18 OCAK 2020 CUMARTESİ

FİLİPİNLER’İN GENEL NÜFUSU NE KADAR?

100 milyona yakın. Müslümanlara sorduğumuzda biz bu ülkede yirmi milyon Müslüman yaşıyoruz diyorlar. Filipinler resmi istatistiklerine göre ise Müslümanların oranı %5-6’lara kadar düşüyor. Ancak Filipinler’de hangi noktaya giderseniz gidin kayıtlara yansımayan Müslümanlarla karşılaşıyorsunuz. Bangsamoro dışında Mindanao’nun diğer bölgelerinde hangi büyük şehre bakarsanız hepsinde çok yoğun bir Müslüman nüfus var. Belki buralarda oran %50’yi geçmiyor ama %40’lardan da aşağı değil. Yani Müslümanların çoğunlukta oldukları kendilerini ifade edebildikleri çoğunluk oldukları yer bugün sınırları çizi


FİLİPİNLER’İN GENEL NÜFUSU  NE KADAR?

H. Zehra Kavak'ın Hüseyin Oruç'la mülakatı

Barış sürecine dönecek olursak bu son güncel süreçte MILF nasıl oldu da Filipinler hükümetiyle masaya oturdu ve önce Çerçeve Anlaşması (The Framework Agreement) akabinde de Kapsamlı Anlaşma (The Comprehensive Agreement) imzalanabildi? Süreç şu an hangi aşamada?

MILF'in hedefi öncelikle Müslümanların çektiği sıkıntıları sona erdirip hak ve hukuklarını muhafaza etmek. Başlangıçta bağımsızlık düşüncesi hâkimken sonrasında Müslümanların hukukunun muhafaza edildiği birlikte yaşamaya dayalı bir otonomiye de sıcak bakmaya başlamışlar.

Bu noktaya gelinmesi aslında İslam İşbirliği Teşkilatı'nın devreye girmesiyle, 76 süreciyle başlıyor. O dönemde tek bir hareket vardı o da MNLF'ydi.

Nur Misuari'nin lideri olduğu Selamet Haşimi'nin de onun yardımcısı olduğu bir hareket. Bu hareket bağımsızlık üzerine kurulmuştu. Neden bugün özerklik noktasına gelindi diye sorulunca şunu söyleyebiliriz: Bağımsızlık, bu coğrafyada yaşayan insanların BM tarafından da tanınan bir hakkı.

BM kurulduğunda birçok kriz bölgesinde insanların kendi karar verecekleri, kaderlerini tayin edecekleri bir sistem getirildi.

Denildi ki insanlar kendileri karar versinler. Referandumlar yapılsın, bağımsız olacaklarsa bağımsız olsunlar. Buna insanlar karar versin. Bu BM'nin milletler adına tanıdığı en temel hak. Dolayısıyla bugün Keşmir'de, Arakan'da, Patani'dekine benzer bir durum Moro'da yaşanan.

Bölgede yaşayan Müslüman nüfusun ilk zamanlardan itibaren talepleri bağımsızlıktı. Çünkü tarihin hiçbir döneminde Filipinler'in parçası değillerdi. “Hep bağımsız olduk, mücadelemizi sürdürdük. Şimdi de bağımsız olmak bizim hakkımızdır.”

şeklinde başladı Moro Müslümanlarının bağımsızlık mücadelesi. 1976 sürecine gelindiğinde İİT devreye girdi. Zira teşkilatın Filistin'den sonra ilk defa insiyatif aldığı yerdir Moro. İİT'nin kurulma felsefesinin temelinde Müslüman azınlıklarla ilgilenmek olduğu gibi Müslüman azınlıkların olduğu memleketlerin toprak bütünlüğüne de saygı duymak var.

Bu nedenle İİT Moro Müslümanlarına sorunun bağımsızlıkla değil otonomiyle çözülmesini önerdi ve bu kabul edildi. Bu şekilde Moro Müslümanları bağımsızlıktan geri adım attılar ve otonomi üzerinde durmaya başladılar.

Ancak o dönemde Filipinler anayasası buna müsait değildi ve Filipinler hükümeti 76 sonrasında da sürekli bir oyalama taktiği uyguladı. Moro Müslümanları üzerindeki baskılar devam etti.

Bu süreçte MNLF içerisinde de değişik algılamalar ortaya çıktı. Özellikle Nur Misuari ile Selamet Haşimi arasında görüş ayrılıkları oluştu.

Bu aşamaya kadar birlikte hareket ediyorlardı?

Mücadelenin başından beri birlikteydiler. Bir dönem ikisi de Mısır'da öğrenci olarak bulundu. Güneydoğu Asya Öğrenci Birliği seçimleri yapılmış, ikisi de aday olmuş. Haşimi kazanmış.

Moro barış süreci başlayınca Nur Misuari Moro Milli Kurtuluş Cephesi'nin lideri seçilmiş. Selamet Haşimi de başlangıçta bu harekette.

Belli bir müddet sonra Haşimi ve arkadaşları “Müslüman olduğumuz için mücadele ediyoruz, Müslüman olduğumuz için bu kadar baskı görüyoruz. Ancak İslami hassasiyetlerimizi çok büyük oranda kaybettik. Mücadele eden askerlerimiz arasında bile bu hassasiyetler azaldı.

Namaz kılanların oranı bile artık %10-20'lerle ifade ediliyor. Bu kabul edilemez bir şey. Biz bir taraftan silahlı mücadele veriyoruz ama öbür taraftan halkımızı kaybediyoruz.

Eğitimsiz, bakış açısı netleşmemiş, sosyal temeli olmayan bir halk ortaya çıkıyor. Bizim silahlı mücadeleyle beraber mutlaka toplumu yeniden inşa edecek hareketin içinde olmamız gerek” diyorlar. Misuari ise “Hayır biz sadece askeriz. Askerlik yapmalıyız. Sadece Müslümanlar için değil burada yaşayan herkes için bağımsızlığı hedefliyoruz. Bu bağımsız devlette Hıristiyanlar yerliler Müslümanlar hepsi yer alacak.” diyor. Bu nokta iki görüş açısını yavaş yavaş birbirinden uzaklaştıran bir nokta.

Selamet Haşimi ve arkadaşlarının MNLF'den uzaklaşması bu İslami hassasiyetler nedeniyle gerçekleşiyor yani?

Evet iki grup arasındaki ayrışma 76 sonrasında başlıyor. Misuari'nin otonomiyi kabul ettiği Haşimi'nin kabul etmediği ve bu nedenle ayrılık yaşandığı yorumları yapılıyor ancak sebep bu değil.

Ayrılığın sebebi çok temel görüş farklılıklarına sahip olmaları. Diğer yandan Misuari çok saygı duyulması gereken birisi. Mücadeleyi başlatan, ilerleten, çok karizmatik bir lider. Yalnız yanına hiç kimseyi kabul etmiyor. Onun bu kişisel tavrından kaynaklanan rahatsızlıklar da oluşuyor.

Kendisi mutlak bir lider ve bunu doldurabilecek karizması da var. Halk içerisinde seviliyor ve bunu hak edecek çok şeyler yapmış. Bir millet katledilirken kimse sahip çıkmazken “Hayır bu böyle devam etmeyecek, biz bunun mücadelesini vereceğiz.” deyip silahlı mücadeleyi başlatmış.

Bu mücadeleyi oldukça iyi organize etmiş. Katliamları durdurmuş. Filipinler hükümetini müzakere masasına oturmak zorunda bırakmış. Halk bunları biliyor.

Ancak Misuari grup içerisinde askeri mücadele dışında başka kaygıları, toplumsal kaygıları olan kişilerin görüşlerine kulak asmamış. Bu da ayrışmayı zorunlu hale getirmiş.

Sonuç olarak Selamet Haşimi ve arkadaşları MNLF'den ayrılmışlar. Aynı zamanda toplumsal bir hareket olmayı önemsemişler. Zira MILF askeri bir hareket gibi değil çok geniş bir yönetim kurulu olan bir toplumsal hareket olarak örgütlenmiş.

Askeri kanat ise MILF'in kollarından bir tanesi, bu toplumsal hareketin bir parçası. Toplumun dönüştürülmesi, dava ve tebliğ çalışmaları her zaman çok önemli olmuş MILF için.

Peki bu hareketin Moro toplumuna yansıması nasıl olmuş? Hedeflendiği gibi toplumun dindarlaşmasını veya İslami hassasiyetlerini koruyabilmesini sağlayabilmiş mi?

Bangsamoro toplumu 76 yılındaki toplum değil. Hassasiyetleri çok daha üst plana taşınmış. Dini hassasiyetleri de pratik olarak İslam'ın uygulanması da, dini eğitim de hepsi çok daha iyi bir noktaya gelmiş.

MILF bir yandan silahlı mücadeleye devam ederken diğer yandan eğitime oldukça önem vermiş; yüzlerce genci eğitim için yurtdışına göndermiş.

Mütevazi şartlarda tabii. Bugün Mindanao adasında yaşayanların MILF'e verdiği desteğe baktığımızda -elbette bir seçim yok kesin oran söyleyemeyiz ama- araziyi çok büyük oranda temsil eden yapının artık MILF olduğunu söyleyebiliriz. Kimileri toplumun %80'inin kimileri daha az bir kesiminin MILF'i desteklediğini söylüyor ancak benim izlenimim de bu yönde: Halkın büyük çoğunluğu artık MILF'in çizgisinin kendi çizgisi olduğunu kabul ediyor; MILF'in toplumun içinden çıktığını ve toplumu temsil ettiğini düşünüyor.

Barış süreci belli bir noktaya geldiğinde Kotabato'da bir miting yapıldı. Bu mitinge yaklaşık bir milyon kişi katıldı. Mindanao adasının ve Filipinler'in farklı bölgelerinden insanlar akın akın bu mitinge geldiler. Halk desteğini gösteren bir şeydi bu. MILF yetkilileri ile konuştuğumuzda “Katılanların hiçbir masrafını karşılamadık. Herkes yiyeceğini bile kendisi getirdi.” diyorlardı.

Zaten MILF'in bir milyon kişiye yemek ikram etme gibi bir imkanı yok. Kendileri çok mütevazi imkanlarla bu mücadeleyi yürütmüşler. MILF'in halk bazında sahiplenilmesi Filipinler hükümetine de “Evet sahayı temsil eden, muhatap alınması gereken aktör MILF'tir.” dedirten şey de budur.

MILF'in toplumsal karşılığını gösteren önemli bir şeydi bu miting.

Filipinler devleti yıllardır sahadaki aktörleri ayrı ayrı muhatap almış. Hepsiyle ayrı ayrı görüşmüş. Bu çok iyi bir strateji. Sahadaki grupların belli noktada birleşmesini engellemiş, bu da barışı çok geciktirmiş. MNLF'nin önemli isimlerinden Müslimin Sema, Selamet Haşimi'yi Ebubekir Kampı'nda bir gece yarısı ziyaret etmiş. Kendi yaptıkları anlaşma ile ilgili görüşlerini sormuş. Savaşın devam ettiği dönemden bahsediyoruz. 96 yılı, İHH'nın da bölgeye ilk gittiği yıl. 

Devamı yarın...

Yorum Yaz

  266199

-