26 HAZİRAN 2017 PAZARTESİ

Mustafa Ergen

FİNANSAL TEKNOLOJİLER VE AKIŞKAN KAPİTAL

Mustafa Ergen

Finansal Teknolojiler ve Akışkan Kapital

Her inovasyon dalgasını taşıyan sağlam bir finansal ve politik sistem vardır. Bu sistem herhangi bir buluşu ticarileştirecek alt yapıyı sağlar. Bu yapı ABD'de olduğu için Samuel Morse'un telgrafı oradan dünyaya yayılmış,  Lee de Forest'ın vakum tübü radyo endüstrisini ABD'de doğurmuş, daha sonra William Shockey'in transistör buluşu yepyeni bir elektronik endüstrisini doğurmuştur. Aynı yapı finansal sistemini modifiye etmiş ve General Doriot ile risk yatırımını sisteme sokmuştur. Şimdi yeni nesil inovasyon dalgası için asırlardır finansal sitemimizin temel taşı bankacılık yeniden tanımlanarak parçalara ayrılmaktadır.

Konvansiyonel bankacılık sistemine alternatifler sunan teknolojileri barındıran bu dalganın kısa adı FinTech (FinTek) dir. Bu dalga mobil ve dijital teknolojilerin getirdiği haberleşme ve bulut teknolojilerini kullanarak merkezi normda kemikleşmiş bankacılık fonksiyonlarını dağıtık hale getirerek  bir akıllı telefon uygulamasına döndürmektedir.  

Örneğin, artık küçük işletmelerin veya kişilerin kredi almak için banka yerine Lending Club gibi şirketler vasıtasıyla binlerce kişiden azar azar borç toplayabildiği bir akışkan kapital yapısı oluşacak gözükmekteir.  Ya da örneğin TransferWise gibi firmalar ile yurt dışında bir yere EFT gönderirken EFT masraflarından kurtulmak için farklı bir uygulamayı kullanabilmekteyiz.  Bu uygulama A ülkesinden B ülkesine para göndermek isteyenlerle B ülkesinden A ülkesine para göndermek isteyenleri eşleştirerek sermaye hareketini kendi ülkeleri içinde yapmalarını sağlayabiliyor.  Bunun yanında kağıt paranın BitCoin gibi dijital döviz ile değiştirilmesi için ataklar mevcuttur. Bitcoin (sembolü: ฿, kısaltma: BTC) herhangi bir merkez bankası olmayan elektronik para birimidir. BitCoin yaratma bilgisayarlarda algoritmalar koşularak yaratılır ve yaratmak için harcanan elektrik enerjisinin değeri Bitcoin değerinden az olmasına dikkat edilir.  Bir başka kişiye de İnternet üzerinden gönderilir. 

Bunun yanında bir KOBİ yeni ürünü için kredi almaktansa Kickstarter gibi online platformlarda tanıtarak ürünü seven potansiyel müşterilerinden fon alması yepyeni bir anlayışı bize sunmaktadır. Square adlı başka firma ise herhangi bir akıllı telefonu POS makinesi yaparak her işletmeye kredi kartı ile ödeme alma imkanı tanımaktadır. Bu işletmeler artık eskisi gibi vergi mükelefleri yanında odasını kiraya veren sıradan biri veya sokaktaki bir seyyar satıcı da olabilir.

FinTech dalgası neden önemli ve neden kapitalin akışkan olmasının üzerinde durmamız gerekir.  Bankacılık sektörünün bir numaralı işi olan yeni işler kurulması için kapital biriktirmesi ve kredi vermesi finansal krizlerden daha fazla etkilenir hale gelmektedir. ABD'de 2000 dot.com krizi ile sistem kendini korumaya almış şirketlerin borsaya açılması belli kriterlere ve ciroya bağlanmıştır. 2008 mortgage krizi ile bankacılık kredi vermesini kısmış bankaların sigortalanması bir unsur olarak kapital biriktirenlerin önünde bir engel olarak kendini göstermiştir.

Buna karşın alternatif düzlemde bir kaç mobil uygulama ve web sayfası krediler vererek alternatif bankacılığı başlatmıştır bile. Lending Club, On Deck, Biz2Credit, Kabbage gibi şirketlerin yavaş yavaş sarstığı kredi piyasası 2014 yılında 12 milyar dolar yatırıma ulaşmış gözükmektedir. 

ABD için bu ilk değil, tarihi süreçte de kapitalini akışkan yapabildiği için ilerlemiştir şimdi ise daha da akışkan bir yapıya geçmeye çalışmaktadır. Bu yapının krizlerden daha az bağımsız hale gelmesi amaçlanarak, akışkanlığın tabana yayılması amaçlanmıştır. Merkezi bir avuç  yapıdan ziyade dağıtık sistemlerin öne çıkması beklenmektedir.  Aslında ABD bu yöntemin daha ilkel halini 200 yıl önce de deneyerek son iki yüz yılın en sağlam finansal alt yapısını kurmuştur 

ABD'de 1800 yılında 25 banka vardı. 1837'de regülasyon ile düzenlenen bankacılıktan bağımsız bankacılığa (free banking) geçildi. 1860 yılına gelindiğinde banka sayısı 1364'ü buldu. Her ne kadar yüzde 7 kadar batık banka çıkmışsa da her yere yayılmış bankacılık bir anlamda kapitalin toplanmasına ve banka ağlarıyla merkezi olarak birikmesine neden olmuştur.

Kapital birikimi ile vahşi batının ilişkisini Girişimci Kapital kitabında soru olarak sormuştum. "Kanunsuz kuralsız vahşi batı" kavramı, 1775 yılında Amerika'nın Louisiana eyaletini Fransızlardan satın almasıyla, Amerikalıların Mississipi nehrinin batısını keşfetmeleri ve buraya yerleşmeleriyle kullanılmaya başlar.

Varsayımda bulunursak, vahşi batı filmlerinde de gözümüze çarptığı gibi, her kasabada banka bulunmasının nedeni araştırılmalıdır. Bankalar bir finansal ihtiyaçtan mı yoksa korkudan mı kuruldu? Enflasyonun bilinmediği ortamda bir kasabanın ne kadar kapitali vardır ki bankaya ihtiyaç olsun? Haydutların herkesin evine girmesindense kasabanın bankasına saldırmaları bir anlamda halkın korunma şekli olarak kendini göstermiş olabilir mi?

Bunun dolaylı etkisi batı yakasındaki bir çiftçinin parasını doğu yakasında bir fabrikanın kurulmasında kullanmasını sağlamıştır. Ya da bir başka ülkeye borç vererek onu kendine bağlama yoluna gitmişler ve dünya siyasetine yön verebilmişlerdir. Ya da savaş endüstrisini hızlıca fonlayabilmişlerdir.

Aynı zamanlar bir başka dünya devi Osmanlı İmparatorluğunda ise banka ve kredi sistemi yerine arkadaşlar arası veya mahalle arası Rum, Venedikli, Cenevizli bankerlerin borç verme sistemi ile ekonomi fonlanıyordu. Elbette yapılan işlerin çapı da her zaman küçük kalıyordu.  Her ne kadar Galata Bankerleri diye adlandırılan ve İstanbul'un fethinden sonra finansal ve dinsel özgürlük verilerek yurda gelmeleri teşvik edilen bu bankerler Osmanlı'nın yükselme devrinde yardımcı olmuşlarsa da Osmanlı'nın gerileme devrinde sadece devlete borç veren bir yapıya dönmüş ve işlemi hızlandırmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk banka, Kırım Savaşı'ndan sonra 1863'de İngiliz sermayesiyle kurulan Osmanlı Bankasıdır; aktif şube sayısı uzunca süre kadar bir elin parmaklarını geçmedi. Daha sonra Ziraat Bankası 1888 yılında çiftçilere kredi vermek için kuruldu.

O günlerde bizim varsayımımızla haydut riskini üzerine alan bankanın günümüzde esas riski mevduat kredi dengesini tutturmasıdır. Mevduatı toplar ve faiz ile kredi verir: krediler geri dönerse mevduat sahiplerine kazançlarını dağıtır ve kendi payını alarak kar eder. Bu denge tutmadığı zamanda ise banka batar ayrıca mevduat sahiplerini de batırır.

Her ne kadar şu anda bankalarda kredilendirmeyi otomatize etmeye çalışıyorsa da kredilendirme tam anlamıyla asenkronize ve subjektif bir olaydır. Kredi isteyenlerin çeşitlilikleri, ödeme güçleri, nakit akışları işletmelerin büyüklüğü azaldıkça artar. Bundan dolayı da kredileri her zaman büyük işletmelere vermeyi yeğlerler. Daha kolay kontrol edilir.

Yeni online platformlar ise kredi vermek isteyen ile kredi alanı bir araya getirerek riski kredi verene bırakmaktadır. Kredi vermek isteyen yani mevduat sahibi de riskini azaltmak için başka online şirketlerden risk analizleri istemektedir. BizAnalyzer şirketi örneğin bu derecelendirmeyi yapmaktadır.  Hatta eski anlayışa göre bilgi saklamak yerine bu derecelerde üst sıralara gelmeleri için neler yapmaları gerektiğini de önermektedir. Bu online şirketler KOBİ'lere açık olmalarını, bilgilerini kredi alırken değil her zaman dijital ortamda kendilerine iletmelerini beklemektedir. Akabinde kendi büyük veri (Big Data) algoritmaları ile de  bu kredilendirmeyi yapabilmektedir. Lending Club  bu zamana kadar 9 milyar dolar kredi vermiştir.  Sistemi otomotize etmeleri bankacılık masraflarını azaltarak daha ucuz kredileri sağlamıştır. Ayrıca, bünyelerine kaçınılmaz olarak soktukları veri işleme mekanizmaları ile risk daha da azalmaktadır.  Örneğin, Kabbage, OnDeck, Biz2Credit gibi firmalar riski hesaplamak için kredi alacak şirketlerin sosyal medya hesaplarına kadar bakmaktadır 

Bankacılığın varlık yönetimi, kredi verme, ticari bankacılık, kişisel finans kısımlarını bankanın dışına çıkarmaya çalışan başlıca startuplar Square, Lending Club, Prosper Marketplace, Wonga, Funding Circle, Stripe, LearnVest, C2FO, SecondMarket, BitPay, TransferWise, Dwolla, Coinbase  olarak gözükmektedir. Türkiye'de ise ön muhasebe şirketi Paraşüt, sanal POS hizmeti veren Iyzico, banka ile ilişkisi olmayanlara ön ödemeli banka kartı veren Ininal şirketleri öne çıkanlardır. Bunun yanında Borsa İstanbul ve Boğaziçi Üniversitesi bu konuda ilk tematik teknoparkı  açmıştır.

Bu yeni dalgaya ne zaman binmeliyiz önemli bir sorudur. Sınırlardan bağımsız akışkan kapital, finansal demokrasiyi de getirecektir.  Örneğin ekonomisi dibe vurmuş Yunanistan'a herkesin önerdiği çözüm BitCoin'dir. Bu Fintech dalgasını değerlendirebilirlerse belki geleceğin finans merkezi olabilirler.

İlginç olan haberleşme, biomedical gibi diğer sektörlerde fiziğin sınırlarını ilerletme hamlelerinden ziyade sadece devlet mekanizmalarının regülasyonlarını değiştirmek yeterlidir. Önce kural sonra icraat yapısından belki önce icraat sorun çıkarsa kural yapısına geçmeyi tartışabilir ve yerli Galatayı tekrar belki global piyasalar için yaratabiliriz.


@mstfrgn

 

MUSTAFA ERGEN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  592810