4 AĞUSTOS 2020 SALI

Kemal Çiftçi

GARAUDY VE DON KİŞOT

Kemal Çiftçi

Garaudy'nin şu tespiti çok önemlidir:  “Benim açımdan dünyanın en büyük günahı, umutsuzluğa kapılmaktır. İman sahibi olmak ise, fırtına ve kasırgalara rağmen sabaha ereceğinize ve günle buluşacağınıza inanmak demektir” (Don Kişot-Yaşanmış Şiir, Roger Garaudy, Tercüme Cemal Aydın).

Don Kişot adlı eseriyle ün yapan Cervantes, Kurtuba'da dünyaya geldi. Dedesi, Endülüs düştükten sonra İspanya'da yaşamaya devam eden ve “Morisko” olarak bilinen Müslümanların mahallesinde çuhacılık yaptı. Küçük Cervantes'in çocukluğu burada geçer. 1571'de İnebahtı savaşına katılır ve orada bir kolunu kaybeder. Savaştan sonra da İspanyol donanmasında askerliğe devam eder. 1575'te bir İspanyol gemisiyle birlikte Akdeniz'de yol alırken Afrika'daki Türk korsanlar tarafından esir alınır ve Cezayir'de köle olarak satılır. Defalarca kaçıp kurtulmaya çalışır ama her defasında başarısız olur. Sonunda ailesi, kilisenin yardımıyla topladığı fidyesini gönderir ve böylece Cervantes hürriyetine kavuşur. Beş yıl Cezayir'de esir kalan Cervantes bu sırada Türk ve İslam kültürlerini yakından tanımış, Türkçeyi de öğrenmişti. Bir rivayete göre de İstanbul'a gelmiş ve Kılış Ali Paşa Camii'nin inşaatında amele olarak çalışmıştır. Esaret hayatı ve buradaki öğrendiklerinin tesirleri daha sonra yazacağı eserlerine yansımıştır.

İspanya'da Müslümanlara ve Yahudilere yapılan zulüm ve baskıların zirveye ulaştığı bir dönemde, gerçekleri haykırmaktan geri durmadı. Her fırsatta Endülüslü Müslümanları sürgün etmenin ve onlara karşı cadı avına çıkmanın yanlış olduğunu satır aralarında dile getirir. Moriskoların sürgünü sırasında köydeki tüm komşuların birbirlerine sarılıp ağlaştıklarını eserlerinde dile getirir. Ona göre ırkçılık tepeden inmedir. Bu ırkçılığın halkta kökleri yoktur.

Cervantes'e göre, Müslüman kültürü, İberya yarımadasının binlerce yıllık tarihi içinde yeri doldurulamaz bir halkadır. Bu yarımada, Doğu ve Batı medeniyetlerinin karşılıklı olarak birbirlerini besledikleri bir buluşma yeri olmuştur.

Garaudy'ye göre, Cervantes ile (çağdaşı) Shakespeare bize Batı'da “Rönesans adı verilen şeyin çöküşün başlangıcı olduğunu anlatırlar. İlk defa Shakespeare ve Cervantes bağırırlar: “Kral çıplak” diye.

Don Kişot İspanya'da, Grek-Roma, Yahudi-Hıristiyan ve Arap-İslam gibi üçlü mirası üstlenen bir İspanya'nın mesajının ne olabileceğini ve ne olması gerektiğini fark eden son dâhidir. Doğu'nun katkısıyla kültürünün asırlarca ışıl ışıl ışıldaması sayesinde, Avrupa'da sadece İspanya, Batı'nın ufkunu aşabilir, onun dışına taşabilirdi. “Sömürgecilikten vazgeçme” sonrasında dahi Avrupa şovenizmi, kültür ve tarihin sömürgelikten kurtulmasına en büyük engel olarak öylece durmaktadır.

Oysa bu kaynaşma ve bu kültürler diyaloğu sayesinde, 13.yüzyıldan itibaren, sadece evrenselliğin mesajcısı, büyük ve pırıltılı bir İspanya değil, bütün Avrupa içinde, 16.yüzyılın Karşı-Reform'la çelişen Rönesans'ındaki gibi Tanrı'ya karşı değil, Tanrı ile birlikte hakiki bir Rönesans doğabilirdi.

Tarihin bu “kaçırılmış fırsat'ının son şahidi, kendisinin geçici başarısızlıklarını hiç mi hiç umursamayarak, o umudun gerçekleştirilebileceğini, üstelik de sonsuza dek bunun mümkün olabileceğini telkin eden kimse, Don Kişot oldu!

KEMAL ÇİFTÇİ - TERCÜMEİHÂL

1959 yılında Ardahan’ın Göle ilçesinde doğdu. 1975 yılında Erzurum Lisesinden mezun oldu. Aynı yıl ODTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümüne girdi. 1977 yılında yeniden sınava girerek İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümüne kayıt yaptı. 1982 yılında İ.Ü Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Aynı fakültede Amerikan Kültürü ve Edebiyatı sertifikası da aldı. Öğrencilik döneminde serbest tercümanlık yaptı. 1985 yılında askerlik görevi dolayısiyle İzmir Maltepe Askeri Lisesinde İngilizce öğretmenliği yaptı. Daha sonra Özel Akasya Kolejinde öğretmenlik yaptı. 1986 yılında bilim ve teknoloji dergisi İnsan ve Kainat dergisinde mütercim olarak gazeteciliğe başladı. Daha sonra bu derginin yazı işleri müdürlüğünü üstlendi ve 1993 yılına kadar bu görevini sürdürdü. Bu dönemde Türkiye gazetesi adına yurt dışında bilimsel toplantıları izledi, bu konularda haber ve röportajlar yaptı. 1989-1990 yılları arasında İ.Ü. İktisat Fakültesinde okutmanlık yaptı. Bu süre zarfında British Council bünyesinde düzenlenen Liverpool Üniversitesi DOTE (Diploma for Overseas Teachers of English) programına devam etti. 1993-1996 arasında TGRT’de yapımcı-yönetmen olarak görev yaptı. 1996 yılında Reklam ve prodüksiyon firması Yedi Renk İletişim’in kurucuları arasında yer aldı. 1997 yılında Yeni Şafak Gazetesinde köşe yazarı olarak çalıştı. 2004 yılında Bilim Sanat Felsefe Akademisi’nin kuruluşunda görev aldı ve 2008 yılına kadar burada Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yedirenk İletişim Grubunda Ajans Başkanı olarak görevine devam etmektedir. İLESAM, Türkiye Yazarlar Birliği, New York Bilimler Akademisi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesidir. İngilizce, Arapça ve Farsça biliyor. YAYINLANMIŞ ESERLERİ• Bilim Penceresinden• Bilim nereye koşuyor?• Uzay’da Hayat Var. Tercümeleri:• Asil Nadir Olayı (Tim Hindle)• The Brotherhood (Stephan Knight)• The Last Cry of the Swan (Çanakkale Destanı)• Konuş Benimle Angel (Evelyn Valarino)• The Garden of Besmeleh

KEMAL ÇİFTÇİ DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  751387

-