8 ARALIK 2019 PAZAR

Elif Sönmezışık

EVLAT

Elif Sönmezışık

-Ruzname; Kelime Günlüğü'nden-

 

İnsan ağaca ne çok benziyor sahiden. Çoğalışı, budanışı, yaprak döküşü, yeşerişi ve yaşlanışıyla…

Fidan iken sulanıyor, toprağı havalandırılıyor. Meyve versin, verdiği meyveler sağlam olsun diye haşereden, yabani otlardan, sarmaşıklardan arındırılıyor. Fazla genişleyen dallar gövdenin dengesini bozmasın, oturaklı olsun diye budanıyor.

Meyve verecek ağaç için epey emek veriliyor. Kimi zaman daha büyüyemeden kuruyup gidiyor. Susuz kalmasın ama suyu da fazla gelmesin diye titizlik gösteriliyor.

Fidan özenle yetiştirilirse muntazam, sağlıklı ve meyveli oluyor.

İnsan ağaca ne çok benziyor!

Evlat kelimesi de bir kökten, bir tohumdan türeyen, tınısında dahi yek olmayı reddeden bir kelime. Zira evlat, bir bütünden parça, öncesi ve sonrası olduğunu haber veren, dünyada insan ilerleyişinin yapı taşını teşkil eden bir ibare aynı zamanda.

Önceleri Batı'nın yetişkin-çocuk ayrımı, ebeveynlerin çocuklarına müdahale hakkını sınırlaması ve bireyin özgürleşmesi adına kanuna bağladığı reşitlik yaşı -ki bu yaş Birleşmiş Milletler'e göre 18- bugün neredeyse bütün dünyada kabul görüyor. Böylece genel sosyal ve hukuk kurallarına göre çocukluk ve evlat olma hali reşitlikle sonlanıyor.

Bizde de reşitlik yaşı 18. Tuhaftır ki evlat olmanın sonuna geliyorsunuz kanunlar nezdinde. Anne baba evladına hükmedemiyor. Tâbi olmak ise evladın insafına teslim.

18'e bir gün kala çocuk, sonra değil. Bir tekâmüle meyletmeden günleri sayarak elde edilebilecek bir kazanım gibi. Oysa ergen olma hâli, kişiyi bir fert olarak topluma kazandırmıştır bile. Ancak yine de çocuk kabul edilmiştir ve bu şartlanma onda sorumluluklar noktasında bir gevşemeye sebep olmuştur. Ergenlikle yetişkinliğe adım atmanın sürecini yaşayamamış, ham hâliyle 18'e odaklanmıştır.

Kanunun emrettiği reşitlikten sonra budanamamış dalların, gövdeyi işgal etmiş haşerelerin, sarmaşıkların ya da gövde dengesizliğinin telafisi mümkün ama bir o kadar da zor. Sorumluluğunu ertelemiş bir ferdin alelacele sorumluluk yüklenme sorunu ve belki de kabulleneme süreci de cabası.

Küçük, büyüğün gölgesinde olgunlaşır, düsturunun bugün, “büyük her şeyden haberdar mı” gibi kadime karşı olumsuz önyargıya dönüşen söylemle karşılık bulması ve büyüğün evladına öğüdünü “baskıcılık” indirgemesiyle itibarsızlaştırmak, telafiyi kimi zaman imkânsız hâle getiriyor. 

Evet, hâlâ insaniliği, öz birikimleri, kadim değerleri ve en önemlisi bir ömür evlat kalabilmeyi yer yer kabullenebilen topraklarda yaşıyoruz. Şükür ki, hâlâ toprağa, suya, dağa, göğe bakıp da yaradılışını keşfeden irfan damarları henüz kurumadı. Şükür ki bir tarafımız bahardan müteşekkil ve sümbül, leylak, gül açıyor. Azalıyor baharlar, ama kurumuyor henüz.

Bir evlat, anne babadan bir meyvedir. Ama yetişecek, boylanacak bir fidandır da… Elinden geleni, gücünün yettiğini seferber edip büyümesini izleyen anne babaya, bir evladın şüpheye uğramamış hürmetini bekler bu baharlar. Öyle zenginleşir bir tarafımız, bir kolumuz, bir elimiz, bir ayağımız, bir gözümüz, bir kulağımız. Kendine sarf edilenin kadrini bilenlerin kadri bilinir. Gerekmedikçe alıp başını gitmek, anne babayı hicranla eritmek hoş görülmez. Büyürken, çoğalırken, genişlerken pencereler de kapılar da açık bırakılır onlara. Nasihat zarfı geri çevrilmez. Uzanan el bırakılmaz.

Lokman Suresi'nde, evladına nasihat eden Hz. Lokman Aleyhisselam, “Oğulcuğum!..” diye başlar söze ve başka nasihatlere geçince de hep bu hitabı tekrarlar.

Çünkü evlat emanettir.

Çünkü evlat mesuliyettir.

Çünkü evlat, can kadar hatta candan öte sevilir.

Bu vesileyle Diyarbakır'da ve memleketin muhtelif ücralarında, hunharca elinden zorla alınmış evlatlarının yolunu gözleyenlere selam olsun!

Kavuşsunlar muratlarına, fidanları kurumasın ve bir tarafları hiç solmayan baharlarla dolsun!

Onlara kavuşmak için anlardan sabır devşiren evlatların yolları açık olsun, sağ ve selamette olsunlar!

İnşallah…

***

Künye: Evlat, Arapça kökenli ve çoğul bir kelime olup Türkçede tekil gibi kullanılır. (Kubbealtı Lugatı) Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk; soy, döl; yaşlı kimselerin çocukları yaşındakilere kullandıkları seslenme sözü anlamlarına gelir. (TDK Türkçe Sözlük)

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  481169

-