25 AĞUSTOS 2019 PAZAR

Hüseyin Yağmur

FERRUH BOZBEYLİ’Yİ EBEDİYETE UĞURLADIK

Hüseyin Yağmur

Yaşarken ‘hayatta olan en eski TBMM Başkanı' sıfatını taşıyan Ferruh Bozbeyli, 29 Temmuz 2019'da ebedi aleme irtihal etti.

Kitap okumalarım sırasında Ferruh Bozbeyli'nin kitaplarına da rastlamış dikkatle  okumuş ve istifade etmiştim. Onun vefatı münasebetiyle kitaplarından bazı bölümleri bugün sizlerle paylaşmak istiyorum. Ama önce Ferruh Bozbeyli'nin kısa özgeçmişine göz atalım:

Ferruh Bozbeyli: 1927'de Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde doğan Bozbeyli, ilk ve orta ve lise öğrenimini Gaziantep ve Hatay'da gördü. Öğrencilik yıllarında figüranlık, gece bekçiliği gibi işler yapan Bozbeyli, 1957'de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.

Üniversitedeki öğrencilik yıllarında dönemin büyük hocaları olan Abdülaziz Bekkine, Mehmet Zahit Kotku Nurettin Topçu ve Ali Fuat Başgil gibi isimler ile Necip Fazıl Kısakürek, Sâmiha Ayverdi ve Yücel Çakmaklı gibi sanatçılardan oluşan bir çevreden ruhunu besleyerek yetişti.

Üniversiteden sonra 1964'e kadar avukatlık yapan Bozbeyli, Yassıada'da Adnan Menderes ve arkadaşlarını savunan avukat ekibinde yer aldı ve Osman Turan'ın avukatlığını yaptı. 1961 yılında Adalet Partisi'ne (AP) dahil oldu ve aynı yıl milletvekili olarak parlamentoya girdi. AP Meclis Grubu Başkanlığı (1961-1962) ve TBMM Başkan Yardımcılığı (1962-1965) görevlerinden sonra 1965'te partisi iktidar olunca 5 yıl boyunca TBMM Başkanlığı yaptı.

Bozbeyli'nin Türkiye'de Siyasal Partilerin Ekonomik ve Sosyal Görüşleri (1969), Demokratik Sağ (1976), Birinci Cemre (1977) ve Politika Sanatı (1980) adlı kitapları bulunuyor. Ayrıca İhsan Dağı ve Fatih Uğur'un hazırladığı ve Bozbeyli'nin anılarını içeren söyleşi kitabı Yalnız Demokrat(2009) adlı bir kitap da yayımlandı.

…………………….

Ferruh Bozbeyli'nin okuduğum ilk kitabı ‘Alaca Siyaset' ismini taşıyordu. Bu kitaptan Bozbeyli'nin şu tesbitlerini not almıştım:

... Geniş halk kitleleri için; demokrasi bir umut, bir çare, bir çözüm yolu, bir yenilik, bir aydınlıktır. Halkın demokrasiden korkusu olamaz. Onun soluk aldığı yer demokrasi ortamıdır.

“Halkımız henüz demokratik olgunluğa ulaşamadı.”“Biz demokrasiye erken geçtik.” “Ağa baskısı, patron baskısıyla verilen oylarla demokrasi olmaz.” Diyenlerin çocukları, torunları yaşıyor aramızda.

Bu demokrasi korkaklarının çoğu, parti yönetimini ele geçirenler arasındadır. Bürokraside de vardır, üniversitede, iş aleminde de vardır. Basında da vardır. Demokrasinin kendi kuralları içinde işlemesi bunların işine gelmez.(Bozbeyli,2000:9)

(…)  Bazı önemli kanunların meclislerden geçmesi için, iki-üç kişinin anlaşması yetiyor. O iki-üç kişi anlaşamazsa, bazı kanunlar, yıllarca gündemde bekliyor. .(Bozbeyli,2000:69)*

Bozbeyli'nin okuduğum ikinci kitabı ‘Yalnız Demokrat' ismini taşıyor ve hatıraları ile siyasi görüşlerini içeriyordu. Bu kitaptan şu satırları not almıştım:

(…) Bizim o adımı söylediğim, saydığım çerçeve içinde kalan mahallelerde Rumlar da otururdu, Ermeniler de. Rumlar da, Ermeniler de kapısının önündeki lamba sönerse, kime, nereye telefon edileceğini ve telefon etmek lâzım geldiğini bilirler ve yaparlardı. Fakat bizim Müslüman, Türk çoğunluğu da oradaydı. Ben onlardan bir defa bile telefon geldi dediklerine şahit olmadım.(Bozbeyli,2009:103)

(…) Türk memuru hâlâ halkın amiri zanneder kendisini. Halbuki halkın memurudur. İçeriye niye kapıyı vurmadan girdin, niye şunu şöyle yapmadın? Halbuki devletin memuru vatandaşın işini görmek için oturuyor orada. (Bozbeyli,2009:152)

(…) Fevkalade… Her evde ölü çıkmış gibi bir yas, bir üzüntü, bir sıkıntı, bir sessizlik, bir dolmak ve ağlamamak hali var. Meselâ biz o ayın on beşi idi, idare heyeti odasında oturuyorduk. Cumhuriyet Gazetesi'nden bir gazeteci böyle oturmuş, kendisini koltuktan biraz kaydırmış, bacak bacak üstüne atmış, karşısındaki insanları kızdıracak küstah tavır içinde, “Ohooo daha çok adam asılacak” diye elini kolunu sallıyor.(Bozbeyli,2009:155)

(…) Yine Halk Partisi'nden İzmir Milletvekili Hasan Şevket Adalan vardı. O da beni tebrike geldiği zaman bana bir olay anlattı: “Ben sizi çok seviyorum ve başarılı olmanızı çok istiyorum. Ben 1948 senesinde Halk Partisi'nden Ticaret Bakanıydım. Bir ara seçimde Manisa'nın bir köyüne gittik. Partililer gelecekmiş diye köylüler kahvede toplanmış. Kahve hınca hınç dolu, bütün köylü orada. Ben kürsüye çıktım. Daha merhaba demeye bile fırsat bulamadan, orada ne kadar insan varsa hepsi şapkasını çıkardı, oturduğu iskemlenin üzerine koydu, çıkıp gittiler. Bize ittifakla karşı çıkıyorlar.(Bozbeyli,2009:224)

(…) Fahrettin Altay Paşa Dilde Reform adında bir kitap yazmış ve bana da göndermişti. Ben de kitap hakkında mütalaa beyan etmeden sadece teşekkür mektubu yazmıştım. Onu sordu bana: “Ben sana kitap yazdım. İnsan iki satırla beğendin mi, beğenmedin mi bir şey yazar. Niye yapmadın?” Ben de anlattım: “Siz orada namaz kılmak için iskemleye oturulsun gibi bazı şeyler söylüyorsunuz. Böyle yaparsak siz camiye gelecek misiniz? Yani camiye iskemle koyarsak gelip namaz kılacak mısınız?” diye sordum. “Hayır”, dedi. “Öyleyse bizim işimize niye karışıyorsunuz? İskemle konacaksa camiye giren karar versin. Dışarıda niye bunun tartışmasını yapıyorsunuz?” dedim. (Bozbeyli,2009:259)

(…) O zaman Turan Feyzioğlu (Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun dedesi) gibi hukukçu bir adam kürsüye çıktı, ne dedi biliyor musunuz? “MDO'nun kim olduğunu bilseniz ödünüz patlar sizin!” Görüyor musunuz bir hükümet, bir başbakan yardımcısı, insanları korkutmak için ne diyor, nasıl davranıyor? Aynen böyle söyledi, zabıtlarda var.“Ödünüz patlar” diyor. (Bozbeyli,2009:290)

(…) Memduh Erdemir isimli bir zat Millet Partisi'nden Kırşehir mebusuydu. Bir gün kürsüde “Adalet Partililer siz gaflet içerisindesiniz. Kızılay'da yan yana yürüyen iki kişi ne konuşuyor diye kulak verseniz, Süleyman Demirel'in hırsızlığı ile karısının yolsuzluğunu konuştuklarını anlarsınız” dedi. Aradan iki sene geçti. Gazeteler Memduh Erdemir Adalet Partisi'ne girecek diye yazmaya başladı. Süleyman Bey'e gazetelerin böyle bir şey yazdığını hatırlattım. “Aslı var mı bunun?” diye sordum. “Niye heyecanlandın”, dedi. “İyi de aslında adam bana saldırmadı ki size saldırdı” dedim. Bunun üzerine Süleyman Bey, “Adamın marifeti saldırmak. Karşımızda durursa bize saldırıyor. Yanımıza alırsak Halk Partisi'ne saldırtırız” dedi. (Bozbeyli,2009:398)

Bir siyaset çınarı böylece aramızdan ayrılmış oldu. Allah rahmet eylesin.

*Bozbeyli  Ferruh,(2000,Alaca Siyaset,İstanbul:  Babıali Yayınları

*Bozbeyli Ferruh,(2009),Yalnız Demokrat, İstanbul:Timaş Yayınları

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  692921

-