25 OCAK 2020 CUMARTESİ

FETÖ’NÜN YAYILDIĞI ÜLKELERDE VERDİĞİ ZARARLARIN TESPİT EDİLMESİ ELZEMDİR

FETÖ/PDY terör örgütünün eğitim gönüllüleri adı altında gönül coğrafyamızda, Orta Asya, Balkanlar, Afrika ve Uzak Doğu’da gerçekleştirdiği tahrifat ve tahribat ile bu ülkelerde dini ve dinî değerleri kullanarak kurdukları hegemonya tespit edilecektir. Söz konusu tespitler Kasım ayında toplanacak Avrasya İslam Şûrası’na katılacak ülkelerin Din İşleri Bakanları ve Diyanet İşleri Başkanları ile paylaşılacaktır.


FETÖ’NÜN YAYILDIĞI ÜLKELERDE VERDİĞİ ZARARLARIN TESPİT EDİLMESİ ELZEMDİR

Örgütün, başta Arnavutluk olmak üzere Balkanlar gibi Avrupa ülkelerinde, Fas, Cezayir vb. Afrika ülkelerinin yanı sıra bilhassa Sovyetlerin dağılmasından itibaren Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Tacikistan vb. bazı Asya ülkelerinde etkin faaliyetler yürüttüğü herkesin malumudur. Bundan dolayı birkaç ay sonra gerçekleştirilecek Avrasya İslam Şûrası'nda da örgütün bu coğrafyadaki etkinliği ve olumsuz etkileri ele alınacaktır.

Söz konusu toplantıda örgütün bu bölgelere nasıl ve ne zaman girdiği, gençleri nasıl devşir- diği, kullandığı dil ve dinî söylem, açtığı okullar ve diğer eğitim faaliyetleri, görsel ve basılı dinî yayınları, teşkilatlandığı sivil ve devlet kurumları, illegal faaliyetleri, devletin ve halkın örgüte bakışı, bölgelerdeki din algısı üzerinde etkisi, ülkeler arası ilişkilere verdiği zarar ile 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yapılan yayınlar ve değerlendirmeler gibi konuların ele alınması planlanmaktadır

FETÖ / PDY'NİN DİNÎ HAYATIMIZA VERDİĞİ ZARARLARI TESPİT ETMEK İÇİN ORTAK KOMİSYONLAR KURULACAKTIR
Diyanet ve İlahiyat camiasının FETÖ ve benzer yapıların dini istismar faaliyet- lerini irdeleyen ilmî çalışmalar yapmaları aciliyet kesbetmektedir. Bu bağlamda örgütü ve liderini yüceltici sözde bilimsel çalışmalar ve yayınlar da ilgili ku- rumlarca incelenerek bilimsel açıdan değerlendirilmeli ve gereği yapılmalıdır.

Din İşleri Yüksek Kurulu bünyesinde, İlahiyat Fakültelerindeki farklı branşlar- dan akademisyenlerin de iştirakiyle özel bir komisyon oluşturulacaktır. Bu komisyon, öncelikle FETÖ/PDY terör örgütünün İslam'a ve Müslümanlara verdiği zararları, İslam'ın inanç ilkeleri, ibadet telakkisi ve ahlak düsturlarında yaptığı tahrifat ve tahribatı, İslam'ın temel kavramlarına dair çarpıtmaları tespit edi- lecek ve bu tespitler kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Bu amaçla, kısa ve uzun vadede iki farklı etkinlik yapılacaktır. İlki, İlahiyat Fakültelerinden farklı branşlardan seçilen ilim adamlarından bir komisyon oluşturulacaktır. Komisyon üyeleriyle yapılacak çalıştaylarda acil bir eylem planı ve yol haritası belirlenecektir. Komisyon üyeleri, öncelikle örgütün basılı ve görsel yayınlarını inceleyerek, bu konuda yeterli tespit ve tenkitleri kaleme alacaklardır. Ayrıca komisyon tarafından, şimdiye kadar bu örgütün reklamı- nı yapan, onu yücelten çeşitli yayınlar da ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Bu alanda medyada ve sanal âlemdeki bilgi kirliliği konusunda da komisyon üyeleri üzerlerine düşen görevi yerine getireceklerdir. Üyeler tarafından bu konuda yapılan çalışmalar Din İşleri Yüksek Kurulu'nda değerlendirildikten sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır.

İkincisi ise yaşanan bu acı tecrübeden sonra, Diyanet İşleri Başkanlığı yasal zemin için gerekli çalışmaları yaparak, Diyanet Araştırma Merkezi ile Diyanet Akademisi'ni kurmalıdır. Bu doğrultuda oluşturulacak çeşitli birimlerde yasanın çizdiği görevler dâhilinde Türkiye'deki ve yurt dışındaki dinî oluşumlar, dinî gelişmeler, dinî sorunlar hakkında ilgili alan uzmanlarına çeşitli projeler tevdi edilmeli ve ortaya çıkan sonuçlar, kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Diyanet Aka- demisi'nde ise, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın iç hizmetine dönük olarak müftü, vaiz, müşavir, ataşe ve diğer personelin nitelikli yetiştirilmesine yönelik proje ve programlar uygulanmalıdır.

HER SEVİYEDEKİ DİN EĞİTİM VE ÖĞRETİM ANL AYIŞI GÖZDEN GEÇİRİLECEKTİR
Bu tür dinî yapıların toplumu bir kez daha aldatmasına fırsat vermemek için, din eğitim ve öğretim politikaları yeniden değerlendirilmeli ve bu çerçevede her seviyede din eğitimi ve öğretimi gözden geçirilmelidir.

İnanç özgürlüğü, bireylerin bir dine inanması ve bunu bireysel, sosyal, kamusal her alanda uygulamalarla hayata geçirmesini kapsar. Devletin, bireyin inanç dünyasını koruyan bir hukukî sisteme sahip olması, kişilerin kendilerini baskı altında hissedip dinlerini yaşayabileceklerine inandıkları gruplara yönelmelerine engel olur. Bu itibarla inanç özgürlüğü devlet eliyle koruma altına alınmalı, en geniş manada dinî bilgilendirme ve din eğitimi toplumun sahih bilgi ihtiya- cını karşılayacak şekilde verilmelidir.

İstismarcı dinî gruplara yönelimin önlenmesinde en etkin olan husus, bireylerin dinî alanda sağlam ve yeterli bilgiye sahip olmalarıdır. Her seviyeden sahih bir din eğitiminin verilebilmesi ve Kur'an, Sünnet gibi dinin temel kaynakları ile temel öğretilerinin bütüncül olarak kavranı- labilmesi için eğitim sisteminde gerekli değişiklikler yapılmalıdır.
Yapılan araştırmalarda görüldüğü üzere insanların herhangi bir cemaate yönelme sebepleri din kaynaklı değil, psikolojik ve sosyolojiktir. Dolayısıyla imam, Kur'an kursu öğreticisi, din kültürü öğretmeni, vaiz gibi din eğitimi veren kişilerin, insanların psikolojik yapılarını iyi bil- mesi ve bireylerin istismarcı gruplara yönelmemeleri için onların dinle ilgili ihtiyaçlarına cevap verecek yeterlilikte donanımlı olması gerekmektedir.

Dinî eğitim sürecinde Kur'an ve Sünnet'te yer alan temel ilkelere dayalı davranış tarzını önce- leyen ve bunu bir yaşam biçimine dönüştürebilen ideal nesillerin yetiştirilmesi ana hedef olmalı ve din eğitim programları ve müfredatı buna dönük olarak yeniden gözden geçirilmelidir.

Bu çerçevede her şeyden evvel daha ilköğrenim aşamasından itibaren fıtratların korunması ve sağlam bir karakter eğitiminin verilmesi esas olmalıdır. Çocuklarda kişiliğin geliştirilmesi, sosyal bir birey olmalarına dönük yeterli eğitimin verilmesi, dinî ve millî değerlerin kazandırılması öncelenmelidir.

Eğitim ve öğretimde salt ezberci bir zihin inşası yerine, araştırıp soruş- turan, tartışan ve aklî melekeleri ve muhakemeyi güçlendiren yöntemlere ağırlık verilmelidir. Aynı şekilde akıl ile duygu arasındaki ilişki ve dengeyi koruyan bir bakış açısı kazandırılmalı, ne akıl uğruna duygu, ne de duygu uğruna akıl feda edilmelidir.

Sadece ezberci bir din eğitimi, bireyi özgürleştirmek yerine esir alacak hatta robotlaştıracaktır. Çünkü bu yöntem, onun kendi değerlerini oluşturarak, dürtülerinin ve çevrenin esaretinden kurtulmasının önünü tıkamaktadır. Ahlaken özgürleşemeyen birey, kumandası kimin elindeyse ona göre davranacaktır. Ezberci eğitim anlayışında, sunulan hazır bilgiler, “mutlak değiş- mez doğrular” olarak kabul edilmekte, sorgulanıp, irdelenmemekte ve bu bilgilerle yetinilerek yeni bilgiler üretilmemektedir. Ezberci eğitimin bilgileri empoze edici üslûbu, bireyin zihnini baskı altına alıp kalıplaştırmaktadır.

Böyle bir din eğitiminden geçen kişinin, dinî bilgileri hiç sorgulamadan, anlamlandırmadan kabullenmesi, dinî doğruların tam anlaşılmasını, onların zenginliklerinin ve işlevlerinin kavranmasını engellemektedir. Hâliyle öğrenci bu bilgileri hayatında kullanabileceği somutluğa dönüştürememekte, sonuçta özellikle ahlakî değerler işlevsizleşmektedir.

İlmin, irfanın, bilginin, sürekli aklı kullanmanın önemine vurgu yapan, sorgulamanın gereklili- ğine atıfta bulunan, varlık ve indirilen ayetler üzerinde sürekli düşünmeyi tavsiye eden, imanı kişinin özgür seçimiyle gerçekleşen bir karar olarak gören, dinde her türlü zorlamayı yasak- layan Kur'ân'ın, bir takım bilgilere körü körüne bağlanmayı öngören ezberci eğitim anlayışına onay verebileceği düşünülemez.

Devamı yarın...

Yorum Yaz

  052779

-