22 OCAK 2020 ÇARŞAMBA

GAZZE SALDIRILARI

2006 yılında Filistin’de yapılan seçimlerden galip ayrılan taraf Hamas oldu. Ancak ne İsrail, ne de uluslararası kamuoyu Filistin halkının demokratik tercihlerine saygı gösterdi.


GAZZE SALDIRILARI

Yaklaşık iki yıl boyunca Filistin'e karşı siyasi ve ekonomik alanda uygulanan ambargolar milyonlarca insan için bir hayatta kalma sürecine dönüştü. İsrail, bu süreçte özellikle Gazze'yi bir açıkhava hapishanesine dönüştürdü. Bu süreçte Filistin'de işsizlik %80, fakirlik %75 ve enflasyon da %200 oranında arttı.

Saldırılarını gün geçtikçe yoğunlaştıran İsrail'in, 27 Aralık 2008'de başlayıp 17 Ocak 2009'a kadar süren hava ve kara operasyonunda 1.500 kişi hayatını kaybederken 5.500 kişi de yaralandı. 20 binin üzerinde bina yıkılırken, yüzlerce sanayi tesisi ve işyeri, binlerce dönüm tarım arazisi, okullar, hastaneler ve şehrin tüm yaşam alanları yerle bir edildi.

İsrail yönetimi tarafından yalanlanmasına karşın, İsrail ordusunun Gazze'de konvansiyonel olmayan yeni silahlar denediğine dair ciddi bulgular mevcut. Yeni Silahlar Araştırma Komitesi (New Weapons Research Committee), 2006'da Lübnan'dakine benzer şekilde İsrail'in Gazze'de, beyaz fosfor, yoğun ağır metal patlayıcı (DIME), termobarik bombalar, misket bombası ve uranyum mühimmat kullandığını ve sivil halk üzerinde yeni silahlar denendiğini duyurdu. Komite, ellerinde bulguları destekleyen doktor raporları ve tanık ifadeleri olduğunu belirtti. Norveç Yardım Komitesi tarafından bölgeye gönderilen doktorların açıklamaları da benzer yöndeydi. Norveçli doktorlar, Gazze halkı üzerinde ağır metal içeren patlayıcılar kullanıldığını ve yeni silahlar denendiğine ilişkin ciddi şüpheler taşıdıklarını açıkladılar.

Türkiye'den bölgeye giderek konu ile ilgili gözlemlerde bulunan yöneticilerimiz, İsrail'in kullandığı bombaların nüshalarını kum içerisinde İstanbul'a getirerek Yıldız Teknik Üniversitesi laboratuarlarında tetkik ettirdi ve bu bombaların fosfor bombası olduğunu isbat etti.
İsrail, Gazze'ye gerçekleştirdiği bu operasyondan beş yıl sonra bir kez daha korkunç bir soykırım operasyonuna girişti. 8 Temmuz 2014 tarihinde başlatılan ve İsrail'in defalarca bozduğu birkaç saatlik ateşkesler dışında 26 Ağustos 2014'teki ateşkese kadar devam eden operasyonda Gazze bir kez daha yerlebir edildi. BM okullarına varıncaya kadar eğitim yuvalarının, ibadethanelerin, hastanelerin, elektrik santrallerinin, sivillere ait ev ve işyerlerinin, kamuya açık alanların hunharca bombalandığı operasyonda 2 binin üzerinde sivil hayatını kaybederken, 10 binin üzerinde Filistinli ise yaralandı. Dünya devletleri ve uluslararası kuruluşlar yaklaşık iki ay boyunca olup bitene seyirci kalırken İsrail insanlık suçlarıyla dolu bu kanlı operasyonu dünyanın gözü önünde yönetmeye devam etti.

İsrail İçişleri Bakanlığı, Gazze'ye 2014 Temmuz'da başlayıp 50 gün süren saldırıların ‘hukuka uygun' olduğunu savundu. Saldırılarda, çoğunluğu sivil 2 binden fazla insan yaşamını yitirdi, 11 binden fazla kişi yaralandı, 17 bin 200 ev, 73 cami ve 24 okul tamamen yıkıldı ve binlerce bina hasar gördü. Raporda, “Dışardan bakanlara apaçık sivil hedeflerin ayrım gözetmeksizin vurulduğu yönünde intiba bıraksa da, sadece sivil gibi görünen askerî hedeflere yönelik saldırılar meşrudur. Çünkü bunlar terör örgütlerinin askeri operasyonlarının bir uzantısıdır” iddia edildi. Bakanlık, resmi olmayan rakamlara göre 2 binden fazla sivilin hayatını kaybetmesine “Talihsiz” demekle yetinirken, bu kayıpların silahlı grupları siviller arasında hareket etmesi nedeniyle gerçekleştiğini iddia etti.

İnsan hakları kuruluşu Uluslararası Af Örgütü'nün Gazze savaşıyla ilgili hazırladığı raporda “İsrail'in Refah'ta 1 Ağustos ve 4 Ağustos arasındaki saldırılarının savaş suçu ve insanlığa karşı işlenen suç içinde değerlendirilebileceği” belirtildi. Af Örgütü Müdürü Philip Luther, “İsrail'in, Hadar Goldin'in kaçırılmasını engellemek için Refah'taki yerleşim alanlarında yaptığı aralıksız ve çok büyük bombardımanda savaş suçu işlediğine dair güçlü kanıtlar olduğunu” söyledi. Örgüt, Refah'taki bombardımanda araçların, ambulansların ve yayaların da rastgele hedef alındığını belirtti. 

Filistin Milli İnisiyatifi Hareketi Genel Sekreteri Mustafa el-Bergusi ise, İsrail'in 2014 yılında gerçekleştirdiği saldırılarda nerdeyse iki nükleer bombaya eşdeğer 21 bin ton patlayıcı kullandığını ifade etti.

Uluslararası Çocukları Savunma Hareketi tarafından hazırlanan rapora göre ise, İsrail'in Temmuz 2014'te başlayan ve 51 gün süren saldırılarının akabinde Gazze Şeridi'nde binden fazla çocukta kalıcı sakatlık oluştu.

Gazze'de yaşanan bu süreç sonucunda işsiz sayısı 213 bine yükseldi. Gazze'deki İşçi Birliği, 330 bin işgücünün bulunduğu bölgede 213 bin kişinin işsiz olduğu, işsizlik oranının %60, yoksulluk oranının ise %70 olduğu açıklandı. Dünya Bankası tarafından 2015 Mayıs ayında yayımlanan raporda, Gazze'nin dünyada işsizlik oranının en yüksek bulunduğu yer olduğu açıklanmıştı. Raporda, Gazze ekonomisinin çöküşün eşiğinde olduğuna işaret edilerek, “1,8 milyonluk Gazze nüfusunun %43'ü işsiz ve bu dünyadaki en yüksek oran. Genç işsizlik oranı da geçen yılın sonunda yaklaşık %60'a ulaştı” denilmişti.

Gazze'de belli aralıklarla gerçekleşen bu operasyonlar İsrail'in hiçbir uluslararası sözleşmeyi, hiçbir hukuku tanımayarak bu soykırım hareketini sürdürdüğünü gösteriyor. Yaşananlar önümüzdeki yıllarda da Filistin topraklarında benzeri kanlı operasyonların gerçekleştirilmek istendiğine işaret ediyor.

GAZZE

Yorum Yaz

  572586

-