafamdan fırladı, ayağa kalkmayan ben ve Rauf Bey'den başka kimse kalmadığını görünce ben de yerimden fırladım.

Gayet sert ve haşin bir sada ile: "-Efendiler oturunuz! Paşa size gelince siz hemen dışarı çıkınız, daha istifanamenizin mürekkebi kurumadan kongre üzerinde bir te'sir icra etmek için bu kıyafetle gelmenize çok teessüf ederim. Hemen çıkınız, başka bir elbise ile gelirsiniz" diyerek elimle de kapıyı gösterdim ..

Mustafa Kemal Paşa üç dakika süren sükuttan sonra rolünü değiştirmek suretiyle bir aktör vaziyeti aldı: "-Efendiler, şimdi bu dakikada kanaat getirdim ki, bu memleket hiçbir vakit istiklalini zayi etmeyecek. Bilakis parlak istikballere mazhar olacaktır. Zira içimizde medeni cesaretini hiçbir kuvvetin eğemeyeceğini ben de iman ettiğim (eliyle beni göstererek) böyle şahıslar oldukça bizler yaşayacağız. Bu bizim hakkımızdır." Mustafa Kemal Paşa vaziyetin başka türlü çıkar yolu olmadığını görünce hemen geriye dönerek salondan çıkmak suretiyle kongreyi terk etti. (Kadirbeyoğlu,2007:55-56)

Başka bilinmeyen bir ayrıntı da şudur ki 1 yıl sonra mecliste ezan okuyan müezzini azarlayarak susturan Mustafa Kemal, o günlerde saltanata ve dini değerlere son derece saygılı bir kişi olarak tarih sahnesinde yer almaktadır.Bununla ilgili ayrıntıya da bakalım:

Mustafa Kemal Paşa bir süre sonra sivil kıyafetle kongreye geldi ve tarihi kongre başladı.Mustafa Kemal Paşa'nın kongreye hitab ettiği nutuk şu cümlelerle son bulmaktadır: "-En son olarak niyazım şudur ki: Cenab-ı Vacib'ülâmâl Hazretleri, Habib-i Ekrem'i hürmetine bu mübarek vatanın sahib ve müdafii ve Diyanet-i Celile-i Ahmediye'nin ilayevmülkıyam (kıyamet gününe kadar) haris-i esdakı (sadık bekçisi) olan millet-i necibimizi (soylu milletimizi) ve Makam-ı Saltanat ve Hilafet-i Kübra'yı masun ve mukaddesatımızı düşünmekle mükellef olan hey'etimizi  muvaffak buyursun. Amin!.."

(…) Kongre metni kaleme alınacağı zaman Mustafa Kemal Paşa kâğıdın üzerine bir besmele yazmaklığımı söyledi. Ben de alelusül kısa besmele işareti olan şu şekli yazdım.

Mustafa Kemal Paşa "-Yok, yok Zeki Bey. Doğrudan doğruya bir 'Bismillahirrahmanirrahim' yazmanızı rica ederim. Zira çok mukaddes ve hayırlı bir işe başlıyoruz" dedi.

Bu sefer Servet Bey: "-Paşam, bu gençler öyle şeylere pek alışık değillerdir." diyerek kâğıdı elimden alarak yerdeki demir kalemle bir Besmele-i Şerife yazarak önüme sürdü. Ben gayr-i ihtiyari güldüm.

Mustafa Kemal Paşa: "-Niçin güldün?" dedi.

 

"-Güldüğüm cihet şu ki, başta zat-ı alileri olduğu halde Rıfat Efendi dahi bu kelime ile pek alakadar gözükmezken bu kadar meşgul olmanızdır. Servet Bey'e gelince o da özene bezene besmeleyi yazarak Şeyh Servet Efendi lakabına mazhar oldu.

  1. Kemal Paşa:“ – Yok, yok ben bazı şeylere mu'tekidim (inanmaktayım)” diyerek meseleyi kapattı. (Kadirbeyoğlu,2007:61-62)

İşte Erzurum Kongresinde gerçekten yaşananlardan birkaç olay. Ama biz de ısrarla kurgulanmış ezberler bir devlet politikası olarak sürdürülüyor. Gelen her iktidar da  bu popüler kurgunun esiri olarak hareket ediyor.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  799201

-