27 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

Mustafa Çevik

FETÖ İHRACI EN AZ İLAHİYAT BRANŞINDA, LAİKLERE DUYURULUR

Mustafa Çevik

Bu ülkenin ortalama dindarı genelde ilahiyatçıları kendine yakın bulmaz. Bunun elbette birçok siyasal ve kültürel nedeni vardır.

Çünkü ilahiyat eğitimi almış insanların dini bilgileri ve yaşantıları oransal olarak daha kitabidir. Halkın yaşadığı ve inandığı din daha bir folklorik ve daha bir antropolojiktir.

Folklorik düzeyde ve geleneğin içinden yaşantı yoluyla gelen İslam yorumunun kitaptan ve ilkeden çıkarsanan İslami yorum ile çatışma yaşaması beklenen bir şeydir.

Burada sosyolojik olarak şaşılacak bir durum yoktur.

Bütün dinlerde durum buna benzerdir.

* * *

Bu durumun bazı muhtemel hatta kimi zaman kaçınılmaz sonuçları vardır. Bunlardan biri dinlerin kitabi ve ilkesel sabitelerden uzaklaşmasına ve giderek aslına yabancılaşmasına neden olmuştur.

Çünkü gelenek yoluyla yaşanan dini anlayış bir süre sonra merkeze alınır ve kitabi ve ilkesel sabiteler ona göre yorumlanır.

Yani klasik “akıl-vahiy çatışırsa ne yapılır?” sorusu gibi “gelenek ve kitap çatışırsa ne yapılır?” sorusu gündeme gelir ve çoğunlukla gelenek esas kabul edilir kitap te'vil edilir, yorumlanır.

Bu da söz konusu dinin özünden ve kaynağından ve dolayısıyla da amacından uzaklaşmasına neden olur.

Bu gün de Müslüman toplumlarda çoğu geleneksel uygulama ve anlayış İslam dininin tam tersi istikamette olmasına rağmen “gerçek İslami yaşantı” diye kabul edilmiştir.

* * *

Kitabi bilgiye karşı folklorik dini anlayışın ikame edilmesinin başka yönleri de vardır elbet.

Kitabi bilgilerin ortada dolaşımı yasaklanınca dinini bilmeyen ama dindarların siyasal, ekonomik ve psikolojik sömürüsüne zemin hazırlanmış olur.

Örgütlü dini yapıların genelde İlahiyat eğitimi almış insanlardan uzak durması onları “düzenin fetvacısı” gibi pejoratif tanımlamalarla aşağılaması da bunun sonucudur.

Nitekim FETÖ çevrelerinin kendi ilahiyatçısını yetiştirene kadar yaklaşımı “ilahiyatçılardan Allah'a sığınırım” şeklindeydi.

Kendi ilahiyatçılarının dışında çoğunlukla ilahiyat camiası bu yapıya en uzak camia olmuştur her zaman.

Nitekim MEB öğretmenlerinden FETÖ kapsamında yapılan ihraçların içinde en az sırada ilahiyat eğitimi almış branş yer almaktadır. Bu rakamlar olmasa da camiayı bilen biri olarak sonucun böyle olduğunu biliyorum. Ama yine de MEB'in rakamlarına baktığımızda bu açıkça görülmektedir.

MEB'DEKİ 28 BİN 163 İHRACIN BRANŞLARA GÖRE YAKLAŞIK DAĞILIMI

Sınıf Öğretmenliği 8881

İngilizce Öğretmenliği 2769

Okul Öncesi Öğretmenliği 1942

Türkçe Öğretmenliği 1665

İlköğretim Matematik Öğretmenliği 1388

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği 1361

Fen Bilimleri/Fen Bilgisi Öğretmenliği 1108

Beden Eğitimi Öğretmenliği 896

Matematik(Lise) Öğretmenliği 831

Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 689

Rehber Öğretmen 605

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği 548 (Kaynak)

 Peki bu ne anlama gelmektedir. Bize göre buradan çıkarılacak olan sonuç şudur: ilahiyat eğitimi almış insanların nispeten daha kitabi olan bilgiler örgütlü yapıların dini suiistimal etmelerini engellemektedir. Diğer dini yapıların içinde yer alan ilahiyatçılar da çoğunlukla yapı içinde “kitabi bilgiye çağrı yapan” bir işlev görürler. Ancak ilahiyat eğitiminin de kalitesi giderek düşmektedir.

Bunun için ilahiyat eğitiminin daha nitelikli ve daha akademik düzeyde olması gerekmektedir. İlahiyat eğitimlerinin uzaktan eğitim yoluyla verilmesinin kaliteyi düşüreceği muhakkaktır.

Hatta baraj puan uygulamasının İlahiyat Fakülteleri için de uygulanması gerektiğini daha önce de yazdığım gibi çok gerekli görüyorum.

Kitabi dinden yoksun dindarlığın çok tehlikeli siyasal ve silahlı örgütlerin en büyük zemini olduğunu unutmamak gerekir. Dini cehalet zararlı yapar, bilgi faydalı yapar.

Selam ile…

 

MUSTAFA ÇEVİK DİĞER YAZILARI

  1. Fetöye kurban giden ilahiyatçı sayısını sizin aksinize çok fazla buluyorum bu kadar olmaması gerekiyordu ama neyse ki fetönün kendi ilahiyatçılarını yetiştirme ihtiyacını düşündüğümüzde bu ilahiyatçıların dini açıklamak için değil ; istikametinden saptırmak için yetiştirildiklerini anlayabiliriz.Bu ilahiyatçılar da dersanelerindeki devşirdikleri zengin ve dini bilgisi olmayan emri vaki olarak ilahiyatı tercih ettirdiği imam hatip mezunu olmayan çocuklar olduğunu düşünüyorum.bu bilginin araştırılmasını da çok isterdim..

  2. İslamıdoğru anlamak için ilahiyatçı olmaya gerek olduğunu söylemiyorsunuz değil mi? Babam ilahiyatçı değil ,ben değilim ama islamı dosdoğru anladığımı ve babamında anladığını düşünüyorum.çevresine daima okumayı,hem de yaratan rabbinin adıyla okumayı tavsiye eder.bir lisan bir insan,iki lisan iki insan, üç.....der, peygamberimiz ne getirmişse onu alır gayrısından sakınır.kısacası teslimiyet içerisindedir.öyle fetöymüş metöymüş vız gelir.kendisine tarikatı tavsiye edenlere karşı çıkar lakin tarikatı olmayan Derviş gibi yaşar.küresel güçlerin oyunlarının hepsinden haberdardır..

  3. Müslüman toplumlarda geleneksel uygulama ve anlayış,islam dinine tam tersi istikamette olmasına rağmen 'gerçek İslami yaşantı' diye kabul edilmiştir diyorsunuz.islamda istikamet açık ve nettir.doğru -yanlış karmaşası yoktur.kutsal kitabını okursun yaradanın ne istediğini öğrenirsin.sorun taklidi imanın tahkiki imana dönüşebilmesidir.ayetlerin insanı eriten etkisi ile ne kadar teslim olmuşsak sonuç o kadar güzel olur. Şimdi kime sorarsanız sorun herkes kendi eksiğini görecektir.tahkiki imanda akıl-vahiyveya gelenek -kitap diye bir çatışma olmaz, olursa iman olmaz..

  4. Düşüncelerinizi sadece fetöden atılan ilahiyatçıların sayısından yola çıkarak kesin bir doğru gibi genelleme yapmışsınız. Folklorikve geleneksel düzeyde yaşantı ile kitap ve ilkeden çıkarsanan (bu ne ya) İslami yorumun çatışmasının beklenen bir şey olduğunu yazmışsınız. Kim bekliyor siz mi?yazdıklarınızı yüzde yüz reddeden bir aileden geliyorum.babacığım ilkokul üçü bırakmak zorunda kalmış fakat her gün kitap okuyan biri. Öyle bir vizyona sahip ki ; a b d nin Irak işgalinde yapılmaya çalışılanın farkındaydı..

  5. hakan büyüksarı

    Peki toplam sayıya oranı kactir??.

Yorum Yaz