15 EKİM 2018 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

EYÜP SULTAN DOSYASINI KAPATTINIZ ÖYLE Mİ?

Hüseyin Yağmur

Eski zamanlarda dergâhların ana giriş kapılarında ‘Edep Yahu' yazarmış. Çünkü edep her şeyin başıdır.

Bu yüzden Hazreti Ali “Edebi olmayanın aklı yoktur” derken tasavvuf büyükleri de “Edebi olmayanın dini yoktur” derler. Yani edebi olmayanın dininin kalamayacağını işaret ediyorlar.

“Edep bir taç imiş Nuru Hüda'dan / Giy ol tacı kurtul her beladan” mısraı da edebin ne anlama geldiğini çok güzel ifade eder.

Edep bu kadar önemli bir şifre ve kilit taşı yani…

…………….

1980'li yıllarda bir Eyüp Sultan Türbesi ziyaretim öncesi (şimdi rahmetli) Gönenli  Hacı Mehmet Efendi'nin bir sohbetine iştirak etmiştim. Gönenli  Hacı Mehmet Efendi, Eyüp Sultan Camii'nde yaptığı bu sohbette “İstanbul'da yaşayanların Eyüp Sultan Hazretlerini en az ayda bir ziyaret etmesi gerekir” demişti.

Çünkü Eyüp Sultan Hazretleri, ya da orjinal adıyla Halid ibni Zeyd Hazretleri, Sahabei kiramın büyüklerinden olup, Peygamber Efendimizi Mekke'den Medine'ye Hicretinin ardından evinde misafir etmiştir. Hatırlanacağı üzere davet eden çok olmuş, ancak ilahi bir yönlendirme gereği Peygamber Efendimiz onun evini tercih etmişti.

Eyüp Sultan Hazretleri, Peygamberimizin hadisi şerifindeki müjdeye nail olmak için 80 yaşlarında İstanbul kuşatmasına katılmış, burada vefat etmiş ve  surlara yakın bir yere defnedilmiştir.

(Bizanslılar dahi uzun yıllar boyunca ‘bir İslam azizi' olarak bildikleri Eyüp Sultan Hazretlerine saygıda kusur etmemişlerdir.)

Malum olduğu üzere İstanbul'un fethinin ardından Akşemseddin Hazretleri, manevi bir işaretle onun kabrini bulmuş ve etrafına bu günkü türbe yaptırılmıştı.

Türbeler kapatılınca Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesi de kapatıldı. Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesini kapatanlar, manevi olarak bir büyük yanlışa imza attıklarını anladıklarında onlar için artık çok geç olmuştu.

Nitekim Türkiye'nin yönetimi onların elinden  çıktı ve en çok  horladıkları kişilerin eline geçti.

Manevi   tokadı  öyle bir yediler ki hala bir türlü kendilerine gelemediler.

……………..

1994 yılında İstanbul Büyükşehir gibi Eyüp Sultan, Fatih ve Üsküdar gibi mübarek beldelerin belediye başkanlıklarını da Refah Partili başkanlar kazandılar.

Ancak o günlerde İstanbul'da yaşayan bir kişi olarak söylüyorum. Ne Refah Partisi Genel Merkezi ne de bu beldeler için seçilen belediye başkanları hiçbir zaman bu mübarek beldeleri yönettiklerini idrak edemediler.  

İstanbul'un bir başka ilçesini yönetir gibi Eyüp Sultan'ı, Fatih'i Üsküdar'ı yönetmeye kalktılar. Manevi tokat geldi, emanet onların elinden de kaydı.

1995 yılında Eyüp Sultan'dan yukarıdaki tepeye bir teleferik hattı yapılacağını Eyüp Sultan'ın Refahlı Belediye Başkanı açıklamıştı. 

O zamanın Belediye Başkanına “Binlerce Müslüman kabrinin olduğu bu ruhani mekâna böylesine turistik bir faaliyetin yakışmayacağını” anlatan bir mektup yazmıştım.

Anlayan kim? Teleferiği yaptılar. Şimdi her çeşit turist, bu mübarek mekânda ve mezarlıkta teleferikle turistik seyahat yapıyor.  

Daha sonra mübarek beldelerin bayrağını Ak Parti ve Ak Partili belediye başkanları devir aldılar.

Ne var ki onlarda bu mübarek beldeleri yönettiklerini idrak edemediler.

Geçtiğimiz yıllarda bir Kurban Bayramının 2. günü Eyüp Sultan Hazretlerini ve çevresindeki büyük zatları ailecek ziyarete gitmiştik.Ortalık leş kokusundan geçilmiyordu. Kesilen kurbanların işkembeleri başta olmak üzere her türlü atıkları Eyüp Sultan Türbesinin yanındaki konteynerler ve etrafına yığılmış, güneşin altında kokuşmaya başlamıştı. Kedi, köpek kurban atıklarının etrafında deşelenmeye devam ediyordu. 

O zaman gönlüme şu cümle dolmuştu: Bakın çocuklar bir kenara yazın. Eyüp Sultan'a bu muameleyi yapan  adam bir daha buraya Başkan seçilemez.

Nitekim de öyle oldu. O kişi Başkanlığı kaybetti. Onun yerine başkası geldi.

Şimdiki yaptığım ziyaretlerde de yeni Başkanın mübarek belde başkanlığını idrak ettiğine şahit değilim maalesef.. Yüzeysel bazı değişikliklerle durum kurtarılmaya çalışılıyor.

Manevi öfke, kabardıkça kabarıyor.

………………

Efendim bu girizgâhtan sonra gelelim konumuza…

Bundan bir ay kadar önce tarih ve kültür araştırmacısı Talha Uğurluel'in bir video kaydı, sosyal medyada hızla yayıldı. Talha Uğurluel Eyüp Sultan Tepesinde etrafındaki konuklara “Bu tepenin adının verildiği Piyer Loti'nin Çanakkale savaşında Türklere karşı savaşmış bir Fransız subayı olduğunu, bu kişinin isminin buraya verilmesinin doğru olmadığını, bu tepenin eski adının buradaki tekkeden dolayı ‘Karyağdı Tepesi' olduğunu” söylüyordu.  

Ben bu video kaydını, konuyla yakından ilgili bir devlet yetkilisine gönderdim. Böyle bir yanlışın düzeltilmesinin çok gönül kazanılmasına sebep olacağı notunu da altına düştüm.  

Akşam saatlerinde arkadaşım olan devlet yetkilisi beni aradı ve bu anlatılanların doğru olmadığını söyledi. ‘Hangisinin doğru olmadığını?' sorunca ‘Piyer Loti'nin Türklere karşı savaşmış olması' bölümünün doğru olmadığını söyledi. 

Telefonu kapatınca internetten bu konunu araştırayım dedim. Piyer Loti'nin Talha Uğurluel'in anlattığı gibi Çanakkale savaşında Türklere karşı savaştığı, bir doktora öğrencisinin beyanı esas alınarak birçok kaynakta yer alıyordu. Yani Talha Uğurluel'in söylediklerinin tamamı doğru idi.

Esasen aynı hassasiyete sahip Şevki Yılmaz Hoca'nın bu videoyu İBB Başkanı Mevlüt Uysal'a gönderdiğini ve bu iddianın doğru olup olmadığını da sorduğunu duydum. Herkesin merak ettiği ve Mevlut Uysal'a dahi ulaşan iddia tamamen doğruydu anlayacağınız. 

Tartışmalar devam ederken ertesi gün bir televizyon kanalında Dr Ahmet Anapalı'ya rastladım Kendisine bu konu sorulan Anapalı özetle “Piyer Loti'nin şahsı ile uğraşma tuzağına düşmeden 1930 yılında başlamış bu yanlış uygulamaya son verilmeli” diyordu.

Ben hem bu beyanatı hem de kişisel bir gözlemimi bir faydası olur diye aynı devlet yetkilisine gönderdim. Kişisel gözlemim şuydu: Zeytindalı operasyonu sırasında Ankara'daki Nevzat Tandoğan (Ankara eski valisi) Caddesinin adı, Zeytindalı olarak değiştirilmişti. Demekti istenilince oluyordu. Demek ki bir işe önce niyet etmek gerekiyordu.

…………….

Piyer Loti'ye gelince; biraz tarih okumuş bir kişi olarak, Talha Uğurluel'in iddiasına ilaveten bu çapkın/zani Fransız subayının İstanbul'u bir lojistik üs gibi kullandığını biliyorum.   

(Aziyade, Fransız yazar Pierre Loti'nin 1879 yılında yayımlanan yarı-otobiyografik romanı. 27 yaşındaki bir İngiliz subayın 1876'da Selanik ve İstanbul'da görevli olduğu dönemde Aziyade isimli 18 yaşındaki bir Çerkez kızı ile yaşadığı gizli aşkın öyküsüdür)

Toparlayacak olursak; Bir ay kadar önce gündeme gelen ve sonra atiye terkedilen bu sahipsiz mübarek ve manevi konuda ben son bir uyarı yapayım dedim:

Eyüp Sultan Tepesi dosyasını böylece kapatamazsınız!

Bir Türk katili ve çapkın/zani Fransız subayı Piyer Loti'nin adının  o tepede bir kara leke olarak durmasına artık göz yumamazsınız.

(Osmanlının en abide şahsiyetlerinden Şeyhülislam Ebussuud Efendinin türbesi orada olduğu halde tepeye Eyüp Sultan'ı bırakıp onun  adının dahi verilmesi edebe uygun değildir.)

Eğer daha önce bahsettiklerim gibi manevi bir tokat yemek istemiyorsanız bu tepenin adını, Eyüp Sultan tepesi olarak değiştirmelisiniz.

……………..

Bir çift sözüm de Ak Parti Genel merkezine olacak: Ak Parti bu yerel seçimlerde 1.500 belde de başkan seçecekse; hepsinin seçimi bir yana Eyüp Sultan ilçesinin belediye başkanının seçimi bir yana  olmalı. Eyüp Sultan'ın sahip olduğu manevi kimliğe müdrik, ilçeyi bütün bu tartışmalardan kurtarıp oraya şanına yakışır muamele yapacak, ulemadan ve hal ehli bir kişiyi Eyüp Sultan'a başkan olarak seçmelisiniz.

(Kendileri ile hiç bir hukukum olmayan birkaç ismi bir fikir versin diye burada öneriyorum: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz (İstanbul Müftüsü) Prof. Dr Mehmet Görmez (Diyanet İşleri Eski Başkanı), Prof. Dr. Raşit Küçük (İSAM Başkanı)

………………….

Ankara'da bir meydan saatinde şu cümle yazıyor: Vakit geçiyor farkında mısınız?

Evet, Sayın yetkililer, çok yol, köprü, açılış vs yaptınız. Ancak Hazreti Peygambere ev sahipliği yapan Eyüp Sultan'ı ihmal ettiniz. Vakit geçiyor, farkında mısınız?

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  668352

-