GIDALARIN IŞINLANDIĞINI NASIL ANLAYACAĞIZ?

Bürokrasi ve akademik çevreler yaptıkları her işten kendilerini değil de ondan yararlananların sorumlu olduğunu ileri sürerler. İnsanların her şeyi bildiği ve bilmesi gerektiği varsayımı ile hareket ederler. Oysa kendileri dahi -bırakınız ilgilerinin dışındaki dallardaki meseleleri- bazen kendi yaptıkları konusunda dahi yeterince bilgili değildiler.


GIDALARIN IŞINLANDIĞINI NASIL ANLAYACAĞIZ?

Ürünler üzerine çeşit çeşit logolar yerleştirilir. İnsanlar çoğunlukla bu logoların insanları bilgilendirdiği ve iyi bir amaca hizmet ettiğini düşünebilirler. Bazen öyledir de. Lakin insanlar bu kadar çok logo veya ikonun amacını nereden bilebilirler ki? Özellikle de çocuklar nasıl bilecekler?
Bir logo bazen ciddi bir uyarı amacı da taşıyor olabilir. Mesela yukarıdaki bu “radura” adı verilen sembol, çoğu kimse farkında olmasa da söz konusu gıda veya ürünün radyasyona maruz bırakıldığını anlatıyor.

Renk yeşil, içerik isek tabiat ve güneşi temsil eden ilgi çekici bir logo. Zaten amaç tehlikeyi haber vermek değil. Aksine cazip göstermek... Oysa bu logonun yer aldığı ürünlerin sindiriminin güç olduğunu ve de kanser yapabildiğini nerende bilebiliriz ki?
Bürokrasi ve akademik çevreler yaptıkları her işten kendilerini değil de ondan yararlananların sorumlu olduğunu ileri sürerler. İnsanların her şeyi bildiği ve bilmesi gerektiği varsayımı ile hareket ederler. Oysa kendileri dahi -bırakınız ilgilerinin dışındaki dallardaki meseleleri- bazen kendi yaptıkları konusunda dahi yeterince bilgili değildiler.

GIDA BAKANLIĞI VE ATOM ENRJISI BU KONUDA NE DÜŞÜNÜYOR?
Bu hususta düzenleme yapan kuruluş Gıda, tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'dır. Denetlemeden de aynı bakanlık sorumludur. Denetlemeden kasıt ise, ürünlerine radyasyon veren firmaların bu işlemleri mevzuata uygun yapıp yapmadıkları ve radyasyon verdikleri gıdaların ambalajlarına “ışınlama yapılmıştır” ibaresi ile ilgili ikonu koyup koymadığına bakmaktır.

Denetim yapılıyor mu? Yapılmadığı kesin. Zira bu hususta Bakanlığın yıllık raporlarında hiç temas edilmemektedir. Kaldı ki temas ettiğimiz Bakanlık çalışanlarının pek çoğunun konu hakkında herhangi bir vatandaştan daha fazla bilgisi olmadığı görülmektedir.
Konun bir başka boyutu ise Işınlama İşlemi yapan tesislerin denetlenmesidir. Bu hususta ruhsatlandırma ve denetleme yetkisi ise Türkiye Atom Enerji'si Kurumu'na aittir. Çünkü konu radyasyondur ve tabii olarak da onun görev alanına görmektedir.

Hem Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) hem de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı' nın işlemin zararsız olduğunu düşündüğü için izin vermekte ve hukukîleştirmektedir. Hukukileştirmemim yanı sıra TAEK, ürünleri radyasyonlamak için SANAEM isimli tesis bile kurdu.iii
Bizi radyasyonun risklerinden korumakla görevli kurum, hepimizin radyasyona maruz kalması için çalışıyor. Tipik bir batılı kurumdan tek farkı, başlında Türkiye ibaresi olması!

Gerisi batılı zihnini tipolojik yapılanması... Sitelerini incelediğinizde ticari bir kurumdan öte bir şey elde etmek güç ve biz bunlara emanetiz.

2012 yılında İstanbul Ticaret Odası'nda yapılan etkinlikteiv ve dağıtılan bilgi notlarında taraflar söz konusu radyasyon işleminin hiçbir zararının olmadığını iddia etmektedirler. İşi ilginç kılan yönlerden biri ise Trakya bölgesinde kurulu tesisi gıda Radyasyonlama tesisinin sahibi İTO'nun eski başkanıdır.

GIDA BAKANLIĞI VE ATOM ENRJİSİ BİLİMSEL ÇALIŞMA YAPTI MI?
Bir konuda iddiası olan kurumsal ki bunlardan biri devletin Bakanlığı, diğeri ise ülkenin radyasyonla ilgilenen kurumudur. Onların iddiası gıdalara radyasyon verilmesi, o gıdalarla beslenen canlılara zarar vermediği şeklindedir. Peki, bu kurumlar bunu nereden biliyorlar?

Herhangi bir bilimsel çalışma yapmış mıdırlar?
Elbette kendi yaptıkları yahut yaptırdıkları bilimsel bir çalışma dolayısıyla sübuta ermiş delilleri yok. Olsaydı yayınlamaktan asla geri durmazlardı. Dahası onlar böyle bir dertleri yok ki, bilimsel bir çalışmaya imza atma ihtiyacı duysunlar. Kaldı ki daha önce benzer hiçbir konuda da özellikle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı' nın çalışması da mevcut değildir.

Onlar ağabeyleri durumundaki AB organları ve ABD'nin FDA'sı ne buyuruyorsa onları fetva yahut da bilimsel veri olarak yeterli görüyorlar. Zaten FDA modern dünyanın bilimsel kıblesi dolayısıyla da bu tür oluşumların kabesidir. O bir şeye “zararlıdır” diyorsa mutlaka zararlıdır. Yararlıdır diyorsa da yararlıdır. Dün yumurta ve tereyağı için zararlı demişti bizimkilerde aynı masalı anlattılar halka.

TOPLUM KONU HAKKINDA BİLGİLİ Mİ?
Etiket üzerindeki radyasyon verilmiş anlamındaki işaret olsa da çoğu kimse bunu ne anlama geldiğini bilmiyor. Ya hiç duymamış, ya da duysa dahi riskleri konusunda hiçbir bilgiye sahip değil. Genel algı “zararlı olsa devlet izin” vermez. Oysa nite zararlı eylemler var ki devletle eliyle yapılıyor. Mesela bazı batı ülkelerinde uyuşturucu kullanmak serbesttir. 1950'lere kadar Türkiye devlet olarak uyuşturucu ticareti yapmakta idi. Yine 1920'lerden bu yana alkol ve sigara üretip sattı. Yine devlet şans oyunları işletmeciliği yaparak, umut tacirliği yapıyor. Milyonlarca kişiden para toplayıp birkaç kişiye dağıtıyor. Örnek çoğaltılabilir, modern devlet denilen mekanizma her zaman tepedeki yöneticinin istediği gibi işlemez. Hele bu tür tali mesele gibi görülen konularda hiçbir zaman halk lehine değil, bürokrasiyi etki altında tutanların arzuları doğrultusunda ilerler.

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de gıdalara ‘ışınlama' adı altında raf ömrünü uzatmak için ‘RADYASYON' verildiğini biliyor musunuz?

tablo_1

Seçkin bir ziyaretçisi olan www.gidahareketi.org takipçileri gıdalara radyasyon verilmesi konusunda birçok haber ve makaleyi okumuşlardır. Buna rağmen burada yapılan ve yukarıda verilen anket sonucuna göre büyük çoğunluk yani %77,71'nin sorunu ilk kez bu ankette duyduğunu ifade etmesi bile bilgilendirme faaliyetinin yeterli olmadığını gösteriyor.

Türkiye gibi birçok ülkede de radyasyon verildiği etikette yazı ve sembolle belirtilmemektedir. Endüstrileşme her ne kadar hâlâ adına “gıda” denilse müdahaleye maruz kalmış tohum, üretim süreçlerinde kullanılan sentetik gübre ve ölümcül pestisitler, radyasyon vb gördüğü endüstriyel işlemler, eklenen zararlı katkı maddeleri ve ambalajları gibi pek çok uygulama nedeniyle gıda olma vasfını çoktan yitirmiştir. Ana sorun ise büyük hâlâ bu gerçeğin farkında ol(a)mamasıdır.

 

 

 

 

 

Yorum Yaz

  467373

-