Semih Akşeker

FAKİRLİK İLE DEĞİL ZENGİNLİK İLE MÜCADELE EDİLMELİ

Semih Akşeker

Allah ğaniyy (zengin), insan fakir, Allah azîz (yüce) insan aciz, Allah samed (ihtiyaçsız) insan ise muhtaçtır.

İlki ne kadar hakikî ve mutlak ise diğeri o kadar görece ve gölge...

Kur'an-ı Kerim Allah ile insan arasında ontolojik farka mütemadiyen dikkat çeker, Allah'a ilâh insana kul der, Allah'a hâlık insana mahlûk der, Allah'a mâbud insana âbid der ve insana içinde bulunduğu bu gerçe(kli)ği sürekli hatırlatır durur.

Ancak insan tabiatı gereği bulunduğu zemini (âciz/fakir/eksik/kusurlu olduğunu) unutuyor, tıpkı sıhhatli iken hastalanabileceğini, kuvvetli iken zayıflayacağını, yaşarken öleceğini unuttuğu gibi, zaten insan ve nisyan(unutan) kelimeleri aynı kökten geliyor.

İnsana özünü/gerçeğini unutturan hayat, sağlık, akıl, zenginlik... gibi nimetler Allah'tan bir ikram ve ihsandır, maksadı imtihandır. Nimetler sadece çalışma ve çabaya bağlı değil, çalışarak zengin olunsaydı en çok ter döken fakirlerin zengin olması gerekirdi. Oysa “Allah, rızkı dilediğine bol bol verir, dilediğini daraltır.” (1)

O halde nimet keyfini sürmek için değil şükrünü eda etmek için verilmiş.

Arapça'da Ğ-N-Y kökünden gelen ğaniyy kelimesi hem zenginliği hem kendini her şeye yeterli görmeyi ifade ediyor. Kur'an-ı Kerim işte tam böyle bir zengin figürünü karşısına alır.

“kellâ inne'l insâne leyatğâ... en ra'âhu'stağnâ...”

“İnsan gerçekten azar (ne zaman azar?) kendini müstağni zengin-yeterli- gördüğü zaman.”(2)

Bu ayette aynı kökten gelen zengin ve azgın sıfatı bir arada kullanılmış.  غَنِيٌّ (ğaniy) zengin ve kendini yeterli gören, اَطْغٰىۜ (etğâ) ise azgın demek. Yani zenginlik ve azgınlık atbaşı gidiyor. Aynı kökten türeyen başka olumsuz kelimeler de var, meselâ; طُغْيَانِ (tuğyan) taşkınlık, الطَّاغُوتُۙ  (tağut) ise şeytanî güç demek.

Kur'an, servet/sermaye biriktirmeye fırsat vermeyecek zekat/sadaka/infak gibi pek çok tedbir ve dağıtma yöntemlerini bildirmiş, servet biriktirmekte ısrar eden zenginleri tehdit etmiştir. Kur'an, Kârun şahsında biriktiren(kenz eden) zengin tipine karşı savaş açar. Zîra Kârun zenginliği bilgi ve zekâsına bağlar ve servetini kimseyle/yoksullarla paylaşmak istemez. “Karun; servetimi bilgim sayesinde ben kazandım, demişti.”(3)

Servet, Karun'u kibir ve bencilliğe sürükledi, bu olasılık herkes için geçerlidir. Din/İslâm bu yüzden servetin/sermayenin artırılmasına(tekâsür) razı gelmez. Sermaye çoğaltılmamalı aksine yoksullarla paylaşılarak azaltılmalıdır, müslüman zengin olabilir ama zengin kalamaz. “Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak, alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve -işte bu kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir, haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınız denilecek.”(4)

Resulûllah(s) ortaya çıktığında ona cephe alanlar en başta Ebu Cehil, Ebu Leheb, Velid b. Muğire gibi büyük zenginlerdi. Mekkeli zenginler zekât/sadaka/infak ayetlerine karşı çıkarak servetlerini yoksullarla paylaşmaya yanaşmadılar. Resulûllah bir yandan zengin sahabelere infak yolunu öğretti, diğer yandan zengin müşriklere ve devletlere karşı cihad ilan etti. Resulullah'ın sağlığında cereyan eden 80 civarında gazve ve seriyyenin kahır ekseriyetinin ticaret kervanlarına (sermayeye) yönelik olması müslümanlar tarafından yeterince değerlendirilmemiştir.

Servet/sermaye birikimine niçin karşı çıkıyoruz; çünkü sermaye doğası gereği çoğalmak, çoğaldıkça etkinliğini artırmak ister. Servet sahiplerinin sadece sermaye temerküzü ile yetinmeyeceği ardından siyâsî, içtimâî, medya... gibi başka güçleri elde etmeye yöneleceği açıktır. Sermayenin merhameti yoktur, servet sahipleri kâr ve kazanç elde edeceklerse ihtilal, terör, kaos, savaş dahil her türlü melâneti çıkartmaktan çekinmezler. Bütün savaşların arka nedeni sermaye temerküzü ve tahakküm arzusudur. Kapitalist dünyada ekonomi savaş üzerine kurulmuştur, sermaye, savaş ve türevleri sayesinde ayakta durmaktadır, savaşsız (barış dolu) bir dünya kapitalizm için büyük tehdittir, işte bu yüzden sermaye tüm insanlık için tehlikedir.

Servet/sermaye hakkında son olarak şunu söyleyelim;

Büyük zenginliklerin kaynağı daima şüpheli ve şaibelidir. Rüşvet, faiz, emek/işçi sömürüsü, ihale fesadı, teşvik ve kayırma, yolsuzluk, ihtikâr, hayali ihracat, yalan, talan ve ranta... bulaşmadan zengin olmuş bir büyük zengin gösterebilir misiniz? Ya da tam tersi, hiç harama, suça, günaha bulaşmadan sadece alınteri ile çalışarak zengin olmuş bir kimse gösterebilir misiniz? Hak yemedikçe bir insan zengin olamayacağı gibi fakirin hakkını gözeten bir insan da zengin olamaz. Hz. Ali; “Bir yoksul aç ise bunun nedeni zenginin zevk ve sefa içinde yaşamasıdır. Nerede bir bolluk görsem onun yanı başında mutlaka çiğnenmiş bir hak görmüşümdür.” buyuruyor.

Resulûllah(s) fakir doğdu, fakir yaşadı, fakir öldü. Bugünkü müslüman fertler/devletler zenginlik ile mücadele etmek yerine fakirlik ile mücadele ederek büyük yanlış yapıyorlar.

_____

1) Rûm 30-37
2) Alak 6-7
3) Kasa 78
4) Tevbe 34-35

 

SEMİH AKŞEKER - TERCÜMEİHÂL

SEMİH AKŞEKER DİĞER YAZILARI

  1. 2019'da açılması düşünülen İslam Ün.'nde ders vermek..

Yorum Yaz

  283064

-