23 EKİM 2017 PAZARTESİ

GAZZE’Yİ AÇIK HAVA HAPİSHANESİNE DÖNÜŞTÜRECEK DUVAR

İsrail’in duvar inşaası ile ilgili olarak uygulamış olduğu harita, tamamı ile tek taraflı planlanmış bir projedir. Duvarın tesis amacının yukarıda da ifade ettiğimiz gibi güvenlik nedeni ile olmadığı görülmektedir.


GAZZE’Yİ AÇIK HAVA HAPİSHANESİNE DÖNÜŞTÜRECEK DUVAR

FİLİSTİN HALKININ DUVARA KARŞI ÇIKIŞ NEDENLERİ: SİYASAL VE EGEMENLİK GEREKÇELERİ

BM Milletler Antlaşmasının 2/4 maddesine aykırı şekilde kuvvet kullanımı veya tehdidi ile toprak kazanımı sağlamaya yönelik yapılan duvarın meşru olarak kabul görmesi mümkün görünmemektedir. Bu anlamda Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkı ile de bağdaşmamaktadır. Duvarın tamamlanması ile yaklaşık 160.000 dönüm tarım arazisine İsrail tarafından el konulması ve bu arazilerin Yahudi Yerleşimcilerine verilmesi gündemdedir. Yine ayrıca duvar ve yan mevzileri ile birlikte binlerce dönüm arazi kullanılamaz hale getirilmektedir.

Yine duvar nedeni ile yaklaşık 500.000 insanın yerinden edilmesi söz konusudur. Bu yoğunlukta bir değişimin sosyal ve ekonomik sonuçlarının İsrail tarafından giderilmeyeceği şimdiye kadar olan uygulamalardan anlaşılmaktadır. Untitled-1_9Ailelerin yurtlarından edilmesi ve nihayetinde mülteci duruma düşürülmesi mevzubahis olduğu gibi yeniden yurtlanmalarını temin etmek on yıllara tekabül edecek bir süreye yayılacaktır.

Duvar nedeni ile Gazze benzeri açık hava hapishanesine dönüşecek bir bölge de sözkonusu olacaktır. Doğu Kudüs ile Batı Şeria arasında kalacak 100.000 üzerinde Filistinlinin hangi statüye sahip olacağı belirsizdir. Bu hukuksuzluk ve belirsizlik hali yeni mağduriyetlere sebebiyet vereceği gibi yeni güven sorunlarına da yol açacak bu kez İsrail yönetimi yeni hamlelere başvuracaktır.

İki toplumlu bir ülkeden tek toplumlu bir devlete dönüşüm için bu kargaşa ve şiddet sarmalına İsrail'in ihtiyacı olduğu açıktır.

Kanaatimizce İsrail, artık çağdışı ve ilkel bir sistem olan ırkçı devlet hedefine sahip tek ülke olma özelliğine sahiptir. Yahudi devleti olma amacı ile uzun süreli hamleler ortaya konulmakta ve bu ana amaca yönelik aracı planlar uygulanmakta olduğu tecrübe edilmektedir.

Duvarların inşaa sürecinin sancılı olduğu, devamlı surette hak ihlallerine sebebiyet verdiği görülmektedir. Duvar ile ilgili olarak 1100 hektarlık alan müsadere edilmiş ve 80.000 civarında ağaç kesilmiştir. Müsaadere işlemlerine yapılan itirazlar, yüzeysel incelemeler ile reddedilmiş ve özellikle menfaat dengesi gözetilmemiştir.

Alternatif çözümler değerlendirilmediği gibi duvarların tesis edileceği mahallerde değişiklik talepleri dahi kabul edilmemiştir. Daha önce de ifade ettiğimiz üzere duvarların inşaası özellikle Filistin halkına ait araziler üzerinde kurulduğu ifade edilmekle bu husus aynı zamanda eşit yurttaşlık hak ve ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir.

Tüm açıklamalarında İsrail yönetimince vatandaşları arasında ayrım gözetilmediği iddia edilmekle birlikte hiçbir Yahudi yerleşimcinin arazisinin müsadere edilmemiş olması bu ayrımın bariz örneğidir.

 

PSİKOLOJİK VE SOSYAL GEREKÇELERİ

İsrail yönetiminin yukarıda ifade bulan eylemleri nedeni ile, birlikte yaşama ihtimali tamamiyle ortadan kalkmaktadır. Özellikle Filistin halkı nezdinde İsrail Yönetimine karşı güvensizlik had safhadadır. Öfke ve nefret duyguları ise bu tarz uygulamalar nedeniyle daha artmakta ve coğrafyanın kanamasına yol açmaktadır. Bu tarz tek taraflı, ırkçı ve güvensiz eylem ve işlemlerin özellikle çocuklar üzerindeki olumsuz etkisi de yadsınamaz. Olumsuz şartlarda yetişen bu neslin her iki toplum için de tehlike arz edecek olması sürpriz olmayacaktır.

Bu duvar ve İsrail'in uyguladığı güvenlik temelli politikalar binlerce Filistinli sivilin yaşam hakkına zarar vermektedir. Sivillerin ve özellikle çocukların açık hapishanelerde yaşatılması her yerleşim alanına geçişte türlü kontrol ve zorluklar ile karşı karşıya kalınması Filistinlilerin temel ihtiyacı olan eğitim ve sağlık hizmetlerine, kendi arazilerine, işyerlerine ulaşmalarını engellemektedir. Bu durumun açık bir insan hakları ihlali olduğu gözlerden uzak tutulmamalıdır. Gün içinde duvarın diğer tarafına geçmek durumunda olan Filistinliler, döndüklerinde de tekrar kontrollere tabi tutulmaktadır. Ayrıca duvar sebebiyle kimi çocuklar okullarına gidebilmek için kilometrelerce yol kat etmek zorunda kalmaktadır. Hastanelerle Filistinliler arasındaki uzaklık da bölge halkının sağlığını tehdit etmektedir. (http://www.bilgesam.org/Images/Dokumanlar/0-157-2014040735bs2011-1-203-223.pdf )

Untitled-1_10

 

Yine özellikle göç zorunluluğu, duvarlar nedeni ile evlerinden ve köylerinden ayrılma durumu ailelerin birlikteliklerini yok etmektedir. Yıllarca aynı çevrede yaşamış insanların bir anda evlerinden ve arazilerinden edilmesi yanında bir de sosyal çevrelerinden edilmeleri riski mevcuttur. Bu zorlu yaşam koşullarına ayak uyduramayan aileler ülkeyi terketmek durumunda kalmaktadır. Bu halde de İsrail yönetiminin asıl amacı olan tek yaşamlı, sadece Yahudilerden oluşan devlet idealine uygun düşmektedir.

Şu an savaş ve İsrail Yönetiminin uygulamaları nedeni ile Filistin dışında yaşayan Filistinlilerin nüfusu Filistin içinde yaşayanların 3 katı olduğu düşünülmektedir. Halihazırda Filistin içinde ve dışında yaşayan Filistinlilerin toplam nüfusunun 12 milyon olduğunu ancak bunun 4 milyon 600 bininin Filistin'de yaşadığı ifade edilmektedir. Bu rakamın da bir kısmı ülke içerisinde mülteci durumunda olduğu düşünülür ise durumun vehameti daha iyi anlaşılabilir.

İsrail Yönetimi halen boşaltılan araziler karşılığında yeni alanlar tahsis ettiğini iddia etmektedir. Fakat tahsis edilen araziler ile el konular arasındaki maddi değer farkları yanında yaşama alanı kıyaslaması açısından da uygunluk göstermemektedir. Yeni yaşam alanına adapte olamayan insanların hem kendi toplumları içerisinde hem de ülke içerisinde yığınla suç ya da başkaca sorunlara sebebiyet verildiğinden bahsedilmektedir.

Yorum Yaz

  609866